Şu an itibarıyla Amerika ile İran arasında bir barış sağlanmış görünüyor.

14 maddeden oluşan anlaşmaya göre İran Amerika’nın çok önem verdiği nükleer programından geri adım atıyor ve asla nükleer bomba üretmeyeceği konusunda söz veriyor.

Amerika da bunun karşılığında İran’a olan yaptırımların kalkacağını söylüyor.

Hürmüz Boğazı tekrar açılacak, mayınlar temizlenecek, Amerika bölgedeki askeri varlığı artırmayacak, mevcutların bir kısmını da geri çekecek.

Bu anlaşmanın sağlanması Pakistan’daki toplantılar sayesinde oldu.

Pakistan devlet başkanı Şahbaz Şerif Şerif Ulusal Meclis’te yaptığı konuşmada, 3 ay 16 gün süren yoğun çabaların ardından yeni bir dönemin başladığını vurguladı.

Şerif, süreçteki “liderliği ve işbirliği” dolayısıyla Erdoğan’a şükranlarını sundu.

Benzer bir açıklamayı Trump da yapmıştı hatırlarsanız, Erdoğan’ı göklere çıkardıktan sonra “sürecin başından beni birlikte çalıştık, çok değerli katkıları oldu” demişti.

Burada kamuoyunun anlamadığı şu; sahi Erdoğan bu barış anlaşmasının sağlanması için ne yaptı?

Bunu bilmiyoruz, belki tahmin edebiliriz.

Ancak süreç boyunca Türkiye’nin adı pek geçmedi, Pakistan’daki toplantılara katılmadık.

Muhtemelen İran’ın iknası için çabalar olmuştur, Amerika’yı ikna etmek için de belki bazı girişimlerde bulunulmuştur.

Bunları öğrenmek bu milletin hakkı değil mi?

Ne yapıldığını neden tane tane anlatmıyorlar da algı oluşturmaya yönelik “Türkiye’nin büyük katkısı” diyerek yapılanları gizli tutuyorlar acaba?

Seçime doğru belki propaganda amacı olarak kullanılır da biz de öğreniriz Erdoğan’ın yaptıklarını.

Ne bileyim belki biz de gurur duyma şansı yakalarız.

GÜNÜN SÖZÜ:

Bugünün dünyasında birbirinin canına kastederek savaşan ABD ile İran anlaşıyor, el sıkışıyor…

İktidar yolunda tek olan CHP, ne uğruna olursa olsun, birbirini yok etmeye çalışıyor, el sıkışmıyor…

Yazıklar olsun!..

Ahmet ÜSTÜN

ŞAKA GİBİ

Hangi partiden milletvekilisin?

Geçen hafta İyi Parti milletvekili Lütfü Türkkan’ın bir sosyal medya paylaşımını gördüm.

Türkkan, yolculukları ve cezaevi ziyaretleri sırasında ehliyet ya da güvenlik kontrolü yapan polis ve jandarmaya rastladığını belirterek “milletvekili olduğumu belirttikten sonra ‘hangi partiden milletvekilisiniz’ sorusuna muhatap oluyorum” diyor.

Bu tür uygulama ile birkaç yıldır karşılaştığını söyleyen Türkkan “Bunu izah edecek tek soru var aklımda, parti devleti olduk da haberimiz mi yok” diye soruyor.

Gerçekten hem komik hem de şaşırtıcı bir durum.

Gerçi Türkkan’ın paylaşımında hangi partiden milletvekili olduğunu söylemesinden sonra farklı bir muamele yapılmadığı anlaşılıyor ama polis-jandarma bir milletvekiline neden hangi partiden olduğunu sorar ki?

Tahminim şu; eğer milletvekili AKP’li olursa saygıda kusur etmekten çekiniyor olabilirler.

DİKKATİMİ ÇEKEN ŞEYLER

Elektronik oylamaya dikkat

Kulislerde baskın seçim, erken seçim sözleri çok dolaşıyor.

Her ne kadar kimi AKP’liler “erken seçim falan yok” dese de birtakım hazırlıklar yapıldığı da gizlenemiyor.

Örneğin AKP İstanbul il başkanlığı bütün kenti “İstanbul beklemez” afişleriyle donattı.

Ketin birçok noktasındaki billboardlarda kentsel dönüşümden ulaşıma, eğitimden sağlığa, gençlik yatırımlarından çevre projelerine kadar İstanbul’da devam eden yatırımlar ve hizmetler kamuoyuyla paylaşılıyor.

Bu arada pek çok vatandaş seçim hilelerine karşı parmak boyasının geri gelmesini isterken iktidar “elektronik oylamayı” hayata geçirmek için sessiz ve derinden çalışıyor.

Bunun ilk denemesinin yurtdışı oy kullanmada yapılacağı yönünde bilgiler geliyor.

AKP elektronik oylamaya geçer mi?

Geçmesine geçer de bu toplumda “büyük hile olacak” kanaatinin önüne geçemez.

ÇOK GÜLDÜM

Ne güzel Fransa ırkçılık yapmamış

Dünya kupasını izliyor musunuz?

Bana sanki çok fazla ilgi yok gibi geliyor.

İlk maçta yenilmemizin yarattığı mutsuzluk ve maçların gece yarısından sonra olması sanıyorum bunda çok etkili.

Tabii hafta sonu Paraguay’ı yenmemiz halinde durum değişebilir.

Dünya Kupasında en ilginç takımlardan biri Fransa.

Maça çıkan ilk 11’de 9 futbolcu siyahi; sadece ikisi beyaz.

Ama Fransa beyazların ülkesi.

Bu futbolcular sömürge ülkelerinden devşirilen Fransız vatandaşı futbolcular.

Merak ediyorum Fransa’da medya ya da siyasi çevreler siyahi futbolcularından söz ederken kökenlerinden söz ediyor mu yoksa doğrudan “Fransız” mı diyor?

Kendileri olunca böyle davranıyorlar ama örneğin sıra bizim ülkeye gelince hemen etnik farklılıkları körüklemeye çalışıyorlar.