Tarih 13 Ekim 2022’yi gösterirken AKP ve MHP’liler meclisten bir yasa geçirdiler.
Kamuoyunda “dezenformasyon yasası” olarak bilinen bu yasa, muhalefeti susturma ve cezalandırma yasasıydı aslında.
“Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” ve “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” diye geçen bir cümle var bu yasada ve hemen hepimizin en büyük derdi haline geldi.
İktidar hesapta sosyal medyada isimsiz bazı hesaplar üzerinden yayılan yalan haberleri önlemek için çıkarmıştı bu yasayı.
İtiraz ettik, “Gerekçe mantıklı gibi gözükebilir ama bu tür lastikli cümlelerle dolu yasalar kötüye kullanılırsa önü alınamaz” dedik.
Tam da dediğimiz oldu.
Aralarında benim de olduğum birçok gazeteci, televizyoncu, akademisyen, siyasetçi ki hepsi kamuoyunun yakından tanıdığı isimler bunlar, hakkımızda bu maddelere göre soruşturmalar açıldı, kimimiz gözaltına alınıp adli kontrolle serbest kaldı ama pek çok kişi de tutuklandı.
Açılan soruşturmalara konu olan paylaşımların neredeyse hiçbiri yalan değil ya da halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmiyor oysa.
Sadece iktidarın işine gelmiyor, o kadar.
O zaman ne yapıyorlar? Bu yasaya sığınarak soruşturmalar, davalar açıyorlar, kişilerin aşağılanmasına, kirlenmesine neden oluyorlar.
Son kurban Nasuh Mahruki.
15 Temmuz’la ilgili bir paylaşımı nedeniyle tutuklanan Nasuh Mahruki, aslında darbe gecesinden bu yana pek çok kişinin dile getirdiği bir konuyu farklı kelimelerle yazdı.
Hemen harekete geçildi ve Mahruki “halkı kin ve düşmanlığa tahrik ile yalan bilgiyi yaymakla” suçlandı.
Oysa Mahruki’nin tutuklandığı sırada Türkiye’nin her yerinde 15 Temmuz etkinlikleri, törenleri, anmaları yapılıyordu.
Ne kimse tahrik olup düşmanlık yaptı ne de kamuoyunda bu yalan denilen ifadelerin etkisinde kalan oldu.
Yapmayın Allah aşkına.
Düşünen insanları bu kadar zora düşürmeyin.
Hep söylediğim gibi “bu yol olur” yarın, öbür gün iktidar elden giderse aynı yöntemle sizin üzerinize gelinir.
KAFAMI BOZAN ŞEYLER
Bu kadar yapma Yusuf Tekin
Milli Eğitim’in başındaki kişi Yusuf Tekin her zamanki gibi yine sinir uçlarıyla oynayan sözler söyledi geçen hafta.
Dedi ki “Ben öğrenciyken, ders kitaplarını kırtasiyeye sipariş ediyorduk. 3-5 ay sonra geliyordu. Birinci yarıyıl bitmiş oluyordu. Ben öğrenciyken sınıflar 70 kişiydi. Sınıflarda soba bile yoktu, soba olan okul lüks kabul ediliyordu. Annelerimiz fileyle odun yollardı.”
Yusuf Tekin 1970 doğumlu.
Demek ki Tekin ilkokula 1977 yılında girmiş.
Ben 1970 yılında ilkokulu bitirmiş İstanbul Erkek Lisesi’nde yatılı okumaya başlamıştım.
Ne benim ilkokul dönemimde ne de Tekin’in okul hayatında ders kitapları 3-5 ay sonra gelmezdi.
Okullarda ya kalorifer vardı ya da soba, ben sobanın yanmadığını ve üşüdüğümüzü hiç hatırlamıyorum.
Peki Tekin “halkı yanıltıcı” bu bilgiyi niye veriyor?
Herhalde “biz gelmeden otomobil yoktu, buzdolabı, fırın da yoktu” diyebilen diğer partililere özenmiş olmalı.
GÜNÜN SÖZÜ
Oooo...
Dünya liderimiz, 24 yılda ilk defa bir CHP’linin görüşünü dikkate alarak tayt giyen valiyi yanlış da olsa görevden aldı...
Bu karar bir başlangıç olabilir mi?
Ne de olsa, butlancı CHP’yi kim taşıdı ana muhalefete?
Ahmet ÜSTÜN
DİKKATİMİ ÇEKEN ŞEYLER
Vali tayt yüzünden mi gitti?
Ardahan valisi Mehmet Fatih Çiçekli bisiklet sporunu sevdirmek için tayt giyerek bisiklete binince görevinden alındı.
Yaygın inanış ve yorumlar bu yönde.
Ama işin bir de başka boyutu var.
Valinin tayt giymesini CHP milletvekili İnan Akgün Alp mecliste konu etti ve “Tayt giyen vali mi olur, bu devlet ciddiyetine sığmaz” dedi.
CHP milletvekilinin yaptığı saçmalık.
BİRİNCİSİ: Bisiklete nasıl binilirse devlet ciddiyeti korunur?
İKİNCİSİ: Onca sorun varken bu saçmalığı mecliste konu etmek de neyin nesidir?
Ama merakım; bu vali gerçekten tayt giydiği için mi görevden alındı?
Çiçekçi, eski içişleri bakanı Ali Yerlikaya’nın özel kalem müdürlüğü ve bakanlık genel sekreterliğini yapmış.
Yani yeni bakanın “Yerlikaya ekibini temizleme operasyonuna” kurban gitmiş olmasın.
İmam Hatipli olan ve bütün kariyerini AKP döneminde yapmış biri bisiklete bisikletçi kıyafeti ile bindi diye görevden alınır mı?
Yoksa fırsattan istifade “CHP’ye bir de buradan vuralım” mantığı mı?