Ocak 2020’de kaybolan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan Doku’nun akıbetini ortaya çıkaracak soruşturmada sona yaklaşılıyor. Bu hafta büyük ihtimalle olayın bütün ayrıntıları netleşecek. Belki de nereye gömüldüğünü öğrenme şansımız olacak.

Gelişmeleri yorumlamadan önce (el altında bulunsun diye) derli toplu bir “Kim kimdir? Neyle suçlanıyor?” listesi yapalım:

Tuncay Sonel: Dönemin Tunceli Valisi. Gözaltına alındı. Soruşturmayı yanlış yönlendirmek ve cinayeti örtbas etmekle suçlanıyor.

Mustafa Türkay Sonel: Vali Tuncay Sonel’in oğlu. Tutuklandı. Gülistan Doku’ya tecavüz etmekle, hamile olduğunu öğrenince de öldürmekle suçlanıyor.

Erdoğan Elaldı: İl Özel İdaresi çalışanı. Gülistan Doku ile en son temas kuran kişi. “Kasten öldürme” suçlamasıyla tutuklandı.

Gökhan Ertok: İhraç edilmiş bir polis. “Gülistan Doku’nun telefon verilerine erişip son mesaj trafiğini silmekle (Kişisel verileri ele geçirip delil yok etmekle) ve suçluyu kayırmakla” suçlanıyor. Tutuklandı.

Şükrü Eroğlu: Vali Tuncay Sonel’in koruması. Valiyle birlikte soruşturmayı yanlış yönlendirip cinayeti örtbas etmekle suçlanıyor. Tutuklandı.

Çağdaş Özdemir: Dönemin Tunceli Devlet Hastanesi Başhekimi. Gülistan Doku’nun muayene için gittiği hastanenin yöneticisi ve hastane görüntülerini sildirmekle suçlanıyor.

Süleyman Önal ve Savaş Gültürk: Munzur Üniversitesi’nde teknik personel. Kamera kayıtlarını silmekle suçlanıyorlar.

Uğurcan Açıköz: Mustafa Türkay Sonel’in yakın arkadaşı. Olaydan önce Gülistan Doku’yla temas eden isimlerden biri.

Zeynal Abakarov: Gülistan Doku’nun eski erkek arkadaşı. Olaydan önce Gülistan Doku’yla temasta. Baş zanlılar arasında.

Cemile Yücer ve Engin Yücer: Zeynal Abakarov’un annesi ve üvey babası. Suç delillerini yok etmek ve gizlemekle suçlanıyor.

Umut Altaş: Baş şüphelilerden. Yurt dışına gitmiş. İtirafları soruşturmaya yön verdi.

Celal Altaş ve Nurşen Arıkan: Umut Altaş’ın anne babası. Delilleri karartmakla suçlanıyorlar.

***

Tunceli Başsavcılığı’nın soruşturmasında itirafçıların ifadelerinde ortaya çıkan iddia şu:

“Vali Sonel’in oğlu Türkay Sonel, Valiliğin kullanımındaki bir binada Gülistan Doku’ya tecavüz etti. Gülistan Doku, birkaç ay sonra mide bulantısı, baş dönmesi gibi belirtilerle Tunceli Devlet Hastanesi’ne başvurdu. Testler sonucunda hamile olduğu anlaşıldı. Mevzuatta bulunan yasal süre geçtiği için kürtaj yaptıramadı. Bebeği doğurmasını istemeyen Türkay Sonel, Gülistan Doku ile buluştu ve silahla vurmak suretiyle öldürdü.

Türkay Sonel, babasının çalışanlarıyla birlikte Gülistan Doku’nun cenazesini kırsal alanda gömdü. Bulunması ihtimaline karşı cenazenin yeri birkaç defa değiştirildi.

Gülistan Doku’nun kaybolmasının ardından aile konuyu kamuoyunun gündemine getirince Vali arama çalışmalarını başlattı. Vali Sonel’in koruması, Tunceli emniyetindeki polisler, Munzur Üniversitesi’ndeki teknik personel ve Tunceli Devlet Hastanesi yöneticileriyle birlikte kamera kayıtlarını, sosyal medya profillerini ve mesajlaşmaları temizledi.”

***

İddiaya göre Vali Sonel sadece delillerin karartılmasını organize etmemiş. Aynı zamanda cinayet soruşturması açılmasın diye olayla ilgili “kayıp şahıs ya da intihar” algısı yaratmış.

Gülistan Doku’nun aranmasına dair faaliyetleri sosyal medya üzerinden kamuoyuna aktarmış.

Aşağıdaki mesaj bizzat kendisi tarafından paylaşılmış:

“Gülistan Doku kızımızı arama çalışmalarına valiliğimiz koordinesinde 9. günde de Uzunçayır Barajı-Dinar Köprüsü civarında, Emniyet, Jandarma, AFAD ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’na bağlı su altı ekiplerimizce devam edilmektedir. Resmi açıklamamız dışındaki bilgi ve açıklamalara itibar etmeyiniz.”

Vali Sonel, bu algıyı ulusal basın aracılığıyla da bütün Türkiye’ye yaydı.

İşte o günlerde yayınlanan haberlerden birkaç spot:

- Anadolu Ajansı: “Ekipler, Gülistan Doku’nun son görüldüğü Dinar Köprüsü çevresinde ve Uzunçayır Baraj Gölü’nde arama çalışması yürütüyor.”

- Hürriyet: “Arama çalışmalarının Valilik koordinasyonunda sürdüğü, AFAD ve diğer ekiplerin baraj gölünde arama yaptığı bildirildi.”

- CNN Türk: “Uzunçayır Barajı’nda su akışı kesilerek, dalgıç ekipler tarafından arama yapıldı.”

- BBC Türkçe: “Yetkililer, Doku’nun en son köprü civarında görüldüğünü ve bu nedenle bölgede arama yapıldığını belirtiyor.”

Bianet gibi bağımsız medya organları, Gülistan Doku’nun ailesinin arama çalışmalarının yalnızca baraj çevrelerinde yürütülmesine tepki gösterdiğine dikkat çekmek istese de çok başarılı olamadı. Vali’nin istediği gibi Türkiye kamuoyu olaya kayıp şahıs ya da intihar olarak bakmaya başladı.

Vali Sonel, sadece medyayı değil Ankara’yı da yönlendirdi. Dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu barajın kapatılmasını ve arama yapılmasını istediklerini söylüyor. Soylu, “herkes sorgulandı” diyor ama Vali’nin talimatlarıyla ilerleyen soruşturmada sorgulananlar “Gülistan’ı en son nerede gördün” tarzı sorularla muhatap oldular.

***

Bu olay, devletin kritik noktalarında bulunan insanların soruşturma süreçlerini nasıl yönlendirebildiğini, ne kadar güçlü müdahalelerde bulunabildiğini gösteriyor.

Savcılığın üzerinde durduğu senaryo doğruysa, Vali Sonel işe yaramayacağını bile bile üç defa koca barajı boşalttırmış. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın su altı ekiplerini, polisi, jandarmayı ve AFAD’ı seferber etmiş.

Bir de utanmadan “Resmî açıklamalarımız (yani Vali Bey’in açıklamaları) dışındaki bilgi ve açıklamalara itibar etmeyiniz” demiş.

Şimdi bir düşünün: “İntihar”, “yüksekten düşme” ya da “kayıp” gibi yansıtılmış kaç cinayet bizler sadece resmî açıklamalara itibar edip üstüne gitmediğimiz için aydınlatılamadan kaldı?

Karar vericiler, siz düşünmeye Rabia Naz Vatan, Nadira Kadirova, Rojin Kabaiş, Yeldana Kahraman, Şule Çet gibi isimlerle başlayabilirsiniz.