Bugün yazacağım yazıyı özellikle AK Partililerin okumasını arzuluyorum.
Özellikle de Efkan Ala, Ömer Çelik, Hayati Yazıcı, Hüseyin Yayman gibi “demokrat” takılan AK Partililerin…
Zira demokrasi anlayışlarının nasıl sığlaştığını, kendi dönemlerinde “milli irade” kavramının içinin nasıl boşaltıldığını anlamaları açısından son derece çarpıcı örnekler vereceğim.
Malum, seçimler demokrasinin vazgeçilmezidir.
Milli irade seçimle tecelli eder.
Bağımsız seçimler ve halkın kendisini yönetecek yöneticileri seçmesi demokrasinin adeta son kalesidir.
***
Ne yazık ki AK Parti iktidarının son iki yılında seçim hakkı doğrudan hedef alınmaya başlandı.
Halkın seçimle başa getirdiği yöneticiler, devletin ve yargının gücü de kullanılarak devre dışı bırakıldı ve yönetim seçilmemiş insanların eline geçti.
Şu yöntemler izlendi:
- Seçilmiş belediye başkanları “terör” suçu işledikleri iddiasıyla tutuklandı. Yasa gereği bu durumda görevden alınan başkanların yerine kayyım atanıyor. Şu anda CHP’nin kazandığı Esenyurt, Ovacık ve Şişli belediyelerini kayyım yönetiyor. DEM Parti’nin kazandığı 10 belediye (Van, Hakkari, Mardin, Batman, Siirt, Tunceli, Halfeti, Bahçesaray, Akdeniz ve Kağızman) kayyım yönetiminde. Kayyımlar talimatı doğrudan iktidardan aldığı için kayyım olan yerlerin doğrudan olmasa da fiilen AK Parti’nin eline geçtiğini söyleyebiliriz.
- Seçilmiş belediye başkanları gözaltına alınıyor, rüşvet, irtikap, suç işlemek için örgüt kurmak gibi suçlamalarla tutuklanıyor ve görevden uzaklaştırılıyor. Bu durumda o kentin Belediye Meclisi’nde yeniden seçim yapılıyor. Bursa Büyükşehir Belediyesi, Bayrampaşa, Gaziosmanpaşa, Düzce Akçakoca gibi yerlerde yapılan seçimlerde belediye başkan vekilliği CHP’den AK Parti’ye geçti.
- Üçüncü yöntem ‘başkan transferi’ olarak karşımıza çıkıyor. Bazı başkanlar operasyonlardan çekindiğinden, bazı başkanlar iktidarın imkanlarından faydalanmak istediğinden AK Parti’ye geçmeyi fırsat olarak görüyor. Aydın, Afyon, Nevşehir gibi illerin başkanları bu yolla AK Parti’ye geçti.
Bu üç yöntem sayesinde 31 Mart 2024 günü yapılan yerel seçimlerde AK Parti dışındaki partilerin kazandığı 89 belediye (kayyımlar hariç) 2 Ağustos 2026 günü itibariyle AK Parti’nin eline geçmiş vaziyette. Belediye Meclislerindeki seçimlerle el değiştiren ilçelerle kayyımları da ekleyince 106 olan bu yerleşim yerlerinde yaklaşık 19 milyon kişinin yaşadığını görürüz. Bu yerlerdeki toplam seçmen sayısı da 13,5 milyon civarında. Bu da oy kullanan seçmen sayısının yüzde 25’i demek.
Bu verilerden yola çıkarak şunu söyleyebilirim:
3 Ağustos 2026 tarihi itibariyle 31 Mart seçimlerinde oy kullanan dört kişiden birinin iradesi gasp edildi.
***
Durum daha iyi anlaşılsın diye İstanbul’u detaylıca anlatacağım:
İstanbul’da 31 Mart gecesi 26 ilçeyi CHP, 13 ilçeyi AK Parti kazanmıştı. 2 Ağustos itibariyle CHP’li belediye sayısı 18’e düştü. AK Partili belediye sayısı ise 19’a çıktı. Esenyurt ve Şişli Belediyeleri de seçilmiş başkanlarına ilişkin suçlamalar temelsiz kaldığı halde hala kayyımın elinde. Kayyım görevini yürüten kaymakamların da AK Parti iktidarının emrinde olduğunu varsayarsak 31 Mart 2024 gecesi 26-13 olan tablonun 3 Ağustos 2026 itibariyle 18-21’e dönüştüğünü rahatlıkla söyleyebiliriz.
El değiştiren ilçelere tek tek bakalım:
Beykoz: Alaattin Köseler görevden uzaklaştırıldı. CHP, Özlem Vural Gürzel’i vekil seçti. AK Parti Gürzel’i transfer etti.
Gaziosmanpaşa: Hakan Bahçetepe tutuklanıp görevden uzaklaştırıldı. Belediye meclisi AK Partili Eray Karadeniz’i seçti.
Bayrampaşa: Hasan Mutlu görevden uzaklaştırıldı. Belediye Meclisi AK Partili İbrahim Akın’ı seçti.
Şile: Özgür Kabadayı tutuklandıktan sonra CHP’li Sacit Terzi Başkanvekili seçildi. Terzi AK Parti’ye geçti.
Tuzla, Çekmeköy: Eren Ali Bingöl ve Orhan Çerkez CHP’den seçildi ve AK Parti’ye katıldı.
Esenyurt ve Şişli: CHP’li Ahmet Özer ve CHP’li Resul Emrah Şahan görevden alındı, yerlerine kayyım atandı.
***
Yazının başına döneceğim ve ismini andıklarım başta olmak üzere tüm “vicdanlı ve demokrat” AK Partililere, MHP’lilere soruyorum:
Bu tabloyla gurur mu duyuyorsunuz?
Dört seçmenden birinin iradesinin hiçe sayıldığı bu durumu demokrasi ya da hukuk devleti açısından nasıl “normal” karşılıyorsunuz?
(“Onlar da yolsuzluk yapmasaydı” ya da “Onlar da terörle bağlarını kesseydi” dediğinizi duyar gibi oluyorum. Ancak Ankara ve İstanbul başta olmak üzere AK Parti döneminde yapılan yolsuzluklar ortadayken, Isparta Belediye Başkanı, Aziz İhsan Aktaş’ın 2019’da elde ettiği 120 milyon liralık haksız ihale geliri karşılığında verdiği Audi A8L makam aracına binerken bunlara kimse inanmaz.
Biraz önce aktardığım rakamlar dahi operasyonların asıl amacının belediyeleri almak olduğunu gösterirken böyle gerekçelerle bizi de kendinizi de kandıramazsınız.)