Özgür Özel’in Yeni Parti’nin kurmasının ardından yüz binlerce CHP’li partisinden istifa etti.

İstifa edenlerde büyük bir burukluk hissi gözleniyordu ama hiçbiri e-Devlet sitesindeki istifa tuşuna basmakta tereddüt etmemişti.

Zira, gidecekleri Yeni Parti’nin önünde büyük fırsatlar olduğunun ama kalacakları CHP’nin koridorlarında butlan ruhunun dolaştığını, partinin geçici olarak iktidarın dümen suyuna girdiğini çok iyi biliyorlardı.

***

Hafta sonu Kars’a gelmiştim. Okurlarımdan gelen “Yüreğime taş basıp babamın, dedemin partisinden istifa ettim” tarzı mesajlarını Kars’ta okurken aklıma rahmetli Ali Rıza Dedem geldi.

Bir dönem Cumhuriyet Senatosu’na da başkanlık eden Senatör Sırrı Atalay’la Halk Partisi için çalışırken Kars’tan kurultay delegesi dahi olmuştu.

Kendi tabiriyle Halk Partisi’ne o kadar bağlıydı ki Yahşi olan soyadını, Yahşi Ailesi Adalet Partili olunca kızıp değiştirmişti.

Ben gençliğimde sosyalist hareketlere ilgi gösterip CHP’ye mesafe koyunca da “Bütün çocuklarım komünist oldu, sen bari olma” diye sitem etmişti.

Bir gün bir dergide görsel olarak orak çekiç sembolleri bulunan bir makale okuduğumu görünce “Bu köpoğlunu da itirdik (kaybettik)” demişti.

Rahmetli iyi ki şimdi yaşamıyor.

İyi ki butlan rezaletine tahammül edemeyip CHP’den istifa etmek zorunda kalmıyor.

Eminim kahrolurdu ama yüreğine taş basıp o da zamanı geldiğinde dönmek koşuluyla tereddüt etmeden istifa ederdi.

***

CHP’li olup henüz istifa etmeyen bazı okurlarım mesajlarında fikrimi sormuş.

Ben CHP’li değilim. O nedenle fikrimi ne kadar ciddiye alırlar bilmiyorum.

Ancak CHP’li olsaydım bir dakika dahi tereddüt etmeden istifa ederdim.

Çünkü siyasi parti demek isim, sembol ya da binadan ibaret değildir.

Siyasi parti tabanıyla, teşkilatlarıyla canlı bir organizmadır.

Şu anda CHP bildiğimiz CHP değil.

Ne yazık ki CHP demek “butlan” demek.

Geride kalan, butlan ile göreve gelmiş CHP’lilerin işi gücü, iktidarı bırakıp Yeni Parti’ye saldırmasının başka hangi gerekçesi olabilir ki?

Butlan demek iktidar ve yargı destekli, tabansız parti yönetimi demek.

Sıradan bir salon toplantısında koltukları doldurmak için parayla figüran toplamak başka nasıl izah edilebilir ki?

Şu anda CHP iktidar tarafından rehin alınmış vaziyette.

Ne yazık ki butlancılar devletin, iktidarın ve yargının bütün desteğini almış ve o güç sayesinde parti içi mücadeleye geçit vermiyor.

İstedikleri gibi il başkanı, milletvekili, belediye başkanı ihraç ediyorlar. Yerlerine zincir marketlere şube atar gibi il başkanı, ilçe başkanı atıyorlar.

CHP tüzüğünü dahi takmıyorlar (Taksalar bir an önce parti meclisi ve genel başkan seçimli kurultay toplarlardı).

***

Gerekçelerim daha bitmedi.

En önemli gerekçem şu olurdu:

CHP bir muhalefet partisiydi. İktidarın yanlışlarını teşhir edip vatandaşın sorunlarına çözüm üretmesi gerek bir partiydi. Ancak Butlan CHP’si sadece iktidar ittifakının bir parçası gibi.

Baksanıza,

Ülkede enflasyon düşmüyor, işsizlik düşmüyor.

Hayat pahalılığı cehennem gibi. Emeklilerin, emekçilerin ücretleri yerinde sayıyor. Ülkenin yüzde 3’ü zenginleştikçe yüzde 97’si fakirleşiyor. Orta direk diye bir şey bırakmadılar. En büyük sorun geçim derdi.

Kamuda yolsuzluklar, israf almış başını gitmiş. Davet usulü ihalelerde devletin milyarları gidiyor ama bize CHP’li belediyelere operasyonları göstererek adeta “kuşa bak” diyorlar.

Bu düzene itiraz edenlerin de başına gelmedik kalmıyor.

Memleket açık hava cezaevi gibi. İnsanlar düşüncelerini ifade etmeye korkuyor. Memlekette operasyonlardan, tutuklamalardan başka gündem yok neredeyse...

Ancak bunların hiçbiri butlan CHP’sinin gündeminde yok.

Onların bütün işi gücü sürekli MYK toplayıp ihraç kararları almak, yeni partiye iktidar medyasından daha sert saldırmak!

***

Daha sayayım mı?

Bence yeterli bunlar.

Halbuki Türkiye’nin umuda ihtiyacı var. İktidar alternatifi olacak güçlü bir siyasi harekete ihtiyacı var.

O hareketin de her şeyden çok cesarete ve umuda ihtiyacı var. Bir de stratejik akla.

Butlan CHP’sinde kalanlar, kendi konfor alanlarında bir süre daha oyalanıp siyasete veda etmeye hazırlanıyor.

Yeni Parti’ye geçenlerin ise (mücadelenin getireceği risklere ve baskılara rağmen) hala siyaset yapma cesaretleri ve Türkiye’yi değiştirme umutları var.

***

Yazımı rahmetli Bülent Ecevit’in çıkış yaptığı dönemde Ünol Büyükgönenç’in 1977’de besteleyerek söylediği “Yeni Bir Türkiye” şarkısının sözleriyle bitirmek istiyorum.

Belki siyasette yeni bir yol arayan cesur insanlara ilham verir:

“Müjdemiz var, dostlar, gözümüz aydın

Kalkınan, bağımsız, güçlü ve saygın

Yeni bir Türkiye doğacak bizden

Kardeşi kardeşe düşman olmayan

Ana yüreğine acı dolmayan

Zulmün, işkencenin yeri olmayan

Yeni bir Türkiye doğacak bizden

Ak günlere doğru, hepsi umutlu

Kırk milyon el ele, her biri mutlu

Özgürlük soluklu, barış soluklu

Yeni bir Türkiye doğacak bizden

Öyle ki ne ezen ne de ezilen

İnsancasına ve hakça bir düzen

Halk iktidarını kurup yükselen

Yeni bir Türkiye doğacak bizden”