“Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü Davası” dün Silivri Cezaevi’nde görülmeye başlandı.
24 gün sürecek duruşmalarda yedisi belediye başkanı 200 sanık var.
İddianamede davanın bir numaralı sanığının ve suç işlemek amacıyla kurulan çetenin liderinin Aziz İhsan Aktaş olduğu belirtiliyor.
Kendisi 704 yıla kadar hapis talebiyle yargılanıyor.
***
Soruşturma aşamasında “İtirafçı” oldu ve ihale aldığı bütün CHP’li belediyelerle ilgili iddialar ortaya atarak bazıları belediye başkanı olmak üzere çok sayıda belediyecinin tutuklanmasına neden oldu.
Bu sayede “etkin pişmanlık” hükümlerinden faydalandı ve serbest kaldı.
Bir süre “ev hapsi” yaptırımıylaydı.
Ancak kısa sürede ev hapsi yaptırımı da ortadan kalktı ve şu anda kurucusu ve lideri olduğu çetenin davasında “tutuksuz sanık”.
Bu süreçte bazı şirketlerine TMSF kayyum atadı.
Ancak kendisinin, aile yakınları üzerine başka şirketler kurup, kamudan ihale almayı sürdürdüğü biliniyor.
***
Silivri’de dün başlayan duruşmalara damgasını vuran da yine Aziz İhsan Aktaş oldu.
İddianamede “çete lideri” olmasına karşın duruşmaya tam anlamıyla bir “koruma ordusuyla” geldi.
Korumalarının bir bölümünün, Koruma Daire Başkanlığı’nın tayin ettiği korumalar (yani devletin polisi) olduğu, üzerlerindeki standart koruma kıyafetlerinden ve telsiz kulaklıklarından anlaşılıyordu.
Ancak onların arasında bir de Aziz İhsan Aktaş’ın adamları olduğu anlaşılan şahıslar vardı. Onlar da çete liderinin çevresinde etten duvar oluşturmuştu.
***
Kendisi iddianameye göre “Çete Lideri” olmasına karşın, hatta duruşma salonuna mahkeme heyetinden ve izleyicilerden önce gelip sanık sandalyesine oturması gerekirken o herkesten sonra geldi.
Hem de girişte kendisine VIP muamelesi yapıldı.
Sanıklara sadece üç avukat bulundurma kısıtlaması getirilirken, koskoca ulusal ve uluslararası medyaya 25 kişilik kontenjan ayrılmışken, duruşma salonuna gelirken çete liderinin çevresinde yaklaşık 8-9 kişilik koruma kalabalığı yer alıyordu.
Kendisi, davanın bir numaraları sanığı olduğu halde, salona girerken gazetecilere bir devlet yetkilisi edasıyla demeç veriyordu.
“Adalet mülkün temelidir” gibi veciz cümleler kuruyordu.
Tıraş olup, kravat takarak “duruşmalardaki iyi hali” şartını yerine getirmeye çalıştığı da belliydi.
***
Dünyada çete liderlerinin itirafçı olduğu bazı örnekler var.
Örneğin Cosa Nostra (Sicilya Mafyası) lideri Tommaso Buscetta İtalya devleti için itirafçı oldu. Tutuksuz yargılandı.
Ancak yüzlerce mafya liderinin mahkumiyetine yol açtığı gibi mafyanın hiyerarşik yapısını ifşa etti. Buna rağmen “devlet mafya lideriyle pazarlık yaptı” eleştirilerinin önü alınamadı.
Örneğin Gambuno Ailesinden The Bull lakaplı Sammy Gravano da itirafçı oldu. Örgütün 2 numarasıydı. 19 cinayeti itiraf etti. Uzun tutukluluk yerine 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ancak mafya ailesinin çökertilmesine ön ayak oldu.
Örneğin Pablo Escobar da devletle pazarlık yaptı ve kendi hapishanesini kurdurdu. Bu süreç ülkede “Devlet mafyayla iş birliği yaptı, hukuk çöktü” yorumlarına neden oldu.
***
Biraz önceki örneklerde de görüleceği üzere, itiraflar, çok büyük suç yapılanmalarının çökertilmesine ön ayak olmuş, önemli itiraflar. Üstelik bu itiraflar, son derece tutarlı, deliller içeriyor ve mafya yapılanmalarının çökertilmesi gibi sonuçlar doğurmuş.
Biz de ise kamudan yasa dışı yollara başvurarak ihale aldığı söylenen bir yapı var. İtirafçılığı kabul eden çete lideri, sadece muhalefet belediyelerindeki ihaleler hakkında bilgi veriyor, diğer kamu kurumlarında ve iktidar belediyelerindeki faaliyetleri hakkında hiçbir bilgi paylaşmıyor.
Örneğin Elâzığ Belediyesi’nde, örneğin Isparta Belediyesi’nde aldığı avantajlı ihaleleri hiç anlatmıyor.
Hal böyle olunca da bir kişinin “suç örgütü lideri”, halk arasındaki adıyla “çete lideri” kabul edildiği halde, sadece muhalefet belediyelerine karşı itirafçı olduğu için VIP avantajlarına sahip olması hukukla izah edilemez.
Unutmamak gerekir:
Kaçma riski, delil karartma riski, tanıklara baskı yapma ve suç örgütünün devam etmesi ihtimali, çete liderleri açısından “varsayılan” kabul edilir.
Bu nedenle de demokratik hukuk devletlerinde bir çete lideri itirafçı olsa dahi ev hapsi, sıkı adli kontrol, elektronik kelepçe, seyahat yasağı gibi tedbirler uygulanır.
Çete liderinin çetesi hakkında verdiği her bilgi aynı zamanda kendi suçunun da itirafı olduğundan, tutuksuz yargılanma, hele hele “VIP muamelesi görme” doğrudan hukuk ihlali kabul edilir.
***
Aziz İhsan Aktaş dışarıda elini kolunu sallayarak dolaşırken, mahkeme salonunda VIP muamelesi görürken, kendisinin “çete lideri” olarak gösterildiği o iddianameden adil bir sonuç çıkma ihtimali ne kadar olur ki?
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç belki bir yanıt verir bu soruma!