AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in fon kriziyle ilgili açıklamalarını okuyunca gerçekten canım sıkıldı. Böylesine büyük bir fon krizini bu kadar küçümsemesi, mağdur olan milyonları görmezden gelmesi, AK Partili bazı isimlerin krizin göbeğinde olmasına rağmen klişe sözlerin arkasına saklanması akıl alır gibi değil.
***
Yorum yapmadan önce, fon mağdurlarının gönderdiği mesajlardan birkaç alıntı yapacağım:
- “Ben İzmir’den (...). Halka arzlardan ufak ufak yatırımlarla başlamış, bir serbest sektör çalışanı olarak aldığım maaştan artırıp devletin bankası olan Ziraat Bankası’ndan yatırım hesabı açıp Ziraat Bankası borsa sayfasında listelenmiş SPK onaylı bir hisse aldığım için zarara uğradım. Şikâyet etsem kimi kime şikâyet edeceğim? Yargı ellerinde, bir tane bile ses çıkaran ne sendika ne STK bıraktılar. Siz söyleyin o zaman biz ne yapalım?”
- “Ben araç almak için biriktirdiğim paramı bu fonlardan biri olan TLY’de değerlendirmeye çalışıyordum. Satış emrini 14 Eylül’de verdiğim hâlde paramın 16 Eylül’de bu olay gerçekleşmeden/fon tasfiyesi olmadan gelmesi gerekirken hâlâ ne zaman yatacağı konusunda bir açıklama bulunmuyor. Paramın bir şekilde yatacağını düşünsem de bunca olaydan sonra ondan bile emin değilim.”
- “Ben de fon krizinden zarar görmüş kişilerden biriyim. Fona son 2-3 ayda girdim. Yüksek ve orta riskli farklı seçimler yaptım. Aldığım risk ise fonun gidişatını günlük takip edip benim risk algımın üzerine çıkarsa geri çekilebileceğim oranda idi. Denetlendiğini sandığım bir ortamda ve tamamen yasal işlemler yaptım. Her fon değil fakat özellikle para piyasası fonları gibi fonlar -ki TP2 bunlardan biri- stopaja tabi. Yani devlet, buradan kâr edildiği anda yüzde 17,5 stopaj alıyor. Bu fonlardan toplanan vergilerin araştırılması konusunda desteğinizi rica ediyorum.”
- “Eylül ayı başında, SPK denetiminde olan TEFAS’ın verdiği güvenle, aracı bankam Enpara uygulaması üzerinden (SPK’nın tasfiye listesinde yer almayan) BLT kodlu Altın Fonu’ndan yaklaşık 200.000 liralık alım gerçekleştirdim. 200.000 TL hayatımızın tasarrufuydu. Ben o riskli denilen fonlardan almadım ama sonuç değişmedi. Aldığım BLT altın fonu Bulls Portföy Yönetimi A.Ş. bünyesindeymiş. Tasfiye listesindeki 131 fon içerisinde yer almasa da alım-satım işlemi durdurulduğundan herhangi bir işlem yapamıyoruz. Olaylardan (örneğin savcılığın SPK’ya gönderdiği yazıdan) haberdar olup yüklü miktarda paraya sahip olanlar parasını alırken, bu olaylarla zerre ilişkisi olmayan ve bir tür sazan durumuna düşen bireyleri karantinaya almak kimi cezalandırmaktır?
O dolandırıcı vurguncularla aynı şekilde değerlendirilmekten utanıyorum.”
***
Bunlar gibi yüzlerce mesajın özeti şu: İnsanlar bu enflasyon ortamında paralarının değerini korumak ve üç kuruş para artırmak için bu fonlara girmiş. Ancak bu fonları kötü niyetleri için kullananlar, SPK’nın müdahalesi öncesinde büyük kârlarla ayrılıp kendilerini kurtarmışlar.
Aynı dönemde yüz binlerce vatandaş ise tamamen kapatılan ya da işleme kapatılan fonlar nedeniyle büyük mağduriyet yaşamış.
Mağdurların karşısındaysa iktidarla bağları ya da yakın ilişkileriyle dikkat çeken, büyük paralar kazanarak zengin olan tipler var.
Şu isimlere bir bakar mısınız:
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya.
AK Partili eski Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı’nın eski yardımcısı Özdemir Ataseven.
Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Osman Çelik’in damadı İskender Balcı.
AK Parti Gençlik Kolları üyesi Muhammed Yarız...
Kim bilir iktidarla güçlü ilişkiler içinde olan, iktidara mensup olmuş daha kimler çıkacak?
Bir de SPK var tabii.
Bu kadar rezalet ortaya çıktı, SPK’nın sorumluluğunu bizzat AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nihat Zeybekçi ortaya koydu ama tek bir şöhretli SPK yöneticisine tek bir işlem yapılmadı.
***
Hal böyleyken Ömer Çelik çıkıp “Tabii ki yanlış yapanlar hukuk önünde hesap verecek” diyor.
CHP’li siyasetçilerin şoförleri, sekreterleri, akrabaları dahi şafak baskınlarında gözaltına alınıyor, kelepçelenip ip gibi sıraya dizilerek medyaya servis ediliyor, aylarca cezaevinde kaldıkları halde tek bir suçlama yöneltilmiyor ama yüz binlerce insanın mağdur olduğu bir hissede 63 milyonu 1,3 milyar lira yapan Fatma Betül Sayan Kaya AK Parti’deki görevinden istifa edince her şey bitiyor.
Böyle mi hukuk önünde hesap verecekler?
Çelik, tüm denetim kurumlarının görevlerinin başında olduğunu da söylüyor. Ancak bu kadar çok “geliyorum” diyen bir krizi görmeyen SPK’dan bir kişi dahi hesap vermiyor, istifa etmiyor ya da görevinden alınmıyor.
Böyle mi adalet yerini bulacak?