Sovyet lider Stalin’e atfedilen bir söz var:

“Bir kişinin ölümü trajedidir, milyonların ölümü ise istatistiktir.”

Bu cümle, aslında savaşların yarattığı kitlesel kıyımları zihnimizde hafifletmek, sadece bir istatistiğe dönüştürmek isteyen bakış açısının en güzel özetidir.

Gazze’de çoğu çocuk ve kadın, 70 bin insan öldü ve dünyanın müesses nizamı bu trajedinin haber bültenlerine sadece bir istatistik olarak yansımasını ve insanların da bu rakamı bir istatistik olarak okumasını sağladı.

Oysa o istatistiğin arkasında 70 bin can, 70 bin hikâye, yüzbinlerce acılı insan ve katliamcı faşist bir devlet var.

***

Bir gazeteci olarak da bir insan olarak da hep bu toptancı bakış açısını reddettim.

Etkilerini zihnimde yıkmaya çalıştım.

O insanların tek tek hikayelerini bulup, her bir hikâyenin kendi içinde bir ağırlığı olduğunu ortaya çıkarmak istedim.

Bunu sadece trajedi ve ölüm haberlerinde değil, hayatın her alına uyguladım.

Hatta o sözü kendimce şöyle uyarladım:

“Bir kişinin uğradığı haksızlık trajedi, yüzlerce insanın uğradığı haksızlık istatistik.”

***

Şimdi gelin size güncel ve içimizden bir örnek vereyim:

Ankara’da yapılacak NATO toplantısı öncesinde devletimiz “Protesto eylemi yapma potansiyeli taşıyan” Ankaralılara operasyon düzenledi.

Biz gazeteciler de bu operasyonun haberlerini verirken hep istatistiklere odaklandık.

241 kişi gözaltına alındı...

178 kişi tutuklandı...

O 241 kişinin her birinin bir hayatının olduğu, 178 kişinin her birinin bir hikayesi olduğunu düşünmedik dahi...

***

Şimdi operasyon haberlerindeki istatistik arasında kaybolmuş trajik bir insan hikayesine dikkatinizi çekmek istiyorum:

Hikâyenin kahramanı 76 yaşındaki emekli öğretmen Ayten Yakut.

Kendisi bir TEMA Gönüllüsü. Çocuklara yeşil sevgisi aşılamak için o yaşta çalışıp didiniyor. COP31 isimli BM İklim Değişikliği Konferansı’na Türkiye’nin ev sahipliği yapmasının önünü açan ve Emine Erdoğan tarafından öncülük edilen Sıfır Atık Projesi’nde dahi görev almış.

Geçen hafta Nallıhan Kuş Cenneti gezisinden dönerken yolda eylemci madencilerle karşılaşırlar. Bu sırada da Jandarma tarafından GBT kontrolleri yapılır. İsimleri kayıt altına alınır.

Ankara Valiliği NATO Zirvesi için “önleyici gözaltı ve tutuklama” kararı alınca da Nallıhan Kuş Cenneti gezisine katılan ve isimleri jandarma tarafından kaydedilen 41 TEMA gönüllüsüne operasyon yapılır.

***

Ayten Öğretmen tek başına yaşıyor. Operasyon günü sabahın dördünde kapıya inen yumrukların tekmelerin gürültüsüne uyanır.

Bir grup jandarma, terör örgütü hücresine baskın yapar gibi Ayten Öğretmenin evine girer, kendisini gözaltına alır.

Ayten öğretmen daha sonra da tutuklanarak cezaevine gönderilir.

Avukatı Gürbüz Özdemir’e Ayten Öğretmenin neyle suçlandığını sordum.

Net bir suçlama olmadığını söyledi. Yani ne fiil var ne de o fiilden sorumlu tutulan bir fail. Sadece “Türkiye Komünist Partisi’ni biliyor musun? Oradan tanıdığın var mı? Herhangi bir eylemine katıldın mı?” tarzı sorular sorulmuş. Sonra da tutuklanmasına karar verilmiş.

65 yaşını geçmiş bazı insanlar için yaşları gerekçe gösterilerek ev hapsi verilmiş. Ancak Ayten Öğretmen tutuklanmış.

Jandarma sorgu kağıtlarında yaşlar yazıyor ama hakimlerin önüne giden belgede yaş belirtilmiyor. Muhtemelen kararı veren hâkim de Ayten Öğretmeni genç bir eylemci sanmış ve “nasıl olsa NATO Zirvesi bitince serbest kalacaklar” diyerek tereddüt etmeden tutuklama kararı vermiş.

***

Avukat Özdemir’den öğrendiğim bir detay da şu: Ayten Öğretmen’in merhum eşi Sırrı Yakut da bir Cumhuriyet savcısıymış. Yani Ayten Öğretmen yargı camiasından biri sayılır.

Şimdi bütün yargı mensuplarına ve Adalet Bakanı Akın Gürlek’ten anlatacağım manzarayı gözlerinde canlandırmalarını istiyorum:

Anneniz, babaanneniz, ablanız, bir yakınınız...

76 yaşında. Yalnız yaşayan bir kadın. Bir gece saat 04:00’te kapısı yumruklanıyor, tekmeleniyor. Panikle kapıyı açıyor, bir grup jandarma içeri dalıyor. Kendisini apar topar gözaltına alıyorlar. Sonra da gözle kaş arasında hiçbir suç fiili gösterilmeksizin tutukluyorlar. Kendisini kapasitesinin iki katı insanın kaldığı bir cezaevi koğuşunda buluyor ve bütün bunlar sırf bir kuş gözlem gezisinden dönerken jandarma isimlerini toplu olarak kayıt altına aldı diye yaşanıyor.

Ne düşünürsünüz?

Ne yaşarsınız?

Hadi ülke olarak hukuk devletini, TCK’yı, CMK’yı bir kenara bıraktık.

Hadi ülke olarak Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) “özgürlük ve güvenlik” başlıklı 5. maddesini görmezden geldik.

Hadi ülke olarak AİHS’nin “adil yargılanma hakkı” başlıklı 6. maddesini hepten unuttuk.

Peki ya insan olarak vicdanımıza ne oldu?

İnsanlığımıza ne oldu?

***

Lafı uzatmaya, eğip bükmeye gerek yok.

Hapse atılan 178 kişi bir istatistikten ibaret olabilir. Ancak o 177 kişinin her biri gibi (178. kişi olarak) Ayten Öğretmene yaşatılan tam bir trajedidir.

Bu trajediye de derhal son verilmelidir.

Ayten Öğretmen bugünden tezi yok özgür kalmalıdır.