Çok güvendiğim bir kaynağım, Kemal Kılıçdaroğlu ekibinden birinin kendilerine söylediklerini aktardı.
Duyunca şok oldum.
Şöyle diyormuş:
“Yargı tamamen arkamızda. Hepsinin (Özgür Özel ekibinin) haddini bildireceğiz (burada daha argo bir cümle kurdu ama ben size aktaramadığımdan ‘haddini bildireceğiz’ diye yazdım). Ağızlarıyla kuş tutsalar hiçbir şey elde edemeyecekler. Bütün kapılar yüzlerine kapanacak. Mehmet Uçum süreçte yaşanacak her detayı planlamış ve süreç tıkır tıkır işliyor.”
Mehmet Uçum’un kendini “CHP’yi butlanlama” işine bu kadar çok vakfettiği iddiasını fazla iddialı bulsam da kaynağımın söz ettiği kişinin bu tür cümleler kurmasına şaşırmadım.
Neticede Özel ekibine nasıl bir kinle ve öfkeyle baktıklarını biliyorum.
Bir grup insan, her hamleleriyle CHP’yi paramparça edip, hatta köküne kibrit suyu döktüklerini bile bile Özel ve ekibinden intikam almak için ellerinden geleni yapıyor.
***
Kemal Kılıçdaroğlu da etrafındaki ekibin kişisel kinleriyle planladığı her hamleye itiraz etmeyerek yol veriyor.
“Arkadaşlar tamam, rakiplerimizi etkisiz hale getirelim ama partiyi de bitirmeyelim” demek yerine, önüne her konulan kâğıdı imzalıyor.
Zira onun kini ve nefreti de etrafındakilerden az değil. O da intikam hırsıyla yanıp tutuşuyor.
Onun gözü de işin sonunda olanın CHP’ye olacağını göremeyecek kadar kararmış.
Baksanıza, şu anda attığı her adım Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın işine geliyor ve Erdoğan da CHP’de yaşananlar için “Çamur Güreşi”, “Kayıkçı kavgası” ve “Koltuk kavgası” gibi tamlamalar yapıyor. Kılıçdaroğlu’nu da çamura batmış, kayıkçı kavgasına tutuşmuş, koltuk için kavga eden biri olarak gösterdiği halde Kılıçdaroğlu çıkıp “Hayır arkadaş, ben çamur siyaseti, kayıkçı kavgası ve koltuk kavgası içinde değilim” diyemiyor. Erdoğan’ın bu ithamlarını içine sindiriyor ve sessiz kalıyor.
***
Kemal Kılıçdaroğlu’na sorulması gereken sorular net:
1) - Hala muhalefette misiniz?
Hala muhalefetteyseniz, Özgür Özel ekibine indirmeye çalıştığınız her darbenin CHP’ye, hatta bütün muhalefete indiğinin, hatta her geçen gün iktidar değişikliği umudunu biraz daha kaybeden muhalif seçmeni de incittiğinin farkında değil misiniz?
Hala muhalefetteyseniz, neden enerjinizin tamamını emeklinin, emekçinin hakkını hukukunu savunmak yerine parti içi çekişmelere harcıyorsunuz?
Neden milleti inim inim inleten ve artık açlık/sefalet boyutuna gelen yoksulluğun hesabını iktidardan sormuyorsunuz?
Madem iktidar medyası sürekli sizi haber yapıyor, neden bunu fırsata çevirip sokağa, çarşıya, pazara inip oradaki gerçeklerin AK Parti tabanı tarafından görülmesine vesile olmuyorsunuz?
2- Yoksa iktidar safına mı geçtiniz?
Özgür Özel’e indirdiğiniz her darbenin iktidarın ekmeğine yağ sürdüğü, iktidar yanlısı medyanın da bu nedenle sizi göklere çıkardığı gayet net bir şekilde ortada.
Attığınız her adımın, kurduğunuz her cümlenin, onlarla yaptığınız her iş birliğinin iktidara hizmet ettiği gerçeğini göstermiyor mu size?
Ez cümle, Kemal Kılıçdaroğlu safını belli etmeli artık.
Önündeki iki yoldan birini seçmeli:
Ya gerçek bir muhalif siyasetçi gibi hareket etmeli ya da iktidarla birlik olduğunu göğsünü gere gere dünya aleme açıklamalı!