NATO Zirvesi için geri sayım sürerken Türkiye-ABD ilişkileri açısından kritik bir tartışma öne çıkmaya başladı.

ABD Başkanı Donald Trump, zirve öncesinde yaptığı açıklamada, “Türkiye bir NATO üyesi. Bazıları Türkiye’yi öyle görmüyor ama aslında öyle. O, NATO’nun güçlü bir üyesi. Evet, muhtemelen onu (Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı) çok mutlu edecek bir şey yapacağım” demişti.

ABD Başkan Yardımcısı Vance da Türkiye’ye F-35 satışıyla ilgili soruya “(Savunma Bakanı) Pete Hegseth ve tüm ekip şu anda bunu inceliyor. Çünkü Amerikan yasalarına uymak için gerçekleştiğini teyit etmemiz gereken bazı hususlar var. Başkan bizden bunu yapmamızı istedi. Kontrolleri yapıyoruz ve bunların gerçekleştiğini teyit ediyoruz” diye konuşmuştu.

***

Trump hayranı muhafazakâr iktidarımız da Trump ve ekibinin verdiği bu mesajlardan yola çıkarak çok umutlandı.

İktidar, NATO Zirvesine ev sahipliği yapmayı başlı başına bir diplomatik başarı gibi göstermeye çalışırken, ABD’nin NATO Zirvesiyle eş zamanlı olarak Türkiye’ye F-35 ve 5. Nesil Milli Savaş Uçağı KAAN’ın motorlarının satışının önünü açması ballı börek olabilir.

Doğrusu böyle bir gelişme, Türkiye’nin ulusal güvenlik çıkarları açısından da çok önemli bir kazanım olur.

Komşumuz Yunanistan’ın F-35’leri uçurmaya başladığı, İsrail’in sürekli tehditler savurduğu bir ortamda Türkiye’nin 5. Nesil Savaş Uçaklarına sahip olmaması ciddi bir güvenlik zafiyeti olsa gerek.

***

Trump’ın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan hakkında söyledikleri, yani Erdoğan’a duyduğu hayranlık, Erdoğan’ı mutlu edecek adımlar atmak için çaba göstermesi yüzde yüz gerçek bir durum olabilir.

Ancak ABD’de bizde olduğu gibi her şey Başkanın iki dudağı arasında olmuyor.

Bizde “güçler birliği” olarak yürütme organında vücut bulan yönetim şekli, ABD’de hala “güçler ayrılığı” olarak karşımıza çıkıyor.

Haliyle de yargı gibi yasama organı da yürütmenin (Trump’ın) her dediğine “evet” demiyor.

Zaten daha Trump Türkiye’ye gelmeden ABD Kongresi’nde bir grup harekete geçti ve Türkiye karşıtı bir bildiriyi imzaya açtı.

Mektupta Türkiye’nin F-35 programına dönüşünü CAATSA dedikleri “ABD’nin düşmanlarıyla yaptırımlar yoluyla mücadele yasasına” aykırı gördüklerini ve Trump’ın bu konudaki çabalarının CAATSA yükümlülüklerini fiilen geçersiz kılacağını iddia ettiler. Metni imzaya açanlar Türkiye’ye karşı “Ortak Ret Kararı” talep ettiler.

***

ABD Kongresi’ndeki Trump karşıtı lobi, NATO Zirvesi’nin yapılacağı mekanlara çok yakın bir yerde hangarda tutulan Rusya menşeli S-400 savunma sistemi orada dururken Trump’ın Türkiye’ye böyle bir jest yapamayacağını savunuyor.

Ankara’nın bu sorunu sadece Trump’la değil Kongreyle çözmeye çalışması belki daha mantıklı bir yaklaşım olacaktır.

Trump bugün var yarın yok. O nedenle F-35 ya da KAAN motorlarının ithalatı için Kongre nezdinde ciddi lobi yapmakta yarar var.

Allah yakışan iftiradan saklasın!

Butlancıların avukatı Celal Çelik dünkü yazımı bahane ederek sosyal medyada bana “Müptezel” demiş. Bir de belediyelerden para aldığımı iddia etmiş.

Normalde bu tür mesajları kale almam. Yanıt vermeyi, savunma yapmayı dahi zul sayarım. Yargıya başvurmayı gerektiren bir içerik varsa dahi doğrudan avukatıma göndermeyi tercih ederim.

Ancak bir meslek büyüğüm arayıp “Deniz, yanıt vermezsen hatırım kalır” dedi ve ben o deneyimli gazeteci ağabeyimizi kırmak istemiyorum.

Birincisi, Celal Bey benim yazdığımı niye üstüne alıp yanıt vermiş onu anlamadım. Benim kaynağımın aktardığı içinde Mehmet Uçum geçen cümleleri kuran isim Celal Çelik değil, başka biriydi.

İkincisi, müptezelin kim olduğuna halkımız karar verir zaten (paylaştığı mesajın altına yazılanlar da o kararı yansıtır cinstendi).

Üçüncüsü, çok şükür şu hayatta gazetecilik faaliyeti karşılığında aldığım maaşlar dışında hiçbir gelirim olmadı.

Rahmetli dedemin sık sık tekrarladığı o cümleyi tekrarlayacağım:

Allah herkesi yakışan iftiradan saklasın!

Bu arada Kemal Kılıçdaroğlu’na da bir mesajım var: Vekilinizin seviyesi sizi de yansıtmaz mı? Siz bu seviyeyi uygun görüyor musunuz?

Son bir söz de Barolar Birliği’ne ve Başkan Erinç Sağkan’a...

Avukatlık gibi onurlu bir mesleğin mensuplarına hiç yakışmayan bu üslup ve seviye konusunda sizin fikriniz nedir?