Adanalı okurumuz İrfan Bey’den bir mesaj aldım. Kendisi 27 Haziran günü Adana’dan Sakarya’ya gitmiş. Niğde-Ankara Otobanıyla, Ankara-Sakarya otobanını kullanmış. 29 Haziran Pazartesi Günü günübirlik Silivri’ye gitmiş ve dönmüş. Gidip dönmek için Marmara Otoyoluyla 3. Köprüyü kullanmış.

30 Haziran günü de Sakarya’dan yola çıkıp Adana’ya dönmüş.

Yine Sakarya-Ankara ve Ankara-Niğde otobanlarını kullanmış.

Adana’ya döner dönmez ilk işi geçtiği yollardaki HGS ödemelerine bakmak olmuş.

Tablo şöyle çıkmış:

Ne güzel soyuluyoruz! - Resim : 1

***

İrfan Bey, Adana’dan Silivri’ye ve Silivri’den Adana’ya kadar 16 defa giriş yaptığı otobanlara, geçerken ve dönerken kullandığı 3. Köprüye tam 4 bin 847 lira 50 kuruş ödemek zorunda kalmış. Buna bir de 4 bin 500 liralık benzin faturasını ekleyin. Adana’dan arabayla Silivri’ye gidip dönmenin yol ve yakıt masrafı 10 bin liraya dayanmış.

İrfan Bey’e kendisini teselli etmesine yardımcı olabilecek iyi haberi vereyim:

Bu yolu 1 Temmuz 2026 gününden sonra yapsaydı eğer, gelen zamlar nedeniyle otoyol ve köprülere ödeyeceği para 5 bin 965 liraya çıkacaktı. Bu da toplam giderini 10 bin 465 liraya çıkaracaktı.

İrfan Bey’e bir iyi haber daha vereyim:

İyi ki İzmir’de değil Adana’da yaşıyorsunuz. Eğer İzmir’den Sakarya’ya oradan da Silivri’ye gitseydiniz, yolunuza bir de Osman Gazi Köprüsü eklenecekti ve 1 Temmuz’dan önce 10 bin 30, 1 Temmuz’dan sonra da 11 bin 10 lira ödemek zorunda kalacaktınız.

***

Türkiye 2018’de Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçti.

O tarihten sonra hayat pahalılığı bizi sadece çarşıda pazarda piyasada vurmadı. Kamudan aldığımız hizmetlerin ücretleri karşılığında da ezildik.

Birkaç örnek vermek gerekebilir:

2018’den 2026’ya kadar pasaport ücreti yüzde 1858, Osmangazi Köprüsü geçiş ücreti yüzde 1531, Marmaray geçiş ücreti yüzde 1208, Araç muayene ücreti yüzde 1352, Motorlu Taşıtlar Vergisi yüzde 604, Yavuz Sultan Selim Köprüsü geçiş ücreti yüzde 743, Doğalgaz fiyatı yüzde 865, Ehliyet parası yüzde 1081, 15 Temmuz ve FSM Köprüleri geçiş ücreti yüzde 574 arttı.

Aynı dönemde vatandaşın doğrudan kullandığı kamu hizmetlerinde artış yüzde 600 ile yüzde 1.500 bandına dayandı. En sert artışlar özel şirketlerin işlettiği köprü ve otoyollarda oldu. Araç muayenesi ve ehliyet/pasaport harçlarındaki artış da astronomikti.

Bu arada 2018 başından Mayıs 2026’ya kadar TÜFE kümülatif artışı yaklaşık yüzde 1151 olmuş. Yani 2018’de 100 TL’ye satılan bir ürün, 2026’da 1251 liraya satılmaya başlanmış. Enflasyon kaynaklı hayat pahalılığı karşısında işçi ücretlerine, emekli ve memur maaşlarına, asgari ücretlere yapılan zamlar, enflasyon karşısında hep geride kalmış.

***

İnsan bu rakamları görünce ister istemez “ne güzel soyuluyoruz” hissine kapılıyor.

Üstelik paylaştığım bu rakamlar içinde bulunduğumuz ekonomik kriz fotoğrafının sadece birkaç parçasından ibaret. Adana’dan Silivri’ye karayoluyla gidip dönerken 16 defa özel otoyola ve köprüye girmek zorunda kalıyorsanız, bunun için de 10 bin lira ödüyorsanız, bunun adı düpedüz soygundur.

Zira bu rakam en düşük emekli maaşının yarısına eşittir. Asgari ücretin üçte birinden fazladır. Memur maaşlarının beşte biridir. Açlık sınırının üçte birinden biraz eksiktir.

İktidarımızın temsilcileri ya da iktidarımızı gözü kapalı savunan meslektaşlarım “otoyolu ve 3. köprüyü kullanmasınlar” diyebilirler.

O zaman kendilerine bu ülkede 12 milyon asgari ücretli olduğunu, 4 milyon emeklinin 20 bin lira maaş aldığını, yüzbinlerce dul ve yetimin 20 bin liranın altında geliri olduğunu, 5 milyona yakın hanenin sosyal yardımla geçindiğini anımsatırım.

Milyonlar o köprülerden otoyollardan yararlanamayacaksa, o köprüler otoyollara milyonların gücü yetmeyecekse o zaman biz o köprü ve otoyollarla nasıl övünebiliriz.

***

Almanya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde şehirler arası yollarda araba kullanmış biri olarak söylüyorum: Bizden çok geliri olan Avrupalıların bedava erişebildiği yolların benzerlerine bizim bir servet ödemek zorunda olmamız düpedüz soygundur.

Türkiye’yi şu anda yönetenler bunu yapar mı ya da yapabilir mi bilmiyorum ama iktidar namzedi siyasi partilerin en büyük görevlerinden birinin bu soygunu durdurmak olduğunu gayet iyi biliyorum.