Kısa süre içinde iki defa tahliye edilen, tepki üzerine tekrar yakalanan DHMİ Daire Başkanı Cemil Acar’ın kasasından çıkan 1,5 milyon dolar değerindeki nakitle 26 kilogram altının kaynağı sorulduğunda “zekamla yaptım” yanıtını vermişti.

Gerçekten de hayatı boyunca maaşlı çalışan birinin böyle bir servet edinmesi için süper zeki olması gerekir.

Aynı şekilde fonlarda kısa süre içinde milyarlarca dolar toplayıp zengin olanlar için de süper zeki oldukları söylenmez mi hep?

Ben de bir yayında yüz binlerce insanı bu kadar kolay kandıran ve servet sahibi olan bu insanların zeki insanlar olduğunu söyleme gafletinde bulundum.

İzleyicilerim haklı olarak hemen tepki gösterdiler.

Gelen tepkilerin özeti şuydu:

“Bunun için çok zeki olmak gerekmez. Yolsuz olmak, hırsız olmak yeter. Çünkü bütün bu yöntemler bilinen ve tekrar edip duran yöntemler.”

***

Gerçekten de öyle.

NEFES’te dün yayınlanan yazımda Yavuz Ağıralioğlu’nun “Sazanlardan para toplayıp çarpan köpek balıklarını yakalamalıyız” sözünü aktarmıştım.

Gerçekten de bu işin mantığı hep aynı.

Kısa sürede çok para kazanmak isteyen insanlar ve onları tuzağa çekmek isteyen başka insanlar olduğu sürece bu iş böyle tekrarlayıp duruyor.

NEFES Yazarı Murat Muratoğlu da günlerdir benzer şekilde seyreden ve hep aynı şekilde sonuçlanan fon/bankacılık/ponzi krizlerini hatırlatıyor.

***

Kriz başladığından bu yana siz de Madoff Ponzi krizini duymuşsunuzdur.

Madoff krizinin nasıl gerçekleştiğine bakmakta fayda var.

Bernard Madoff, tarihin en büyük Ponzi sistemlerinden birini yıllarca dünyanın gözü önünde işletmişti. Müşterilerine paralarını karmaşık bir yatırım stratejisiyle değerlendirdiğini söylüyor, gerçekte ise yeni gelen yatırımcıların parasıyla eski yatırımcılara ödeme yapıyordu. Gerçekleşmemiş işlemleri ve hayali kazançları hesap ekstrelerine yazarak sistemin sürekli para kazandığı izlenimi veriyordu. Sistem 2008 krizinde yatırımcıların paralarını topluca çekmesiyle çöktü. Bu gerçekleştiğinde müşteri hesaplarında görünen yaklaşık 64-65 milyar dolar gerçekte yoktu. Madoff 2009’da 11 federal suçlamayı kabul etti ve 150 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Soruşturma sırasında başka bir gerçek ortaya çıktı. ABD’nin sermaye piyasası düzenleyicisi SEC, 1992 ile 2008 arasında Madoff hakkında birçok şikâyet almasına karşın gerçeği ortaya çıkaramadı. Kurumun kendi müfettişlik raporu daha sonra denetçilerin Madoff’un çelişkilerini yeterince takip etmediğini, bazı makul olmayan açıklamalarını kabul ettiğini, soruşturmaların kapsamını yanlış belirlediğini ve kurum içindeki birimlerin birbirleriyle yeterince bilgi paylaşmadığını ortaya koydu.

Madoff vakası, bu özelliğiyle finansal sistemlerde “düzenleme var” demekle “etkili denetim var” demenin aynı şey olmadığını gösteren tarihi bir derse dönüştü.

***

Şimdi gelin Madoff ile Türkiye’deki son fon krizi arasındaki benzerliklere bakalım:

1) Bazı fonlar düşük fiili dolaşımlı hisselere yoğunlaşıp fiyatları yükseltti ve yükselen fiyatlar da fon performansını olağanüstü gösterdi. SPK, iş işten geçtikten sonra, 2025’in son çeyreğinden itibaren bazı fonlarda ekonomik gerçeklikle açıklanamayacak fiyat hareketlerinin yaşandığını tespit etti.

Madoff da sahte işlemlerle sürekli yüksek getiri gösteriyordu.

2) Türkiye’deki sistem ponzi tarzı olmasa da yüksek görünen getiriler, yeni yatırımcıların ve yeni paranın hızlı bir şekilde sisteme dahil olmasını sağlıyordu. Bu paralarla yine sığ hisseler alınıyor, fiyat yükseltiliyor ve daha yüksek fon getirisi gösteriliyordu.

Madoff da yeni yatırımcıların parasıyla eski yatırımcıya ödeme yapıyordu.

3) Fonlardaki kırılma Pusula başta olmak üzere bazı fonların yatırımcılarının geri alım taleplerini karşılayamamasıyla başladı.

Madoff sistemi de 2008 krizinde yatırımcılarının topluca para çekmek istemesiyle çökmüştü.

4) Türkiye’deki fon krizinde sığ hisselerde büyük pozisyonlar bulunduğundan, bunların yüksek ekran fiyatıyla topluca satılması imkansızdı.

Madoff sisteminde de hesaplarda görünen rakamlar karşılıksızdı.

5) SPK’nın kendi açıklamasına göre olağandışı hareketler 2025’te başlamış. Ayrıca Mehmet Şimşek 10 ay önce ciddi şekilde uyardı. Son olarak 19 Ağustos’ta İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın SPK’ya gönderdiği gizli soruşturma bilgisi var. Bütün bunlara rağmen Finansal İstikrar Komitesi 29 Ağustos’ta harekete geçti. SPK ise 17 Eylül’de düğmeye bastı.

Madoff olayında da SEC yıllar boyunca onlarca uyarı aldığı halde sistemi durdurmadı.

***

Benzerlikleri görüyorsunuz.

Geçmişte bu kadar olumsuz deneyim varken bu işin profesyonellerinin yaklaşan büyük krizleri engelleyememesi normal bir durum değil.

Ya bu işi bilmiyorlar ya olacakları görüp göz yumuyorlar!

Yapılması gereken üç, yapılmaması gereken tek şey var:

Önce yapılması gerekenler:

1- İnsanların devlet denetimine güvenerek fonlara yatırdıkları paraları fonculardan geri alarak iade etmek.

2- Sorumlulardan kim olduklarına bakılmaksızın adalet önünde hesap sormak.

3- Çıkarılan derslere göre bir daha yaşanmasın diye önlem almak.

Yapılmaması gereken şey de şudur:

Bu krizi devletin bütçesiyle, yani vergi verenlerin paralarıyla çözmeye kalkmak.