Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Hukuk işlerinden sorumlu baş danışmanı Mehmet Uçum dün Anadolu Ajansı aracılığıyla yeni bir yazı yayınladı.
Yazının konu başlığı “Yeni Anayasa” idi.
Malumunuz, Terörsüz Türkiye Projesi’nin bel kemiği olarak görülen ve PKK’lıların silahlarını teslim edip örgütü feshettikten sonra normal hayata dönmesini öngören Çerçeve Yasa, CHP’lilerin ve Yeni Parti’den 35 milletvekilinin desteğiyle TBMM’den rekor oyla geçmişti.
Bu rekor oy AK Parti ve MHP kanadında iki beklenti daha yaratmış:
- TBMM’nin “seçimlerin yenilenmesi” kararı alabilmesi için gereken 360 oyu (DEM Parti’nin desteğiyle) bulmak.
- 360 oyu bulmuşken, yeni bir Anayasa’yı TBMM’den geçirmek.
***
TBMM’nin “seçimlerin yenilenmesi” kararı alması demek, Anayasa’nın 101. maddesi gereğince iki defa seçilme hakkını dolduran Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yeniden aday olabilmesi demek.
TBMM seçimlerin 14 Mart 2028 tarihinden önce herhangi bir pazar günü yapılması yönünde bir karar alırsa, Cumhurbaşkanı Erdoğan da fiilen dördüncü, 2017 Anayasası’na göre üçüncü defa aday olabilecek.
Çerçeve Yasa 467 oyla kabul edilince iktidar kanadında “seçimlerin yenilenmesi” kararının çıkacağına kesin gözüyle bakılmaya başlandı.
Zira İmralı adasında 250 metrekarelik bahçeli bir konuta taşınan ve kendisine Silahsızlanma Komitesi yöneticiliği görevi verilen Abdullah Öcalan’ın DEM Parti grubundan “seçimlerin yenilenmesi” oylamasında “evet” oyu vermesini isteyeceğine de kesin gözüyle bakılıyor.
***
Anayasa değişikliği iki şekilde oluyor. Eğer değişiklik 360 oy alırsa ve 400 oyun altında kalırsa Anayasa gereği mecburen referanduma gidiliyor.
Eğer değişiklik 400 oy ve üstüyle kabul edilirse yürürlüğe girmesi için Cumhurbaşkanı’nın imza atması yeterli oluyor.
Mehmet Uçum’un dün AA’da yayınlanan yazısına bakılırsa, iktidar 400 oyu bulma işine de kesin gözüyle bakıyor.
Uçum’un daha önce sıkça telaffuz ettiği “400 milletvekiliyle kabul edilse dahi referanduma götürülür” cümlesini bir süredir kullanmadığına dikkatinizi çekmek isterim. Bu arada 400 milletvekilini nasıl mı bulurlar?
Arz edeyim:
Cumhur İttifakı ve DEM Parti’nin 382 milletvekili var. Aradaki 8 milletvekili de transferlerle elde edilebilir. Gelecek günlerde İYİ Parti’den iki ve YENİ Parti’den bir milletvekilinin AK Parti’ye geçmesi söz konusu olabilir.
Bu arada Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan’ın iktidar safına geçme konusunda açık sinyal vermesi de iktidarda büyük heyecan yaratmış vaziyette. DEM Parti’den sonra Yeni Yol grubu iktidar safına geçerse iş tamamen garanti haline gelir.
Unutmayayım:
Bir de butlancı CHP’liler var.
***
Eğer TBMM’de istenen çoğunluk sağlanırsa Anayasa değişikliği paketi hızlıca gündeme getirilir. Ne mi olur o Anayasa taslağında?
Uçum şöyle tanımlıyor: “Temel değerleri tahrip eden hukuk anlayışlarına ve neoliberal saldırganlıklara karşı tedbirler alan, milli perspektife sahip bir Anayasa...
Öte yandan demokrasi bayrağını daha da ileriye taşıyacak yeni anayasada ‘serbestlik fetişizmi’ tuzağına asla düşülmemelidir...”
Bireysel özgürlüklerin, temel hakların “fetişizm” olarak görüldüğü, iktidarın kendi ideolojisi dışındaki her görüşü “neoliberal saldırganlık”, evrensel hukuku da “temel değerleri tahrip eden hukuk anlayışları” olarak gördüğü “güvenlikçi” bir anayasa.
Bu bakış açısını içeren bir Anayasa’nın nasıl bir ülke yaratacağını düşünebiliyor musunuz?
***
Böyle bir Anayasa metninin referandumdan geçmeyeceği kesin.
O halde tek seçenek en az 400 milletvekili bulmak.
Peki DEM Parti, iktidarın bu hedefine ulaşması konusunda kesin destek verecek mi?
İşte burada kritik bir durum var.
İktidar “Öcalan destek verirse DEM Parti de verir” yaklaşımı içinde.
Ancak DEM Parti grubunun tamamı Öcalan’ın her istediğini yapar mı emin değilim.
Zira DEM Parti tabanında çok ciddi bir eleştirel yaklaşım var.
DEM Parti grubunda büyük fotoğrafı görüp gizli oylamada iktidarı hayal kırıklığına uğratacak çok sayıda milletvekili var.
***
Bir de Selahattin Demirtaş faktörü var.
İktidar cenahı YENİ Parti lideri Özgür Özel’i “Demirtaş ile Öcalan’ı karşı karşıya getirmeye çalışmakla” suçluyorlar ama Öcalan zaten Demirtaş’ı karşısına almış.
AİHM kararı gereği şu anda dışarıda olması gereken Demirtaş’ın Öcalan’ın bu hassasiyetleri nedeniyle çıkamadığı da aşikâr.
Belli ki Demirtaş, Öcalan’dan gelecek çağrılara bağlı büyük hayaller konusunda “potansiyel oyun bozan” gibi görülüyor.
Bu arada son mektubunda yaptığı “Sakızcı Memo” ironisinin Melih Gökçek’in sakızına gönderme olduğu düşünüldü ama aslında Sakızcı Memo, Demirtaş’ın “muhatabım zirvedekiler değil en alttakiler” mesajını taşıyordu.
Yazıyı bitirmeden son bir soru sorayım. Özellikle de DEM Parti’ye oy ve gönül verenler yanıtlasın:
DEM Parti tabanı, özellikle de gençler Öcalan’ı mı dinler Demirtaş’ı mı?