Türkiye’nin “hukuk devleti” kavramını sıkça tartıştığı bir dönemde Türk yargısının zirvesi sayılan Yargıtay’da ilginç gelişmeler yaşanıyor.
CHP’yle ilgili butlan kararının gün saydığı Yargıtay, Birinci Başkanlar Kurulu ve Başkanlık Divanı seçimlerini büyük ölçüde tamamladı.
***
Yargıtay Kanunu çıkarılırken kanun koyucu, gelecekte hukuk devletinin işleyişinde sorun olmasın, olursa Yargıtay üyeleri bağımsız hareket etsin diye işi sıkı tutmuş.
Haliyle Yargıtay seçimleri kıran kırana geçiyor.
Adeta 165 üyenin oyunu alamayan bir Yargıtay üyesi hiçbir önemli göreve gelemiyor.
Yargıtay Başkanlık Kurulu ve Divan Heyetinin üyeleri de Yargıtay Genel Kurulu tarafından seçiliyor.
Bu önemli kurullar, Yargıtay’ın idari, mali ve hukuki işleyişindeki en sorumlu ve yetkili organlar.
Yargıtay Başkanı, dairelerin sayısı ve bakacakları işlerin belirlenmesinden tutun da personelin yerleri ve izinlerine dek birçok idari, mali ve hukuki alanda bu kurullardan onay almadan adım dahi atamıyor.
***
Yargıtay’da bu yıl yapılan rutin seçimleri ulusal basın olarak pek takip etmedik. Haliyle de çok önemli gelişmeleri uzun atladık.
Ben de hukukçuların takip ettiği bazı sitelerde sonuçları gördüm ve şaşırdım.
Haberlere tam güvenemediğim için Yargıtay’daki kaynaklarıma da sordum.
Gerçekten ilginç bilgiler aldım
En önemlisi şu:
Yargıtay tarihinde ilk defa Yargıtay Başkanı’nın istediği isimlerden oluşan kurul üyesi adayları seçimleri kaybetti.
Yargıtay Başkanı Ömer Kerkez’in çıkardığı listeye karşı sosyal demokratların, muhafazakâr ve milliyetçilerin oluşturduğu bir birliğin listesi yarıştı ve Kerkez’in rakipleri seçimleri ezici bir çoğunlukla kazandı.
***
Kerkez’in başkanlık seçimlerindeki en önemli rakiplerinden olan 9. Hukuk Dairesi Başkanı Seracettin Göktaş 165 oy barajını geçerek kurul üyesi oldu.
Aynı şekilde Kerkez ekibine rakip olan grubun önderlerinden 5. Ceza Dairesi Başkanı Yaşar Şimşek de 178 oy aldı. Şimşek, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı seçimlerinde de en çok oy alan isimlerden biriydi.
Yargıda Birlik Platformu’nun en önemli isimlerinden biri olan 5. Hukuk Dairesi üyesi Mehmet Boran da 172 oy alarak yönetime girdi.
Sadece bir üyelik için istenen 165 rakamına ulaşılamadı ve o üyelik için seçimler Adli Tatil sonrasına bırakıldı. Yedek üyeliklerde de Kerkez’in rakipleri ön plana çıktı.
***
Bu sonuçları okuyunca Yargıtay’daki kaynaklarımı aradım. Yargıtay içindeki güç savaşına dahil olmayan bir üye şu yorumu yaptı:
“Yargıtay Başkanı yanlış yaptı. Liste çıkaracağına listesindekilere ‘Seçimlere girin 165’i geçin’ diyebilirdi. Onun listesi gibi çıkınca eski hesaplaşmalar ön plana çıktı ve karşısında çok güçlü bir blok oluştu. O nedenle de seçimler karşı tarafın ezici üstünlüğüyle sonuçlandı.”
Bir başka kaynağım ise Kerkez’in Yargıtay Başkanlığı görevine geldikten sonra dairelerde imza attığı icraatın çok tepki çektiğini anımsatarak, “Bu kadar çok can yakarsan sonuç böyle olur” dedi.
***
Yargıtay’da sosyal demokrat, muhafazakâr ve milliyetçi gruplaşmalar olduğu herkesin malumu. Ancak divan ve kurul seçimlerinde gördüğüm şey şu:
Başkan Kerkez, Başkan seçildikten sonraki uygulamalarıyla çektiği tepkiyle bütün bu farklı grupların bir araya gelmesini sağlamış.
Seçimleri kaybedince de Yargıtay’ın yönetim organlarında çok ciddi bir güç kaybı yaşamış.
Artık almak isteyeceği her karar için yönetim organlarını ikna etmesi gerekecek.
***
Şimdi asıl soru şu:
Peki bu gelişmenin ülkedeki hukuk devletinin yeniden tesisine bir faydası olacak mı?
Dilerim olur. Belki seçimlerdeki başarı, Yargıtay üyelerine kendi güçlerini anımsatır ve yüksek mahkeme siyasi baskılardan daha az etkilenir.
(Bir de dip not: Bölge İdare Mahkemesi’nin CHP’ye butlan atadığına dair karar Yargıtay 3. Dairesi’nde. 3. Dairede, Başkan Kerkez ve Kemal Kılıçdaroğlu’na yakın bazı üyeler etkili. O nedenle Yargıtay’ın BAM kararını bozmama ihtimali yüksek.)