Türkiye’de otomobil sahibi olmak uzun zamandır ulaşım meselesi değil, zenginlik belgesi…
Düşünün… İlk otomobil 1769’da üretildi... Biz ise ulaşım aracını hala lüks tüketim olarak değerlendiriyoruz. Yüksek vergilerle vatandaşı engelleme çabasındayız!
Nitekim yönetimin gözünde Türk insanın hak ettiği en fazla toplu taşıma… Fazlası değil… Oysa kendilerine konvoylar bile az gelir!
***
Aracı satın alırken ÖTV ödüyorsun. ÖTV eklenmiş fiyatın üzerinden KDV veriyorsun. Kullanırken MTV, benzin alırken yeniden ÖTV ve KDV ödüyorsun.
Satmaya kalktığında noter harcı karşına çıkıyor. Devlet otomobili taşıt olarak değil, dört tekerlekli vergi matrahı olarak görüyor.
***
Ya son icatları… Artık hesabın içine aracın çekiş sistemi de giriyor. Önden çekişli mi, arkadan itişli mi, 4x2 mi, 4x4 mü?
Vergi idaresi motor hacmini, satış fiyatını, yakıt türünü, elektrik motorunun gücünü incelemekle yetinmiyor. Kaputu bırakıp aracın altına giriyor, diferansiyeli kontrol ediyor.
Yakında panoramik cam tavan “servet göstergesi”, deri direksiyon “şatafat”, metalik boya da “ödeme gücü” sayılırsa, şaşırmayın!
***
Zira Mehmet Şimşek’in görevi, yeni vergi kalemleri uydurmak. Kendisi ekonomi yönetimine dönmesinden sonra genel KDV yüzde 18’den yüzde 20’ye, indirimli oran yüzde 8’den yüzde 10’a çıktı.
Tüketici kredilerinden alınan BSMV yüzde 10’dan yüzde 15’e yükseldi. Harçlar artırıldı. Araç sahiplerinden aynı yıl ikinci kez MTV alındı.
***
Akaryakıt ÖTV’si ise enflasyona bağlandı. Böylece ekonomi yönetimi bir yandan fiyat artışlarıyla mücadele ettiğini söylerken diğer yandan enflasyon yükseldikçe otomatik artan bir vergi düzeni kurdu.
Akaryakıt vergisi arttığında yalnızca otomobil sahibinin deposu pahalanmıyor. Üreticinin maliyeti, çiftçinin traktörü, nakliyecinin faturası, marketteki ürünün etiketi de değişiyor. Vergi, pompada başlayıp sofraya kadar geliyor.
***
Hepsini saymam mümkün değil… Aklına ne gelirse vergi yapıştırdı. İşin acı tarafı bütün bunların sonunda “Yeni vergi artışı gündemimizde yok” açıklaması ile insanlar ahmak yerine koymaya çekinmedi.
Sorsan, “yeni değil ki” diyecekler! Mevcut verginin oranı artırılıyor, istisnası kaldırılıyor, kapsamı genişletiliyor ya da otomatik artış sistemine bağlanıyor. Dedim ya, ahmak yerine koyulmak işte…
***
2025 yılında devletin topladığı verginin yaklaşık yarısı KDV ve ÖTV’den geldi. Yani vergi düzeni ağırlıklı olarak kazançtan değil, tüketimden besleniyor.
Hâlâ nasıl bir harcama yapıyorlarsa ihtiyaçları var her kör kuruşa… Maliye artık cebimize bakmakla yetinmiyor. Aracın altına yatıp dingile bakıyor! İş buraya kadar geldiyse… Hayal et nereye gidiyor Türkiye?