Yer Zimbabwe, yıl 2007…
Ülkede para pul olmuş, üretim çökmüş, tarlalar verimsizleşmişti. Devlet Başkanı Robert Mugabe’nin yıllardır süren uygulamaları, ülke ekonomisini her geçen gün biraz daha bataklığa sürüklüyordu.
Döviz geliri kurumuş, bütçe açıkları para basılarak kapatılmaya başlanmıştı. Fakat iktidar aynaya bakmak yerine etikete baktı.
***
Enflasyonun sebebini bozulan kamu maliyesinde, yanlış para politikasında, çöken üretimde aramak yerine market rafındaki fiyatı suçlu ilan etti.
Başkan ve etrafındaki dalkavuklar kendilerine “Bu fiyat neden arttı?” diye soramadılar. Onun yerine “Bu fiyatı kim artırdı?” diye suçlu aramaya çıktılar.
***
Sonra o meşhur emir geldi; “Fiyatlar düşürülecek!”
Devlet, işletmelere fiyatları fiilen yarı yarıya indirme talimatı verdi. Polisler, denetçiler, iktidar milisleri dükkan dükkan gezdi.
Esnafa, üreticiye, sanayiciye verilen mesaj açıktı; “Ya bizim dediğimiz fiyattan satarsınız ya da bedelini ödersiniz.”
Kamera karşısında şahane görüntüler sergileniyordu. Raflarda etiketler düşüyor, iktidar alkış bekliyordu. Birkaç ay sonra etiketler hala oradaydı, ürünler kaybolmuştu!
***
Yer Venezuela, yıl 2013…
Petrol zengini ülke, kağıt üzerinde hala varlıklı görünüyordu ama sokakta hayat bambaşka akıyordu. Para birimi değer kaybediyor, marketlerde kuyruklar uzuyor, ithalatçılar döviz bulamıyor, halk temel ürünlere ulaşmakta zorlanıyordu.
Başkan Nicolás Maduro, dövizi baskılama ve piyasalara müdahale konusunda iyice sertleşmişti. Devlet ekonomiyi yönetmek yerine piyasayı hizaya sokmaya çalışıyordu.
***
Enflasyonun sebebi bozulan para düzeninde, petrole bağımlı ekonomide, çöken üretimde aranmadı. Yine market rafındaki fiyat suçlu ilan edildi.
Maduro ve çevresindeki kadrolar da aynı kolay yola saptı. “Bu fiyat neden arttı?” diye sormak yerine “Bu fiyatı kim artırdı?” diye hedef aradılar.
***
İş çığırından çıktı. Daka adlı elektronik mağazalarına polisle, askerle girildi. Fiyatların zorla düşürülmesi emredildi.
Esnafa, ithalatçıya, perakendeciye verilen mesaj; “Ya bizim dediğimiz fiyattan satarsınız ya da bedelini ödersiniz” şeklindeydi…
***
Kamera karşısında yine şahane görüntüler vardı. Halk mağazalara akın ediyor, elektronik eşyalar kapış kapış gidiyordu. İktidar, bir kez daha enflasyon zaferi ilan etmeye hazırlanıyordu.
Oysa yapılan şey ucuzluk değil, stok cenazesiydi… Bir süre sonra fiyat etiketleri kaldı, raflardaki ürünler kayboldu!
Bilmem anlatabildim mi?