İlla bu yalanı duymuşsunuzdur; “Vatandaşın refahı da kalıcı olarak artacak…” Yani markete girerken cüzdan yerine zurnanı al yanına… Mutluluktan rafların arasında kendin çal kendin oyna… Bunu mu istiyorlar acaba?

Hadi yalanlarına inandım diyelim de şirket bilançoları bu coşkuya pek katılmıyor sanki… Kötülükte birbirleriyle yarışıyorlar gibi…

***

CarrefourSA, 2026’nın ilk altı ayında 43.6 milyar liralık satış yaptı. Ciro var mı? Var… Peki ya sonuç? 3.6 milyar lira zarar!

Demek ki mesele dükkâna müşteri girmemesi değil… Müşteri giriyor… Para harcıyor… Şirket satış yapıyor… Ama işin sonunda para kazanamıyor.

***

ŞOK Marketler’in henüz ikinci çeyrek bilançosu gelmedi. İlk çeyreğe bakalım. 76.3 milyar lira ciro… Sonuç? 736 milyon lira zarar… Üstelik esas faaliyet zararı 3.7 milyar lirayı buluyor.

Bizim Toptan da ilk üç ayda 9.6 milyar lira satış yaptı, 201 milyon lira zarar yazdı. Esas faaliyet zararı ise 565 milyon liraya yaklaştı.

***

Haliyle insan ister istemez soruyor, bunların hepsi mi market işletmeyi unuttu? Yıllardır aynı işi yapan şirketler aynı anda mı taklaya geldi? Yoksa ekonomide anlatılmayan başka bir şey mi oluyor?

Migros’a bakalım mı? Az buz değil 109 milyar lirayı aşan satışa rağmen esas faaliyet tarafında 4.7 milyar liraya yakın zarar görüyoruz.

***

Siyasetçi kürsüde istediğini anlatır. Bilanço anlatamaz! Kira neyse onu yazar… Personel gideri neyse yazar… Finansman maliyeti neyse yazar…

Müşterinin ne kadar harcadığı, şirketin o satıştan ne kadar para kazanabildiği sonunda bir satıra düşer. Adına da net kâr veya zarar derler. Masal anlatmaya pek müsait değildir.

***

Türkiye’de tüketici alışverişi bırakmadı. Zaten bırakamaz! Yemek zorunda… Temizlenmek zorunda… Çocuğunu okula göndermek zorunda…

Zira artık alışverişi keyfine göre değil, mecburiyetine göre yapıyor. “İki kuruşluk zevkimiz var” derler ya… O artık yok!

***

Şirket tarafında da hikaye ayrı… Fiyatı artırırsan müşteri kaçıyor. Artırmazsan marj gidiyor. Vadeli çalışırsan finansman maliyeti eziyor. Mağazayı kapatsan pazar payın düşüyor. Açık tutsan gider büyüyor.

Sonra da hiç ama hiç yüzleri kızarmadan… Hatta utanma emaresi bile göstermeden diyorlar ki; “Ekonomi dengeleniyor.” Hadi len!

***

Arkadaş sen ekonominin gerçekte nasıl gittiğini anlamak için kendi açıkladığın büyüme rakamına değil, marketin kasasına ve şirketin bilançosunun en alt satırına baksana… Beğenmeyince değiştiriyorsun kurumların başındakilerini nasıl olsa…

Haliyle şirket bilançolarında propaganda olmayınca, fatura masanın üzerine konulunca, işlerine gelmiyor tabii bakmak bilançolara… Bana bunlarla gelmeyeceklerse tek bir lafım olur onlara; “Git ötede oyna!”