Memlekette her gün deprem mi oluyor da bizim haberimiz yok? Zira temmuz bütçesine bakılırsa ülkeyi yönetenler doğal afetle rekabette… Gerçi ikisi de aynı kefede bence!

Geçen yıl temmuzda bütçe açığı 24 milyar liraydı. Bu temmuz 378 milyar lira! İlk yedi ayın açığı 1 trilyon 321 milyar lira... Kabus gibi... Üstelik yılın yarısını daha yeni geçtik.

Sahi para nereye gidiyor? Faize... Yedi ayda 1 trilyon 791 milyar lira faiz ödedik. Kabaca dakikada 6 milyon lira...

***

Hani tasarruf genelgesi açıklanmıştı... Devlet kemer sıkacaktı. Makam araçları sınırlanacaktı. Otellerde toplantılar azalacaktı. Temsil, ağırlama, kırtasiye, hediye...

Sayıştay raporlarına bakıyorsun; mevzuata uymayan araç kiralamaları devam ediyor, eğitim ve toplantılar otellerde yapılıyor, temsil-ağırlama harcamaları sürüyor.

Daha beteri, artık hesap vermeye bile ihtiyaç duymuyorlar. Nitekim kamu kurumlarının önemli kısmı mali tablolarını faaliyet raporuna dahi koymamış. Hesap mı? Ne hesabı? Cesarete bak!

***

Asıl şenlik Kamu İhale Kanunu’nun 21/b maddesinde... Bu madde ne için var? Deprem olur, salgın çıkar, can ve mal güvenliği tehlikeye girer, beklenmedik acil durum oluşur...

Devlet de “İlan bekleyemem” der, birkaç firmayı çağırıp pazarlıkla işi verir. İyi de bu istisnai bir yöntem… Ara sıra olur.

2025’te bu yöntemle dağıtılan iş yaklaşık 870 milyar lira... Böl 365’e... Günde 2.4 milyar liralık acil durum! Peki 2025 yılında tam 870 milyar liralık ne acil oldu? Buyursunlar, anlatsınlar! Ya da ben söyleyeyim; Olmadı!

***

Mesele sadece usul değil, milletin parası... Araştırmalar, ihaleye katılan firma sayısı arttıkça fiyatların ciddi biçimde düştüğünü gösteriyor.

On firmanın yarıştığı ihalelerde maliyet, rekabetsiz ihalelere kıyasla yaklaşık yüzde 35 daha düşük olabiliyor.

İyi de o zaman yandaş “Acil olarak” nasıl beslenir? İvedi olarak nasıl semirir?

***

Haliyle bütçede delik açılınca sıra vatandaşa geliyor. KDV... ÖTV... Harç... Damga vergisi... Sonra da çıkıp “Enflasyonla mücadele ediyoruz” diyorlar.

Bakın, daha önce bu kısmı efendi efendi, salon erkeği tarzında anlatmayı denedim. Yapamadım. Başaramadım. İyi başladım ama maalesef nahoş kelimelerle devam ettim. En iyisi pas geçeyim.

***

Bir tarafta Merkez Bankası ekonominin boğazını sıkarken, diğer tarafta kamu harcamaları aynı iştahla devam ediyorsa bunun adı mücadele değildir güzel kardeşim...

Vatandaşı keklemektir!

“Vatandaşın buna rızası var” diyeceklerdir. İyi de insan doğru bilgiye ulaşamıyorsa, sabahtan akşama dezenformasyon bombardımanı altındaysa, bunun ne kadarı sağlıklı bir rızadır?

***

Hesap soracak muhalefet mahkeme kapılarında, mahpus yollarında adalet arar hale gelince de… Senden toplanan parayı harcamak için illa bir acil durum çıkar. Sen hiç merak etme.

Mesela… Diyanet İşleri Başkanı’nın eşiyle birlikte Japonya’da geceliği 20 binlik otelde kalması “acil durum” değil mi sence?