Orta Doğu… Bir tarafta savaş var. Diğer tarafta barış görüşmesi var. Ortada petrol var. Ucunda da bizim gibi ülkeler… Yani masada olmayan ama hesabı ödeyenler...
Bugün yaşanan klasik anlamda bir savaş değil… 1980’lerdeki İran-Irak savaşı gibi hiç değil… İki devletin karşılıklı cephe kurduğu bir savaş yok.
***
ABD-İsrail hattı İran’a vuruyor. İran cevap veriyor. Hürmüz Boğazı sıkışıyor. Lübnan’da Hizbullah devreye giriyor. Tekrar başa dönüyor.
Son gelişme daha da çarpıcı. Hürmüz’de Amerikan Apache helikopteri düştü. ABD bunu İran drone saldırısıyla ilişkilendirdi ve İran’daki radar, hava savunma hedeflerini vurdu.
***
İran ise “Yabancı güçler bölgeden çıksın” çizgisinde konuştu. Trump hâlâ İran’la anlaşmaya yakın olunduğunu söylüyor. Öte yandan aynı gün İran hedefleri vuruluyor. İşte Orta Doğu diplomasisi budur. Bir elinde zeytin dalı, diğer elinde balyoz...
İran’ın daha kaybedeceği ne var ki? Amerika da kaybetmez! O zaman tek seçenek; Amerika pes eder!
***
Tamam İran’da altyapı hasarı var. Rejim üzerindeki baskı arttı. Enerji ihracatı darbe aldı. İçeride huzursuzluk büyüdü. İran için savaş sadece dış politika değil, içeride iktidarı ayakta tutma meselesi haline geldi. Zira yıllardır bunlarla yaşıyorlar.
Ya Amerika… Savaşın maliyeti artık herkesin boğazına çöktü. Petrol fiyatı yükseldikçe Amerikan seçmeni bunu markette değil, benzin istasyonunda görüyor. Benzin istasyonu demokrasinin en kaba ama en etkili sandığıdır. Depo dolarken vatandaşın yüzü düşüyorsa, başkanın anketi de düşer.
***
Olası barış senaryosu en fazla uzatılmış ateşkes, Hürmüz’de kontrollü geçiş, İran’ın nükleer programında sınırlama, yaptırımlarda kısmi gevşeme ve herkesin kendi kamuoyuna “Kazandık” diye satacağı gri bir anlaşma... Daha iyisi çıkmaz bu ortamda…
Nitekim savaşın en büyük silahı artık füze değil, petrol varili... Hürmüz Boğazı dünya enerji sisteminin şah damarı…
***
Oradan geçen petrol, LNG, petrokimya ürünleri, gübre hammaddesi ve navlun maliyeti sadece Körfez’in meselesi değil… İstanbul’daki taksinin mazotu, Anadolu’daki çiftçinin gübresi, fabrikadaki elektrik faturası, mutfaktaki domates fiyatı bu boğazdan geçiyor.
Petrol 90 doların üzerinde kaldığı sürece Türkiye için üç kötü haber var. Birincisi cari açık… İkincisi enflasyon... Üçüncüsü faiz…
***
Zira enerjide dışa bağımlıysan, başkasının savaşında bile kendi enflasyonunu üretirsin. Hele dış politikada kırılgansan, petrol varili senin bütçene emir verir. Üstüne ekonomide güven yaratamadıysan, barış haberi bile sana indirimi getirmez.
Jeopolitik risk dersin ama… Vatandaş bunu pazarda yaşar. Benzinlikte yaşar. Elektrik faturasında yaşar. Kredi faizinde yaşar. Kirasında yaşar. Yaşayacak da… Tabii buna yaşamak denirse…