İlla dikkatinizi çekmiştir. Her yeri reklamlar ile donatmışlar maşallah… Kocaman billboardlarda “Kurbanı biz keselim sizin adınıza hem de 4.500 liraya ama Afrika’da…”, “Türkiye’de keseriz ama en az 20.000 lirayı hazırla…”
Hemen aklınızdan geçiyordur, “Bunlar sahtekar!” Evet onlar da var ama hepsi değil tabii ki… Ülke uzun zamandır öylesine kötü yönetiliyor ki hayvancılık bile fakir Afrika ülkelerinden beter halde…
***
Fahiş fiyat farkına gelince… Türkiye’de toplam maliyetin yüzde 60 ila 70’ini yem oluşturuyor. 40 kiloluk bir çuval yeme 800 TL verirseniz, o hayvan pazara çıktığında 20.000 TL’nin altına satılması mümkün müdür?
Üstüne İktidarın doymak bilmeyen beton aşkı, meraların imara açılmasını, maden sahalarıyla talan edilmesini ekleyin. Perdeyi aralayınca sözde dünya lideri Türkiye, susuz Afrika’dan kötü halde…
***
Afrika’da kurbanlık neden 4.500 TL civarında? Cevabı basit aslında… Endüstriyel dayatma yok orada… Salma hayvancılık var. Hayvan, kapalı ahırda fenni yemle beslenmiyor. Doğanın kendi otuyla, kendi merasıyla yetişiyor. Elektrik, ilaç, veteriner, yem fabrikası gibi maliyetler orada yok hükmünde…
Ya bizde? Mısır ithal, soya ithal, katkı maddesi ithal, mazot pahalı, elektrik pahalı, nakliye pahalı, veteriner pahalı, çoban pahalı… Üretici hayvan değil, maliyet besliyor. Sabah ahıra giriyor, karşısında kuzu değil enflasyon duruyor. Yem torbasını açıyor, içinden arpa değil kur riski çıkıyor.
***
Üretici para kazanamıyor, tüketici et alamıyor. Aradaki sistem ise maşallah ayakta… Yemci kazanıyor, aracı kazanıyor, nakliyeci maliyetini koyuyor, pazar yeri kirası biniyor, şehir primi geliyor, vergi dolaylı olarak her yere siniyor. Üretici “Ben bu işi bırakayım” diyor. Vatandaş “Ben eti bırakayım” diyor.
Bir ülkede hayvancılık politikası, Kurban Bayramı yaklaşınca “Kaç hayvan ithal edelim?” sorusuna indirgendiyse orada sistem çökmüştür zaten… İthal etle fiyat düşürmeye çalışmak, yangını maşrapa ile söndürmeye çalışmanın benzeri… Kandırırsın kendini…
***
Bugün et pahalı diye ithalat yaparsın, yarın yerli üretici daha da çöker. Üretici çökünce bir sonraki yıl daha fazla ithalat yaparsın. Sonra buna da “Piyasa dengesi” dersin. Sistemi çökertirsin!
Etin fiyatını kasapta belirlenmez… Etin fiyatını ülkenin tarım politikası belirler. Mera politikası belirler. Döviz politikası belirler… Köyde yaşam kalitesi belirler… Yem sanayisinin ithalata bağımlılığı belirler… Gençlerin üretimde kalıp kalmaması belirler…
***
Sen bütün bunları bozarsan, sonunda kasapta sadece et değil, yönetim biçiminin faturası asılır. Yönetim sarayda “Mutancana” yerken seni mi düşünecek Allah aşkına?
Mutancana’yı çoğunuz duymadı bile değil mi? Kuzu etinin Malatya kuru kayısısı, arpacık soğan, soyulmuş iç badem, razaki üzüm, kurutulmuş mürdüm eriği, kuru incir, tereyağı, bal, tuz ve sumakla özel aşçılar tarafından hazırlanan sanat eseri gibi bir yemek…
Kim ister o koltuktan kalkıp kendini bunlardan mahrum etmek?