Zaman ilerledikçe Türk Tipi Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin ne olduğunu daha iyi anlıyoruz.
2023 senesine kadar iyi kötü bir seçim ortamı olduğu, adil olmasa da serbest seçimler olduğu, muhalefetin pek eşit koşullar olmasa da iktidarı alabileceğine dair inanç vardı. Bunun için irili ufaklı muhalif grupların bir araya geldiğini gördük. İktidar değişimi mümkün olamadı. 2023 seçiminin kaybedilmesi yeni sistemin kudretini de pekiştirmesine vesile oldu. Ancak muhalefette de kaynama noktasının geçilmesine vesile oldu. Muhalif kamuoyu yenilgiden bıktı. Bu bıkkınlık bir enerji açığa çıkardı. İktidar bu enerjinin gücünü başta küçümsedi.
CHP’nin 38’inci kurultayında yönetimin değişmesi, sonra da İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı adayı olarak sivrilmesi iktidar tarafından çok da hesap edilmeyen gelişmelerdi. Muhtemelen süreç içinde CHP’nin genç lideri Özgür Özel’in de bu kadar gözü kara çıkacağı hesap edilemedi.
İktidar beklenmedik gelişmeleri kontrol altına almak istiyor. Şimdiye kadar bu konuda da oldukça mahir çıktı.
‘Bu kadarı da olmaz’ denen şey oldu ve CHP’ye aslında pratikte eski genel başkanı kayyum atandı.
***
İktidarın seçilmesini garanti edecek göstermelik muhalefet peşinde olduğu analizleri yapılıyor. Bana kalırsa o faz da geçildi. Türkiye git gide monolit bir yapıya dönüşüyor. Herkes iktidarın bir parçası, muhalefet yok. “Primus İnter pares” Cumhurbaşkanı Erdoğan. Altında da diğer parti/siyasetin temsilcileri. Herkes iktidar ya da başka tarafından bakınca kimse iktidar değil.
Sistemin gittiği yer, dörtlü bir yapı. Voltran misali. Yapının en başında Erdoğan duruyor. Bürokrasi bağlılıkla Erdoğan’la beraber çalışıyor. Kolay kolay yüzde 30’ların altına inmeyen bir halk desteğine de sahip. Ki bu Erdoğan’ı bu dörtlü arasında tam da bu nedenle en güçlü yapıyor.
Erdoğan’ın altından sistem için iktidar ve muhalefet haline gelmiş, yaşları 70’i geçmiş 3 lideri görüyoruz: Kılıçdaroğlu, Bahçeli, Kürtleri temsilen de Öcalan.
***
Bundan sonra Erdoğan’ın stratejisi nasıl olabilir? Erdoğan bundan sonra anayasayı değiştirmek, kurduğu sistemi sağlamlaştırmak isteyecektir. Sisteme dahil ettiği CHP’yi de kurduğuna göre anayasa için toplumsal mutabakatı sağladığı iddiasını da ortaya koyabilir.
Yeni anayasada Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin pekiştirildiğini göreceğimiz kesin. Erdoğan daha sonra da el verdiği adayın seçimini kolaylaştıracak, ilk turda en çok oyu alan adayın seçilmesi gibi seçim sisteminin değiştirilmesine yönelik düzenlemeler de çok olası. Şapkadan daha neler çıkacağını zaman içinde görürüz.
Şu anda İmamoğlu ve Özel’in başını çektiği değişim ekibi sonuna kadar CHP’de kurultayı zorlayacak. ‘Asıl CHP biziz’ diyecek ve partiyi geri almak isteyecek. Oldu oldu, olmayacağının anlaşıldığı noktada ise ona göre karar alacaklar. Bu ekibe sistemin çok sert cevap vereceğini anlamak ve riskleri ona göre analiz etmek gerekiyor.