Türk tipi cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi hesap verilebilirlik ve şeffaflık değil görece öngörülebilirlik ve kontrol üzerine kurulu. Muhalif kamuoyu iktidarı sürekli hesap verilebilirlik üzerinden eleştirmeye çalışıyor. Ama boşa düşüyor. Sistemin konusu bu değil. Kendi tabanının da böyle bir talebi yok. Taban iktidar ve daha fazla kontrol istiyor.
***
Fon krizinde iktidardan ilk ismi Yeni Parti Sözcüsü Zeynel Emre patlattı. Fatma Betül Sayan Kaya’yı ifşa etti. Zeynel Emre’ye destek iktidara oldukça yakın bir gazeteciden Sinan Burhan’dan geldi. Burhan, Betül Sayan Kaya istifa etmeli dedi. Bir yandan da fonzilerden zamanında çıkamamış olan parasını kaybeden vatandaş isyan ediyor, parasını geri alabilecek mi önünü görmeye çalışıyordu.
Geçen haftada yazmıştım, bu 25 yılda iktidarın karşılaştığı ilk kriz değil. Krizlerin ne kadar yıpratıcı olabileceğini en iyi bilen isim Cumhurbaşkanı Erdoğan.
***
AKP’de Özlem Zengin dahil, kim bu fonlara girip haksız kazanç sağlamış, ucu kime uzanırsa uzansın açıklansın isim isim bilelim diyor. Bunları biraz eski Türkiye refleksleri olarak görmek lazım. 20 yıl önce benzer bir kriz olsa, iktidar fonlardan 100 milyonun üzerinde kazanç sağlamış kim varsa isim isim açıklamayı ve kamuoyu gözü önünde hesap sorma stratejisini tercih edebilirdi. O zamanlar dünya da başkaydı, Türkiye de başkaydı. Demokratik parlamenter sistemde hesap vermek işin bir parçasıyken, merkeziyetçi Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde bu bir zafiyet olarak algılanır. Sistemin doğası gereği Fatma Betül Sayan Kaya, Özata Denizcilik hissesinden kazandığı parayı iade ettikten ve partiden istifa ettikten sonra hızlıca yeni bir sürece geçildi.
***
Muhalafet bu geçiş sürecinde kendi açısından yavaş kaldı. Ümit Özlale Aile Bakanı Mahinur Göktaş’ın babasının bu fonlardan ciddi miktarda para kazandığına dair basın açıklaması yaptı. Göktaş yıldırım hızıyla bu iddiaya yalanladı. Özlale isim benzerliğinin kurbanı olmuştu. İşin ironik tarafı fon krizi ilk patladığı zaman Ümit Özlale’nin de adı bu fonlara para yatıranlar arasında geçmiş, ancak olayın bir isim benzerliği olduğu anlaşılmıştı. Özlale’ye iktidar çevresinden çok sert tepkiler geldi. Yanılgı için Özgür Özel özür diledi. Ama dalgayı tersine çeviremedi.
***
Ömer Çelik’in firari foncu bürokrat Osman Nacar ile aynı konserde olduğunu gösteren fotoğrafı paylaşan iki gazeteci tutuklandı. Bu tutuklamaları bu olayın seyrinde bir milat olarak görmek lazım. Bu tutuklamaların fonzide parasını kaybedenlerin zararlarının giderilmesine ilişkin yasa tasarısının Meclise geldiği gün olduğunu not etmekte fayda var.
***
Özetle kriz patladı, Fatma Betül Sayan Kaya bedeli ödedi. İkinci aşamaya geçildi. İktidar içinde birbirlerine rakip olanlar, muhalefet çevrelerine kendince bilgi yağdırdı. Parlamenter sistemde bir koalisyonda olsak bu bilgi akışı üzerinden siyasi rekabet devam ederdi. Ama bu sistem o ceket için uygun değil. Onun için Erdoğan bir noktada ipleri eline aldı. Bu olay üzerinden bize operasyon çekilmesine izin vermeyeceğiz dedi konuyu kapattı. Bundan sonra fonzi üzerinden gelecek salvoları iktidar çok sert mukabele edecektir.