Çok garip bir dönemden geçiyoruz. Ertuğrul Özkök, Bahar Feyzan’ın yayınına katıldı, Franco dönemiyle ilgili bir şey anlattı. Video sosyal medyaya düşmüştü, orada izledim. İzleyince de ‘eyvah’ dedim. Fatih Altaylı da Osmanlı döneminden bir referans vermişti, sonucu aylarca hapiste yatmak oldu. Özkök, ‘Franco öldüğünde bir günde rejim değişti’ diye anlatıyor. Erdoğan’ın hala görece genç olduğunu, önünde uzun yıllar olduğunu da sözlerine ekliyor ama herhalde Franco’dan örnek verilmesi, sanki Cumhaxurbaşkanına diktatör diyormuş gibi anlaşılmış. Hakkında Cumhurbaşkanı’na hakaretten soruşturma başlatıldı. Gözaltı kararı çıkmamıştı. Ancak Özkök’ün soruşturma başlatılmadan önce yurtdışına seyahat ettiği bilgisi gazetecilerle paylaşıldı. Sonradan Özkök’ün bir müzik festivali için yurtdışına çıkmış olduğunu, bugün döneceğini öğrendik.

Eskiden, ‘Erdoğan diktatör olsa diktatör diyemezsiniz’ denirdi. Şu anda ‘baskıcı yollara tevessül ediliyor’ demek de hakaret sayılıyor.

***

Sistem herhangi bir şekilde bir iktidar değişikliği imasından da tedirginlik duyuyor. Olası bir iktidar değişimi üzerine yazmak çizmek epey tehlikeli bulunuyor.

Bu kadar fazla konuşma, akıl yürütme, fikir verme kanallarının kapatılmış olmasını çok sakıncalı buluyorum. İnsanlar susuyor olabilirler. Ama kendi kafalarının içinde düşünüyorlar. Devlet herkesin beynine birer kayyum atayacak değil ya. İnsanlar mutsuz, insanlar korkuyor. Bu durum değişim beklenti ve arzusunu körüklüyor.

***

İnsanların çaresizlik içinde kendilerini yiyip bitirmesinin canlı örneğini sanırım Tuzla Belediye Başkanı Eren Ali Bingöl’de gördüm. Bana mı öyle geldi acaba diye emin olamadım, biraz sosyal medyada taradım pek çok kişi benim gibi düşünmüş.

CHP’den seçilen genç Tuzla Belediye Başkanı Eren Ali Bingöl geçen hafta AKP’ye geçti. Kendince önceki dönemde bir yeşil alan birkaç farklı projede emsal arttırımı için gösterilmiş, pek çok konuta usulsüz imar verilmiş. Ortada bir imar krizi var. “İBB çözsün” demişler. İBB “Ben çözemem, Bakanlık çözsün” demiş. Yine Tuzla’da başka bir proje ile ilgili de Tuzla Belediye Başkanı, Özgür Özel’e “Aman başkan, Akın Gürlek tapu meselesini gündeme getirme, beni yakarsın” demiş… Özgür Özel kendi anlattı. Özgür Özel daha sonra Eren Ali Bingöl için kendisini arayıp ağlayarak anlattığını söylüyor. Sonunda Eren Ali Bingöl AKP’ye geçti. Törende rozetini Cumhurbaşkanı Erdoğan taktı.

***

Görüntüleri izledim, ışıktan mı bilinmez Eren Ali Bingöl’ün yüzü adeta kapkaraydı. Sanki gözleri çukurlarına kaçmış, altları mosmor olmuş. Belki uykusuz kaldı diye düşündüm. Yine de fazla çıkarım yapmamak için kendimi dürttüm. Hani dediğim gibi belki de ışıktan öyle göründü.

Bingöl’ün yüzünde bir gülümseme emaresi de yoktu. Öyle ya normalde iktidar partisine “transfer” olan birisinin mutlu olması gerekir. Bingöl mutludan öte kurumuş, içine solmuş görünüyordu. Gencecik adam, herhalde stresten en az 10 yıl yaşlanmış, beli bükülmüş, rozet takılmak için çıktığı sahnede adeta düşüverecek gibi duruyordu. Adam Cumhurbaşkanı’na rozet mi taktırıyor, kürek mahkumiyetine mi mahkum olmuş belli değil. Yüzünde öyle bir ifade, öyle bir beden dili.

İçleri kurumuş, korkudan solmuş insanlar iktidarı gerçekten mutlu mu ediyor bilemiyorum. Buna epeydir kafa yoruyorum.