AÇILIM sürecinin ivme kazandığı şu günlerde, arka planda ince ince döşenen taşlarla bir dizi adım atıldığı görülüyor. Yasa metninin içeriğinden çok, sonrasına ilişkin planların nasıl işleyeceğine önem veren kurumlar, epey yol aldı.
Edinilen bilgiye göre, Türkiye’ye hiçbir durumda dönmeleri istenmeyen 200 kişilik PKK yönetim kadrosunun nerede konuşlanacağı netleşti. Özellikle Suriye ve Kuzey Irak bölgesinde yapılan seri toplantılardan sonra bu isimlerin Kuzey Irak’ta Süleymaniye bölgesine yerleştirilmeleri planlanmış.
PKK’nın yönetim kadrosunun Kandil’in boşaltılmasından sonra Avrupa başta olmak üzere üçüncü ülkelere gönderilmesiyle ilgili stratejide değişiklik yapıldığı anlatılıyor.
Bu kadronun, yabancı istihbarat örgütleri tarafından kullanılma potansiyeli nedeniyle daha kontrollü bir alanda olmasına karar verilmiş. Türkiye’nin takip ve kontrolü açısından daha uygun olan bölge tercih edilmiş.
***
Kürt tarafının ısrarcı olduğu bir konu da izleme kurulunun siyasilerden oluşması. Bu takibin TBMM’nin gözetiminde yapılması. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş rol üstlenmeyi seve seve kabul eder, ama AKP’liler böyle düşünmüyor.
AKP yönetimi, takip ve izlemenin teknik bir konu olduğunu, MİT başta olmak üzere devletin ilgili kurumlarının yürütmesi gerektiğini dile getirerek, siyasilerin ancak gözlemci olabileceğini, bunun için de TBMM’nin dışında yürütülmesi gereken bir faaliyet olduğunu savunuyorlar.
***
Bu arada, çerçeve yasanın DEM’li siyasetçilerin taleplerini pek karşılamadığı biliniyor. Ancak Abdullah Öcalan’la yapılan görüşmeden sonra bile çizilen ana hatlarda bir değişiklik yapılmadı. Onların istedikleri adım ancak TBMM’nin yeni yasama döneminde MİT’ten gelecek raporlara göre atılacak.
Eğer PKK’nın tasfiyesi konusunda istenilen sonuç alınabilirse, şartlı salıverme dahil daha kapsamlı bir düzenleme bundan sonra konuşulacak.
***
Sonuçta, iktidarın süreçle ilgili yaşadığı ağırdan almayı, isteksizlikten çok pazarlık olarak değerlendirenler var. Parti içindeki yorumlar muhtelif;
1- Geçmişteki başarısız deneyimler nedeniyle korku ve güvensizlik yaşanıyor olabilir. DEM’lilerin sürekli MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi aracı olarak devreye sokmasından da hoşlanılmıyor.
2- Uluslararası konjonktürün kendilerine en çok hizmet ettiği, PKK’nın etkisiz hale gelip, yabancı güçler tarafından kullanılmaktan vazgeçildiği bir dönemde onların taleplerini yerine getirmeyi yanlış bulanlar var. Özellikle Orta Anadolu ve Karadeniz illerinin milletvekillerinin tepkileri çok açık.
3- “Kamuoyuna ‘güçlü taraf biziz. Merak etmeyin direksiyon bizim elimizde. Biz ne istersek o olur’ mesajı verilmeye çalışılıyor. Pazarlıklarla AKP’nin istediği kadar geri adım atılıyor hissi yaratılıyor olabilir. Bu bir strateji” yorumu yapanlar var.
MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin açılım sürecinin başında elini yüksek tutup, açıkladığı birçok başlıktan geri adım atmasının, bu tavır sayesinde sağlandığı öne sürülüyor.
Bu konu sürekli yeni tartışmalara gebe kalmaya devam edecek…