Geçenlerde Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ, 1925’te İngiltere desteğinde ve “şeriat” çığlıklarıyla isyan başlatan Şeyh Said hakkında “hain” sözcüğünü kullandığı için yakınlarının “aziz hatırasına hakaret ettiği” gerekçesiyle Erzurum’un Hınıs ilçesi Asliye Ceza Mahkemesi’nde 87 gün hapis cezasına çarptırıldı.

Özdağ, savunmasında “Vatan hainine, vatan haini” demenin hatırasına hakaret olmadığını söyledi. Verilen 87 günlük ceza adli para cezasına çevrildi. Özdağ mahkeme sonrası şöyle konuştu:

-Mahkeme bu cezayı Şeyh Said’in muteber bir hatırasının olduğu kabulüyle verdi. Başka türlü ceza veremezdi. Oysa Şeyh Said’in muteber bir hatırası yok!

Ardından da şu değerlendirmeyi yaptı:

-Şimdi Şeyh Said’in şehit ettiği askerlerimizin hatıraları ne olacak? Yarın Öcalan için de akrabaları başvurursa ne olacak?

Geçtiğimiz yüzyıl, gericilerin ve dönek kadroların “özel tarih” adı altında tarihi tahrif etmek yolunda ellerinden geleni yaptıkları, yalanlarla dolu kitaplar yazdıkları, Atatürk’ü ve Cumhuriyeti karalamak için mesnetsiz, belgesiz iftiralar attıkları bir yüz yıl olarak yazıldı tarih defterine!

Büyük Devrimci Atatürk, NUTUK eserinde bunları, isimlerini de vererek ve “Hain” olarak tanıtarak anlattı! O kitaptaki 400 küsur belgenin bir tanesi dahi her türden yalan ve iftiraya karşın çürütülemedi!

-Sizce bu durumda Ümit Özdağ bu kişiye nasıl hitap etmeliydi?

Artin Kemal’i aklayanlar!

O kadar çok isim var ki Kurtuluş Savaşı esnasında ve sonrasında ihanet eden…

Hepsini tek tek anlatmak, yaptıkları rezillikleri gözler önüne serebilmek için ciltler dolusu kitap yazmak lazım… Bunların bir kısmı, bu iktidar sürecinde adları hastanelere, okullara verilerek hatta heykelleri dikilerek aklanmaya çalışıldı. Ancak tarihte yer alan kapkara satırları silmeleri mümkün değildi, olmadı da!

Mesela, savaştan sonra Yunanistan’a kaçıp, çıkardığı gazetelerde Cumhuriyete saldıran, “beni Türk addetme Allah’ım” diye şiirler yazan, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının idam hükmünü yazan eski Şeyhülislam Mustafa Sabri, İslam Teali Cemiyet isimli ihanet derneğinde onun yardımcılığını yapan İskilipli Atıf, Dersim İsyanının elebaşı Seyit Rıza bu isimlerden yalnızca birkaçı!

Tabii, bunlara destek çıkan, Kuvayı Milliye önderlerine akıl almayacak hakaretlere gazete köşelerinde imza atan soysuz da çoktu. Bunlarda biri, en şöhretlisi halk arasında “Artin Kemal” lakabıyla tanınan Ali Kemal mesela! Yıllar önce HDP Milletvekili Garo Paylan’ın bu kişiyi övgülerle anması üzerine kaleme aldığım yazıdan bir bölüm paylaşayım:

“Ali Kemal bu özellikleri nedeniyle Damat Ferit hükümetlerinde iki ayrı nazırlığa da layık görülmüştü!

Ali Kemal hem gazeteci olarak hem de Dahiliye Nazırı olarak amansız bir milli mücadele karşıtıydı!.. Başta Mustafa Kemal olmak üzere Kurtuluş Savaşı önderlerine en ağır hakaretlerle saldırır, adeta aşk derecesinde hayranlık duyduğu İngilizlerin Osmanlı topraklarını işgal etmesini biricik kurtuluş çaresi olarak görürdü!

Nazım’ın gözüyle Ali Kemal

Örnek çok… Mustafa Kemal’e berduş, Bolşevik; Kuvayı Milliyecilere katil yaftası yapıştıran “Kuyucu Murat Paşa, Celâlilere nasıl muamele etmişse Kuvayı Milliye’ye de öyle muamele edilmelidir. Anadolu halkı Mustafa Kemal şakisine haddini bildirecek” diye yazılar döşenen Ali Kemal buydu işte!

Büyük Şair Nazım Hikmet şöyle anlatmıştı Ali Kemal’i:

Kim bu Ali Kemal? Gazete muharriri/ İngiliz’den para alır/ Adamıydı Halifenin/ Gözlüklü/ Şişman/ Kan damlardı kaleminden/ Fakat murdar/ Fakat pis bir kan/ Gün olur daha derin/ Daha geniş bir yara açar/ Kaleminin düşmanlığı/ Mavzerin düşmanlığından.

İşte böyle bir kişiyi kutsayan Garo Paylan’dı… Şu müthiş iddiayı ortaya atmıştı:

Ankara hükümeti ile İngilizlerin yaptığı “gizli anlaşma” ile Malta’da bulunan İttihatçılar, Ermeni soykırımındaki sorumlulukları hakkında yargılanmadan Ankara’ya geldi…

Garo Bey ya hayal içinde yaşıyor ya da yakın tarihi tahrif ediyor, yalan söylüyordu!. Malta’daki esirler için İngiliz hükümeti canını dişine takmış, soykırım suçlusu ilan edebilmek için İngiliz hakimleri seferber etmiş, ancak o hakimler de tüm arşivlerde hiçbir suç unsuru bulamamıştı. Malta’daki esirler ise Mustafa Kemal’in Anadolu’daki İngiliz subaylarını tutuklatması üzerine serbest bırakılmıştı!

Ali Kemal için “Ruhu şad olsun” diyen Garo Paylan aslında kendi açısından haklıdır; Ali Kemal başarsaydı, Mustafa Kemal başaramamış olacak, o üstüne titrediği “Sevr Antlaşması” hayata geçecekti…

Garo Paylan gibiler ne kadar kahrolsalar yeridir!