Tarih 18 Nisan 1999.
Fazilet Partisi’nin (FP) genel seçimlerde oyu yüzde 15’e düştü. İşte Refah Partisi döneminde başlayan gerginlik artık gün yüzüne çıkmıştı. 14 Mayıs 2000 tarihinde FP kongresinde bir ilk yaşanmış ve ‘Yenilikçi Hareket’ Recai Kutan’a yani Erbakan’a karşı Abdullah Gül’ü aday göstermişti. Delegeler 633 oy verdikleri Kutan’ı genel başkan seçmiş ama Gül’e de 521 oy vererek mesajı vermişti: “Ak Saçlılar’a (Erbakan ve arkadaşları) saygımız büyük ancak gençleşme şart…”
Sonra ne mi oldu?
“Milli Görüş” hareketi içinde “gençler”, “Yenilikçi Hareket” adıyla yeni bir oluşuma gitti.
Necmettin Erbakan ve arkadaşları 20 Temmuz 2001’de Saadet Partisi’ni, Tayyip Erdoğan ve arkadaşları da 24 gün sonra yani 14 Ağustos 2001’de Adalet ve Kalkınma Partisi’ni kurdu. O dönemde tartışılan “Milli Görüş’ün ana omurgası” SP’nin ne kadar oy alacağıydı? Bir kısım “ana ekseni tutarlar” derken diğer bir kesimse “Yenilikçi Hareket”in partisi AKP’nin “ana parti olacağını” düşünüyordu. 3 Kasım 2002’deki seçimlerde AKP yüzde 34.28 oy alırken SP sadece yüzde 2.49 oy alabildi. Ve 24 yıllık iktidar süreci başladı.
Neden yakın siyasi tarihle başladım?
Ankara’dan siyaset koridorlarını yakından takip eden bir dostumla konuşurken konu ister istemez CHP kurultay davasına geldi. Önce kısa bilgilendirme…
Ankara’daki dostum “bekleyelim” dedi
CHP’nin 4-5 Kasım 2023’te gerçekleştirdiği 38. Olağan Kurultay’ın iptali istemiyle açılan davanın son duruşmasında, mahkeme davanın reddine karar verdi. Karar, 24 Ekim 2025 tarihinde Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davanın dördüncü duruşmasında çıktı. Mahkeme, ret gerekçesini “aktif husumet yokluğuna” dayandırdı ve dava konusuz kaldığı gerekçesiyle reddetti. 10 Kasım 2025’te de gerekçeli kararını açıklayan mahkeme, iddiaların seçim sonucunu etkileyecek nitelikte somut bir delille desteklenmediğini vurgulayarak, davanın konusuz kaldığına ve karar verilmesine yer olmadığına hükmetti.
Ancak… “Mutlak butlan” tartışması devam etti.
Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin davayı “konusuz kalması” nedeniyle “karar verilmesine yer olmadığına” hükmetmesinin ardından Lütfü Savaş ve eski delegeler, bu kararın iptali için Bölge Adliye Mahkemesi’ne (İstinaf Mahkemesi) başvurdu. Karar hala çıkmadı ama “butlan” hala konuşuluyor. İktidara yakın kalemlerden Abdulkadir Selvi, iki gün üstü üste konuyu köşesine taşıdı: “Bu kez mutlak butlan işi ciddiye bindi. Ankara kulislerinde İstinaf Mahkemesinin Ankara 42.Asliye Hukuku Mahkemesinin verdiği kararı bozacağı konuşuluyor. Kararı bozup yeniden yargılama yapılması için Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesine mi gönderecek, yoksa kendisi doğrudan yargılama yapıp mutlak butlan kararı mı verecek orası belli değil. (31 Mart 2026)”
CHP lider Özgür Özel de öndeki gün düzenlediği basın toplantısında “davayla” ilgili dedi ki: “Çıkmış, yapmadığı tehdit kalmamış, şantaj kalmamış. Bugün yazdırıyor. ‘Butlan meselesi ciddi olabilir, Özgür Özel’in dokunulmazlığı kalkabilir. Yok bilmem ne olabilir.’ Ya kardeşim daha ne şantaj yapacaksınız? Daha ne tehdit edeceksiniz? Biz bunlara kanacak, sinecek, duracak olsak Atatürk’ün koltuğuna mı talip olurum?”
Bilinen “mutlak butlan” davasının CHP’nin başında “kılıç” gibi sallandığı. Bir dostum şu değerlendirmeyi yaptı: “Önümüzdeki dönemde “Terörsüz Türkiye” süreciyle ilgili CHP’nin ne yapacağı ya da nasıl bir yol haritası izleyeceği önemli ve davayı da yakından ilgilendiriyor!” Bunu açmasını istedim “Bekleyelim” dedi.
Peki yazımın girişindeki “Saadet Partisi-AKP” ayrılığına dönecek olursak…
Bu koltuk Atatürk’ün koltuğuysa…
Ankara koridorlarını yakından takip eden dostum da 24 yıl öncesine döndü ve “CHP’de yaşanabilecek olası bölünmeyle” ilgili bazı tespitlerde bulundu.
Ben dedim ki:
“Mutlak butlan kararı çıkarsa ve partinin başına Kemal Kılıçdaroğlu geçerse sonuçta CHP’nin yani kuruluş ve kurtuluşun partisinin başına geçecek. Ana omurga korunabilir ve şu anda yüzde 30-35 bandında gözüken CHP oyların yarısını korur.”
Araya girdi dostum ve “Hayır” dedi:
“2002’de de aynı olacağını düşünen bir kesim vardı. Herkes Milli Görüş’ün ana partisinin Saadet olduğunu düşünüyordu ama sonuçları biliyorsunuz. Şu anda da CHP’de yaşanacak olası bir bölünmede ‘genç’ ekip yeni bir partiyle yola devam ederse seçmenin büyük bir bölümünü kazanır. Şu anda 3 Kasım 2023’e dönülmesini kimse istemiyor. Ya da yüzde 90’ı mevcut durumla devam edilmesinden yana.”
Bu kez ben araya girdim: “Kararı hukuk verecek. Peki yılların kurdu Tayyip Erdoğan bu durumu nasıl okuyordur?”
Dedi ki:
“O da yaşadığı pratik üzerinden okuma yapıyordur. CHP’nin bölünmesinin ters bir etki yaratacağını mutlaka hesaplıyordur. Ama sonuçta hukuk bir karar verirse sonuçlarını siyaset yaşayacağız.”
Düşündüm… CHP’nin eski genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’yla CHP’yi yöneten lideri Özgür Özel neden bir araya gelmiyor? “Linçlere” rağmen, “kırgınlıklara” rağmen… Hepsi diyor ya: Bu koltuk Atatürk’ün koltuğu! O zaman neden “sorunları” konuşmuyorlar.
AREA’nın Özel’e sunumundaki ayrıntı

Bu arada önceki gün AREA Araştırma’nın sahibi Murat Karan, Ankara Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mansur Yavaş’ın ev sahipliğinde, CHP lideri Özgür Özel, CHP Ankara İl Başkanı Ümit Erkol ve Ankara ilçe belediye başkanlarına sunum yaptı. “Türkiye’nin fotoğrafını çekti”, Ankara ve ilçelerinin de performanslarını ölçen bir değerlendirme yaptı Karan. Zaman zaman soru cevapların da olduğu ve “yazmamak kaydıyla” öğrendiğim toplantının verimli olduğu belirtildi, Türkiye genel siyasetiyle ilgili CHP verileri paylaşıldı. Özel de basın toplantısında AREA’nın sunumuna atıf yaptı ve “Yüzde 60 memnuniyet vardı, biz ölçtürdüğümüzde CHP’li belediyelerden. O operasyonlar başlayana kadar. AK Parti de 61 ölçtürmüştü. Bugün itibarıyla dün daha sunumunu aldık. Yüzde 60 ‘CHP’ye yapılanlar siyasi operasyondur. Yolsuzlukla ilgisi yoktur’ diyor anketler. Aç bak. Şirketin adı AREA. Nerede yapmış, nasıl yapmış, kontrolü nasıl yapmış bilmem ne hepsini döküyor ortaya” değerlendirmesi yaptı.
Bu arada bir not: Pazartesi günü gerçekleşen CHP MYK’sında Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım’la ilgili ortak görüşün “ihraç” olduğu ve iki avukata yapacağı savunmanın ardından da bu kararın çıkacağı konuşuluyor. Üst düzey bir CHP yöneticisi “Bu durum kabul edilemez” dedi.