Önce Cumhuriyet Gazetesi’ndeki röportaj.
Özgür Özel başkanlığındaki CHP’nin Genel Başkan Yardımcılarından Serkan Özcan, “Yeni partinin kurulacağı biliniyor, bunun çerçevesi ve çizgisi de konuşuluyor olmalı...” değerlendirmesine şu yanıtı verdi:
“Elbette konuşuyoruz, ‘konuşmuyoruz’ dersek çocuk kandırmak olur. Çünkü riski görüyoruz. İktidar eliyle CHP’de seçilmiş yönetimin hakkı teslim edilmeyebilir. Ancak mücadeleyi yargı yoluyla her şeye rağmen kazanma azmi içerisindeyiz. Tek bildiğimiz yeni partinin toplumun tamamını kucaklayan, kapsayıcı, Türkiye’nin alışagelmiş, ideolojik sınırları içerisine sıkışmamış olması gerektiği. Bugün siyasi yarış ideolojiler arasında değil, demokrasi ve otokrasi taraftarları arasında olacak. Önümüzdeki ilk seçimde milletin önüne konacak sandıkta tek bir tercih var: ‘Türkiye Sayın Erdoğan’ın kurduğu otokrasiyle mi devam etsin yoksa demokratik kodlarla siyaset yapılan bir yer mi olsun’. Çizgimiz, demokratik kapsayıcılık çizgisi, otokrasiye, bu kara düzene karşı olma çizgisi. Bunun içine ideoloji koymuyorum. Elbette ideolojiler var ama bugünün ihtiyacı demokratik kapsayıcılık. (13 Temmuz 2026/İklim Öngel/Cumhuiyet)”
Bir ay öncesine
dönelim.
İmamoğlu’na yakın isimlerin ortak vurgusu
Serkan Özcan gibi Ekrem İmamoğlu’na yakın bir isim Prof. Ali Yaycıoğlu sosyal medya hesabından uzun bir paylaşım yapmıştı. O paylaşımdan can alıcı yere vurgu yapayım: “Kemal Kılıçdaroğlu’nu 13 yıl boyunca genel başkan olarak taşıyan bir partide ciddi, belki de tamir edilmesi mümkün olmayan yapısal sorunlar yok mudur? Bazı gerçeklerle yüzleşmenin zamanı gelmedi mi? Bugün yaşananları yalnızca rejimle işbirliği yapan bir avuç ihtiras sahibinin komplosuna indirgemek eksik bir okuma olur. Daha isabetli yorum şudur: Rejim, partinin yapısal zaaflarını doğru teşhis etmiş ve stratejisini tam da bu zayıflıklar üzerine kurmuştur. Bu yüzden asıl soru şudur: Bu aşamada öncelik partiyi kurtarmak mı olmalı, yoksa CHP’yi aşan daha geniş bir siyasal zemini kurmak mı? (12 Haziran 2026)”
Hem Özcan hem Yaycıoğlu da “CHP’den daha kapsayıcı” vurgusu yaptı.
Namık Tan: “Sosyal demokratız”
13 Haziran’a bir kez daha dönelim.
Özgür Özel başkanlığında toplanan Merkez Yönetim Kurulu (MYK) toplantısında “yeni çizginin” tartışıldığını öğrendim. Meclis’teki toplantıda, Serkan Özcan’ın, Cumhuriyet Gazetesi’nde verdiği röportajda kurduğu cümleleri MYK toplantısında da bir kez daha dile getirdiği ifade edildi. Bunun üzerine partinin ağır isimlerinden Namık Tan’ın, Özcan’a itiraz ettiği ve “Biz sosyal demokrat bir çizgiyi savunuyoruz” dediği öne sürüldü.
Bakalım yeni parti çizgisi nasıl şekillenecek?
Bu arada Özgür Özel cenahında önümüzdeki haftanın hareketli geçeceği belirtildi. 21 Temmuz’da grup toplantısı, 22 Temmuz’da dar bir toplantı ve sonrasında da partinin kuruluş dilekçesinin verileceği tarihin netleşmesi… Önceki gün yapılan MYK toplantısında yeni partinin kurucular kurulunun kimlerden oluşması gerektiği konusunda da beyin fırtınası yapıldığı ifade edildi. 30 kişilik kurulun milletvekillerinden mi yoksa tanınmamış, genç isimlerden mi oluşacağı konusunda görüşler alındı. Karar; milletvekilleri kurucu olmasın.