Adalar Belediyesi dün yapılan Başkanvekili seçimiyle AK Parti’ye geçti.
AK Parti İstanbul İl Başkanı Abdullah Özdemir, seçimden sonra yaptığı açıklamada “Adalar, İstanbul’un bir özetidir” cümlesini sarfetti.
O Adalar’daki demografik durumu anlatmak için bu cümleyi kurdu ama bizzat rol aldığı “Muhalefetten belediye alma” operasyonunun detaylarını düşününce ben bu cümleyi başlıkta kullandığım şekilde okudum.
Evet Adalar artık “Yeni Türkiye” dedikleri düzenin özeti oldu.
Hukuk devleti ilkelerinin hepimizin gözünün içine bakıla bakıla çiğnendiği, milli iradenin, demokrasinin hiçe sayıldığı Yeni Türkiye’nin...
Sürecin detaylarına vakıf olunca siz de neden böyle düşündüğümü anlayacaksınız.
(Binali Yıldırım, Ömer Çelik, Efkan Ala, Hüseyin Yayman, Abdullah Güler, Özlem Zengin, Abdulhamit Gül, Mustafa Elitaş, Hayati Yazıcı gibi demokrat taklidi yapan, milli iradeye saygı duyduklarını iddia eden AK Parti ileri gelenlerinin adını da buraya yazayım ki bu yazı “basın özetleri” bülteni sayesinde onların önüne de düşsün.)
***
Evet, Adalar küçük bir yer. 2024 seçimlerinde toplam 13 bin 682 seçmeni vardı. Bu seçmenlerden 10 bin 883’ü oy kullandı. Bu oylardan da 10 bin 536’sı geçerli oldu. CHP’li Ali Ercan Akpolat bu oyların 5 bin 846’sını alarak Belediye Başkanı seçildi. AK Partili rakibi Uğur Sina Şen de 2 bin 408 oyda kaldı. CHP adayı, bu oyu TİP ve DEM Parti ile seçim ittifakı yapmadan aldı.
Bu oy dağılımıyla 12 kişilik Adalar Belediye Meclisi’nde CHP’nin 10, AK Parti’nin 2 üyesi oldu.
***
Sonrası malumunuz: Adalar Belediyesi’ne operasyon yapıldı. Belediye Başkanı ve üç Belediye Meclisi üyesinin de aralarında bulunduğu 35 kişi tutuklandı.
Böylece dışarıda sadece 8 Belediye Meclisi üyesi kaldı.
Başkan Akpolat’la tutuklanan ama bir süre sonra serbest bırakılan meclis üyesi Yavuz Çiftçioğlu’nun kısıtı da çok ilginçtir ki Başkanvekili seçiminden bir gün önce kaldırıldı.
Çiftçioğlu’nun kısıtı kaldırıldığında herkes Başkanvekili seçiminde AK Parti adayına oy vereceğini konuşuyordu.
***
Çiftçioğlu oy verse dahi AK Parti’nin 3, Yeni Parti’yle hareket etme kararı alan CHP’nin 6 oyu oluyordu. Ancak sonuç böyle olmadı. CHP’den iki üye daha değişik “telkinlerle” AK Parti adayını desteklemeye ikna edilmişti.
Seçimde AK Parti’nin adayına beş oy çıktı. İlk iki turda dört oy alan CHP’nin adayı üçüncü ve dördüncü tura katılmadı ve Belediye AK Parti’ye geçti. Böylece seçimlerde 13 bin 682 seçmenin sadece 2 bin 408’inin oyunu alan AK Parti, belediyeyi ele geçirmiş oldu.
***
Peki bu nasıl mümkün oldu?
AK Parti’nin 2024’te aday dahi çıkaramadığı İzmir’in Foça ilçesinde belediye nasıl AK Parti’ye geçtiyse öyle mümkün oldu.
Aydın, Afyon, Menderes, Üsküdar, Bayrampaşa, Beykoz’da belediye nasıl el değiştirdiyse öyle oldu.
Belediye Başkanlarının bir kısmı tutuklandı. Dışarıda kalanların bir kısmı da “içeride olanların durumuna düşmeyin” gibi “benzer telkinlerle” ikna edildi.
Belediye Meclisi üyeleri de “benzer telkinlerle” ikna edildi.
Üstelik hep aynı yöntemle.
Yargı dosyanın ucunu gösterdi. Dosyadan haberdar edilen AK Parti İl Başkanı Abdullah Özdemir ile AK Parti Yerel Yönetimlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Demir hedef kişiyle temas kurdu. Cazip vaatler sunuldu ve sonuca ulaşıldı.
AK Partililer sizce Üsküdar’da bir belediye meclis üyesinin KCK soruşturmasından araması nedeniyle yurt dışında kaçak olan çocuğunu nereden bilebilirler?
İçeriden yeni salınan bir belediye meclisi üyesinin seçimden önce kısıtının kaldırılması ve oyunu AK Parti adayına vermesi gerçeğini söylemiyorum dahi!
Bunlar “Muhalefet Belediyelerini AK Parti’ye taşıma” işinin ne kadar organize olduğunu gösteriyor.
***
CHP’nin 38. Kurultayı, bazı delegelerin iradesi sakatlandığı gerekçesiyle iptal edilmiş butlan kararı verilmişti. Adalar ve Üsküdar gibi ilçelerde yapılan seçimlerde belediye meclisi üyelerinin iradesinin kimler tarafından ve hangi yöntemlerle, hangi telkinlerle üstelik gizli saklı olmaksızın, açıktan sakatlandığı ortada.
Özdemir doğru söylüyor:
Üsküdar gibi Adalar da Türkiye’nin özeti ama YENİ TÜRKİYE’nin özeti.
Biraz önce isimlerini andığım AK Parti ileri gelenlerine soruyorum:
Bu tabloyla gurur duyuyor musunuz?
Hâlâ demokrat olduğunuzu, milli iradeye saygı gösterdiğinizi söyleyebiliyor musunuz?