NEFES’te dün Hatay’ın ayağa kalkma çabasını anlatmıştım.

Hatay’daki ikinci günümüzde İskenderun’a geçtik ve ilk olarak Tosyalı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin temel atma törenini izledik.

Protokol konuşmalarında AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman’ı da CHP Milletvekili Mehmet Güzelmansur’u da dinledik. Bu durumun CHP’nin artık iktidar ittifakının bir parçası olmasından mı yoksa töreni yapanların iktidar muhalefet ayırmamasından mı kaynaklandığını pek anlayamadım.

Ancak şu iki detayı çok iyi gördüm:

1- 40 derece sıcağın altında saatlerce sürse de hem izleyiciler hem katılımcılar kan ter içinde kalsa da herhangi bir törende bütün protokol mensuplarına konuşma yaptırılıyor.

2- Hatay’ın muhalefet siyasetçileri de Tosyalı Holding’in kente katkı sunmasından, özellikle de deprem sonrası katkılarından çok memnun. Konu açılınca - Türkiye’deki genel durumun aksine- herkes Tosyalı’nın siyaset üstü duran bir şirket olduğunu savunuyor.

***

Neyse ki törenden sıcaktan bayılmadan ayrılmayı başardık.

Günün ikinci bölümünde ise Tosyalı Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı’yla sohbet ettik. Deprem sonrasındaki dayanışma duygusunun kendilerini ayakta tuttuğunu vurgulayan Tosyalı, bölgedeki yeni yatırımlarını depremden sonra da sürdüklerini anlattı.

İskenderun’da tek işletme olarak yaklaşık 500 bin metrekarelik alanda yıllık 4 milyon ton üretim yaptıklarına dikkat çeken Tosyalı, “Tesisin önüne gemi yanaşabiliyor; hammadde deniz yoluyla geliyor, üretim tamamlandıktan sonra ürün yine aynı noktadan sevk edilebiliyor. Otoyol, demiryolu, liman ve enerji iletim hatları burada birbirine bağlanıyor. Dünyada bu imkânların aynı noktada doğal biçimde buluştuğu yer sayısı çok az” dedi.

O alanın sanayi yatırımına hazır hale gelmesinin yaklaşık 15 yıl sürdüğüne dikkat çeken Tosyalı, yatırım başladıktan sonra yaşanan pandeminin ve 6 Şubat depremlerinin yarattığı büyük sorunları da aştıklarını vurguladı.

***

Sarıseki tesislerine yaklaşık 2,5 milyar dolarlık bir yatırım yapılmış. Depreme dayanıklılık için tesis 18 bin betonarme kazık üzerine kurulmuş ve sıvılaşmaya karşı da devasa bir taş dolgusu yapılmış.

Önceliklerinin yalnızca yeni kapasite eklemek değil, hammaddeyi güvence altına alacak yatırımlar yapmak olduğuna işaret eden Tosyalı, Türk demir çelik sektörünün önündeki önemli bir sorunu da şöyle anlattı:

“Türkiye dünyanın en büyük hurda ithalatçısı; Tosyalı da ülkenin en büyük hurda alıcısı. Günlük yaklaşık 20 bin ton hurda eritiyoruz. Dolayısıyla hurda tedarik zincirindeki her değişiklik sektörümüzü doğrudan etkiliyor. Avrupa Birliği ve ABD’nin hurdadan üretimi artırıp hurda ihracatına kısıtlama koyması Türkiye’deki sektörü de vuracaktır. Avrupa kendi hurdasını artan ölçüde içeride kullanırsa Türk çelik sektörü açısından yapısal bir risk oluşur. Bu nedenle sektörün cevherden üretim kabiliyetini geliştirmesi gerekiyor. Çelik üretmek enerji tüketmek demektir; çelik satmak bir anlamda enerji satmaktır. Rekabetçi ve yeterli enerjiniz varsa çelik üretiminde büyük avantajınız vardır. Önümüzdeki yıllarda Türkiye’de kapasiteyi artırmaktan çok sürdürülebilirliği sağlamak üzere radikal adımlar atacağız.”

Türkiye, her alanda “sanayisizleşme” riskiyle karşı karşıya. Tekstili neredeyse kaybettik. Demir Çelik sektörü de yok olursa yerine yenisini koymak, kısa ve orta vadede sıfırdan inşa etmek neredeyse imkânsız.

O nedenle demir çelik sektörünün önündeki (içeriden ve dışarıdan kaynaklanan) yapısal riskleri ciddiye alıp bir an önce tedbir almaları şart.

Tosyalı’nın anlattıklarından ve yaptıklarından şu sonucu çıkardım:

Riskleri önceden fark edip ortadan kaldıran ve fırsatları yakalayanlar, küresel bir başarı elde edebilir, zirveye çıkabilir.

Sanayisizleşmenin tedavisi de bu olsa gerek!

“TOGG iyi bir yatırım”

Fuat Tosyalı’yı bulmuşken Vestel ve Anadolu Grubu’nun TOGG’daki hisselerini satacağı bilgisini sormasak olmazdı.

TOGG ortaklarının 500 milyon euro koyduğu, toplamı 2 milyar euroyu bulan bir yatırım. Bu da ortaklara olan mali yükünün ağır olduğunu gösteriyor. Başlangıçtaki yüksek yatırım tutarı ve düşük üretim hacmi ister istemez ortakların 2025 yılı bilançolarına olumsuz şekilde yansımış.

Tosyalı, TOGG’un uzun vadede iyi bir yatırım olduğunu vurgularken şöyle konuştu:

“Yıllık üretimi önce 150 bine, sonra da 210 bine çıkarma hedefimiz var. Üretim arttıkça araç başına düşen yatırım maliyeti düşecek. TOGG’dan kâr sinyalleri almaya başladık. Şirket önemli bir eşiği geçti. Üretim ölçeği ve kârlılık açısından daha olumlu bir döneme girdik.

Ortakların yüzde 23’er payı var. Sadece TOBB’un hissesi yüzde 8. Vestel ve Anadolu Grubu’nun toplam yüzde 46’lık hisselerini Varlık Fonu ve Turkcell alırsa TOGG’un misyonu ve vizyonunu etkilemez. Herhangi bir ortak TOGG’daki hisselerini mevcut durumda ortaklığı bulunmayan bir kuruma, şirkete satmaya niyetlenirse, o zaman mevcut ortakların ön alım hakkı devreye girer. Yani, önce mevcut ortaklara teklif yapılması gerekir. Şu anda öyle bir durum yok.”

“ALTAY’a 1 Milyar dolar yatırdık”

Ankara’da Altay tankının üretildiği tesis yatırımın milyar dolara yaklaştığına dikkat çeken Tosyalı, Adapazarı’ndaki Tank Palet Fabrikası’na da 50 milyon dolarlık yatırım taahhüt ettiklerini anımsattı. BMC’nin araç ve platform üreticisi olarak konumlandığını anımsatan Tosyalı şu bilgileri verdi:

- Biz silah ya da mühimmat üretmiyoruz. Altay’ın silah sistemleri, kritik alt sistemler Aselsan ve MKEK gibi uzman kuruluşlar tarafından sağlanıyor.

- Bölgedeki dost, müttefik ülkelerin hepsi Altay tankını soruyor ve istiyor. “Kirpi” ve “Vuran” gibi araçlar farklı ülkelerden güçlü talep görüyor.

- BMC’nin dağınık organizasyonunu sadeleştirdik. Ankara’daki yeni tesis Altay tankı ve yeni nesil zırhlı araçların üretim merkezi haline geldi. Aynı sahadaki “BMC Power” çalışmalarını da ana organizasyonla bütünleşik bir yapıya kavuşturduk.

- Arifiye’deki Tank Palet Fabrikasındaki hedef, kira dönemimiz bittiğinde TSK’ya tank, obüs ve zırhlı sistemlerinin bakım ve onarımını güçlü bir şekilde sürdürebileceği bir altyapı bırakmak.