İktidarımız gelecek üç yılın ekonomik tahminlerini, beklentilerini içeren Orta Vadeli Programı açıkladı.
Ne yazık ki bir önceki Orta Vadeli Programda hiçbir hedef tutturulamadı ve yeni Orta Vadeli Program da bu açıdan zerre güven vermiyor.
Zaten programın özüne bakarsanız, 71,5 trilyon vergi toplama 13,9 trilyon liralık faiz ödemesi öngörülüyor. Bütçe açığı da 12,4 trilyon lira.
***
Bırakın bir önceki Orta Vadeli Program’daki yanlış öngörüleri, 2026 bütçesindeki gerçekleşmeler dahi ekonomi yönetimindeki vahim tabloyu ortaya koyuyor.
Hatırlayın:
Yaklaşık 19 trilyon liralık gider, 16,3 trilyon gelir öngörülmüştü. Faiz giderleri 2,74 trilyondu. Temmuz sonunda toplam gider 10,5 trilyona, gelir 9,2 trilyona ve bütçe açığı da 1,32 trilyona ulaştı. İlk yedi aydaki faiz dışı gider ise yaklaşık 8,73 trilyon liraydı. Bu da yedi aylık faiz giderinin 1,79 trilyon olduğunu ortaya koyuyor.
Yılın yüzde 58’i tamamlandığında bütçenin yüzde 65,3’ü kullanılmış.
Yedinci ayın sonunda faiz gideri de planlananın 192 milyar lira üzerine çıkmış. Bu da yüzde 12 bir artış demek. Faiz giderleri aylara göre eşit dağıtılmıyor olabilir ama genel beklenti faiz ödemelerinin aralık sonunda 3,07 trilyon lirayı bulması yönünde.
***
Peki 3,07 trilyon liralık faiz ödemesi ne anlama geliyor?
Çarpıcı bir örnekle açıklamak istiyorum:
Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın 2026 programında mahalli idarelerin toplam yıllık harcaması yaklaşık 2,278 trilyon TL öngörülüyordu. Buna belediyeler, büyükşehir bağlı idareleri, birlikler ve diğer mahalli idare unsurları dahildi.
2,74 trilyon liralık faiz giderleri, yerel yönetimlere ayırılan toplam 2,28 trilyon liradan 464 milyar lira daha fazla. (Faiz giderleri benim öngördüğüm gibi 3,07 trilyon olursa aradaki fark 792 milyar liraya çıkacak.)
Bunu daha anlaşılır kılmak için şu cümleyi kurmak istiyorum:
Devletimiz, Türkiye’deki bütün yerel yönetimlere 100 lira ödüyorsa faize 120 lira ödüyor.
Daha da vahimi var. Devletimiz ilk yedi ayda planladığı toplam faiz harcamasının yüzde 80’ini gerçekleştirmiş oldu.
***
Bu arada hatırlatayım: 2,278 trilyon liralık yerel yönetim bütçesinin içinde belediyelere ayrılan bölüm sadece 1,8 trilyon (kalan miktar birliklerle belediye dışı mahalli idare unsurlarına ayrılmıştı).
Hal böyle olunca da devletin öngörülen faiz giderleri, bütün belediyelerin bütçesinden 938 milyar lira daha fazla. Bu da şu anlama geliyor:
Devlet bütün belediyelere 100 lira ödüyorsa, faize 152 lira ödüyor.
Yani büyük devletimiz faize Türkiye’deki bütün belediyeler için ayırdığı paranın bir buçuk katını ayırmış vaziyette.
Belediyelerin vergi ve SGK primleri nedeniyle yapılan kesintileri de hesaba katarsanız, koca Türkiye’de 86 milyon insana hizmet eden bütün belediyelere, faize giden paranın ancak yarısının ödendiğini görürsünüz.
***
Sizi neden bu kadar çok rakama boğdum biliyor musunuz?
Basit gerçeği bütün çıplaklığıyla görmenizi istedim.
Bir ülkede faizcilere ödenen para miktarı, 86 milyon insana hizmet veren belediyelere ödenen toplam paranın iki katına çıkmışsa o ülkede ekonomi dikiş tutmaz.
Bizde de aynen öyle oluyor.
Üç yıldır, sürekli vergi ödeyerek, sürekli ceza ve harç parası ödeyerek milletçe oluşturduğumuz bütçenin önemli bölümü Mehmet Şimşek’in başarısız ekonomi programı nedeniyle faizcilere ödendi.
Yeni orta vadeli programa göre gelecek üç yıl daha faizcilere çalışacağız.
Biz üç yıl boyunca 71,5 trilyon lira vergi vereceğiz. Üstüne bir de köprülerimizin, otoyollarımızın işletme gelirlerinin satışından gelen para eklenecek.
AK Parti iktidarı da oralardan topladığı paraların en az 14 trilyon liralık bölümünü faizcilere ödeyecek.