Türkiye siyaseti görül-memiş bir darboğaz yaşıyor.
Siyaset mekanizması, iktidarıyla muhalefetiyle Cumhuriyet tarihimizin en etkisiz dönemini yaşıyor.
Sadece muhalefet değil, AK Parti ve MHP dahi yürütme süreçlerinden dışlanmış vaziyette.
Zira Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, yasama ve yargıyı da kontrolüne alan yürütmenin siyasetle arasına büyük mesafe koymasına neden oldu.
Bugün muhalefet partileri bütün çabalarına rağmen ülkenin gidişatına yön veren politikaların şekillenmesinde etkili olamıyor ama AK Parti ve MHP de son derece geri planda ve siyasi kimliği olmayan kabine ile Beştepe bürokrasisine göre etkisiz bir eleman rolünde.
***
Son yaşanan fon krizinin gidişatına bakın.
AK Parti’den gelen açıklamalar muhalefet partilerinin açıklamalarıyla neredeyse bire bir örtüşüyor. Hep bir ağızdan krizin gelişine seyirci kalan Sermaye Piyasası Kurulu’nu suçluyorlar. Hatta AK Parti’nin ekonomi politikalarından sorumlu olan başkan yardımcısı Nihat Zeybekci, parti logosunun olduğu bir açıklamada SPK’nın görev ve yetkilerine dikkat çekerek, açık açık “bu işin sorumlusu SPK” dedi.
Şamil Tayyar, Metin Külünk gibi isimler de bu fonlardan nemalananlara ve SPK’nın sorumluluğunu yerine getirmemesine dikkat çekiyor.
AK Parti’nin MYK’sında görev yapan isimler de “görmedim, duymadım” dercesine sus pus...
Sanki SPK yöneticilerini Özgür Özel ya da Müsavat Dervişoğlu atamış.
Sanki fonlarda servet yapanlar muhalif iş insanları ve iktidarla hiçbir bağları yok.
***
“Yazının başlığı Mansur Yavaş’la ilgiliydi. Buraya kadar anlattıklarının Yavaş’la ne ilgisi var” dediğinizi duyar gibi oluyorum.
Hemen yanıt vereyim:
Siyasetin iktidarda da muhalefette de böylesine tıkandığı bir noktada Mansur Yavaş’ın izlediği yol Türkiye siyasetine de bir çıkış sunuyor.
Kutuplaştırıcı değil birleştirici bir yaklaşım ortaya koyuyor.
Tavanda değil tabanda bir ittifak arayışına giriyor. Kendisini partilerin yönetimlerine göre değil tabanlarına göre konumlandırıyor. Haliyle halkın hassasiyetlerini ve siyasetten beklentilerini fazlasıyla dikkate alıyor.
CHP’nin butlanla gelen yönetimiyle yollarını ayırıyor ama bunu CHP’nin vefakâr tabanını karşısına almadan, hatta yanında tutmaya çalışarak yapmaya özen gösteriyor.
YENİ Parti’yle ilişkisini “Resmen YENİ Partili değil ama fiilen YENİ Partide” algısını yaratacak şekilde tutuyor. Bu arada İYİ Parti’yle de Anahtar Partisi’yle de Zafer Partisi’yle de Yeniden Refah’la da diyaloğunu koparmıyor.
Kendisini bu partilerin üstünde görmüyor ama partiler üstü bir konum hedefliyor.
***
Kendisi, CHP’den istifa ettikten sonra “Cumhurbaşkanlığı adaylığına giden yolda önemli bir adım attı” yorumlarına “Medyada her şeyi benim cumhurbaşkanlığı adaylığına bağlayanlar var. Benim istifa kararının cumhurbaşkanlığı seçimiyle hiçbir ilgisi yok. Medyada söylenenleri şaşkınlıkla izliyorum” karşılığını veriyor ama şunu da çok iyi biliyor: Siyaset bir süreç işidir.
Şu anda attığı istifa adımının adaylıkla doğrudan hiçbir ilgisi olmayabilir. Ancak şimdi attığı adım cumhurbaşkanlığı adaylığına giden yolun en kritik adımına dönüşebilir.
YENİ Parti lideri Özgür Özel “CHP’den istifa ettin, bize gel” demeden Yavaş’ın adaylığını destekliyor.
CHP’de kalan ya da YENİ Parti’ye göç eden CHP seçmenleri de kendisine destek vereceğini her daim belli ediyor.
İYİ Parti, Zafer Partisi, Anahtar Parti, Yeniden Refah Partisi hatta Yeni Yol grubu, Tayyip Erdoğan’ın karşısında Mansur Yavaş’ı destekleyeceklerini açıkça gösteriyorlar.
***
Mansur Yavaş’ın CHP’deki varlığı butlan yönetiminin meşruiyet arayışı açısından önemliydi. Belki de butlancıların Yavaş’ın istifasına tepkisi bundan dolayı büyük oldu.
AK Parti’ye geçeceğinin dahi konuşulduğu bir ortamda, iktidarın ekmeğine yağ sürmekten başka bir fonksiyonu olmayan butlancılarla birlikte görünüyor olması da hedeflediği siyaset tarzıyla pek örtüşmüyor, kendisine zarar veriyordu.
O nedenle istifası doğru bir karardı.
Kutuplaştırıcı siyasetin zemin kaybettiği bu ortamda artık birleştirici/kapsayıcı, tabandan yükselen bir siyaset rotasında gitmek zorunda. Kendisi öyle olmadığını söylese de bu rota kendisini güçlü bir şekilde cumhurbaşkanlığı adaylığına götürecektir.