Siyasette bazı konuşmalar vardır; günü kurtarmak için yapılır…

Bazıları ise tarihe not düşmek için...

Özgür Özel’in CHP grup kürsüsünde, “bugün bu kürsüye vakti gelmiş bir vedanın hüznüyle çıktım” cümlesiyle başladığı veda konuşması (Bence) ikinci kategoriye giriyor…

***

Özel, konuşmasıyla sadece bir partiden ayrılışı değil…

Yeni bir siyasal hikâyenin başlangıcını ilân ediyordu...

Ardından “Yeni partimizi kuruyoruz” ve “TBMM’nin açık ara farkla ana muhalefet partisi olacağız” sözleriyle, bu niyetini açıkça ortaya koydu…

***

Konuşmasında CHP’yi hedef alan sert bir hesaplaşma dili kurmadı...

Youtube kanalımda günlerdir tavsiye ettiğim “Geçmişle kavga etmek yerine geleceğe yatırım yapın” mesajıma atıfta bulunması ise itiraf edeyim ki hoşuma gitti…

Konuşmanın asıl sınavı retorikten sona başlayacak...

Yaşananları bir mecburiyet olarak tanımlaması…

Ayrılığı ideolojik kopuştan çok, siyasi bir zorunluluk şeklinde çerçevelemesi:

Siyasi aklın gereğiydi...

Bu tercih, yeni partinin ilk günden, “intikam hareketi” olarak algılanmasını önlemeyi amaçladığına işaret ediyordu...

***

“Ateşten gömlek” benzetmesi çok önemliydi…

Çünkü bu ifade, yeni partinin kolay bir siyasi macera olmadığını

Ciddi riskler taşıdığını kabul eden bir lider profili çiziyor...

Aynı zamanda kendi tabanına, “bu bir kaçış değil, daha büyük bir mücadeleye yürüyüştür” mesajı veriyordu...

***

Ancak ve kabul edelim ki… Konuşmanın asıl sınavı, retorikten sonra başlayacak...

Türkiye siyasi tarihi, büyük umutlarla kurulan fakat birkaç yıl içinde silinen onlarca parti örneğiyle doludur…

Sözümün özü canlarım...

Yeni bir parti kurmak değil; onu kurumsallaştırmak, ortak aklı hâkim kılmak ve toplumun farklı kesimlerini aynı çatı altında tutabilmek zordur…

Bu nedenle Özgür Özel’in başarısı, yaptığı veda konuşmasının etkileyiciliğiyle değil…

Yeni partinin liyakat, iç demokrasi, şeffaflık ve kapsayıcılık ilkelerini ne ölçüde hayata geçireceğiyle ölçülecektir…

***

Çünkü seçmen artık sadece yeni isimler değil

Yeni bir siyaset kültürü arıyor... Eğer kurulacak parti bunu başarabilirse, bu konuşma gerçekten tarihe geçen bir veda olarak hatırlanacaktır…

Aksi hâlde, güzel cümlelerle başlayan ama büyük umutların arasında kaybolan siyasi konuşmalardan biri olarak kalacaktır…

***

Sonuçta tarihte iz bırakan şey, vedalar değil…

Vedalardan sonra inşa edilen geleceklerdir…

Umarım başarılı olurlar çünkü, toplumun tamamı yeni partiye oy vermese de…

Umuda ve sakin siyasete çok ihtiyacımız var…