Modern siyasi muhafazakarlığın kurucu babası olarak kabul edilen İngiliz devlet adamı ve filozof Edmund Burke, 1790 yılında yazdığı “Fransa Devrimi Üzerine Düşünceler” isimli eserinin bir yerinde:
“Devlet, değişme imkanını taşımıyorsa kendini koruyamaz; ama sürekli değişen bir devlet de kendini ayakta tutamaz” diyerek Fransız ihtilâlinin, radikalliği ve yıkıcılığını eleştiriyor…
Ondan bir asır sonra yaşayan Fransız düşünür Alexis de Tocqueville ise, demokrasinin en büyük gücünün, insanların kurallara güven duyması olduğunu söylüyordu…
***
Aslında bu iki cümle aynı binanın iki temel taşıdır…
Çünkü hayat gibi Devlet ve siyasi partiler de değişmek zorundadır…
Toplum değişir, ekonomi değişir, teknoloji değişir, insanların beklentileri değişirken…
Hiçbir siyasi parti ve Devlet, “Ben olduğum gibi kalacağım” diyerek ayakta kalamaz...
Değişime direnen kurumlar zamanla toplumun gerisinde kalır ve meşruiyetlerini kaybederler...
Ama bunun tam tersi de tehlikelidir...
Eğer kurallar her iktidar (Siyasi partilerde yönetim) değiştiğinde yeniden yazılıyor…
Kurumlar kişilere göre şekilleniyor…
Hukuk, rüzgarın yönüne göre farklı uygulanıyorsa…
O zaman devlet (siyasi parti) istikrarını kaybeder…
İnsanlar yarın hangi kuralın geçerli olacağını bilemez hale gelir...
Tocqueville’in “kurallara güven” dediği şey işte burada önem kazanır...
***
Demokrasiyi güçlü yapan sadece sandık değildir canlarım... Sandık, kuralların içinde anlam kazanır… Kaybedenin de kazanan kadar hukuka güvenebildiği, mahkemelerin kişilere göre değil ilkelere göre karar verdiği, devletin vatandaşına sürpriz yapmadığı ülkelerde demokrasi kök salar...
***
Bugün dünyanın en başarılı devletlerine baktığımızda, onların kusursuz olduklarını değil, kurallarının öngörülebilir olduğunu görürüz…
Hükümetler değişebilir; fakat devletin omurgası yerinde kalır...
Vatandaş bilir ki hakkını arayacağı kapı yarın da aynı yerde olacaktır...
Sözümün özü canlarım
Devlet (Siyasi parti de) ne taş kesilecek kadar değişmez olmalıdır…
Ne de kumdan kale gibi her dalgada yeniden yapılmalıdır…
Asıl medeniyet, değişimi inkar etmekte değil; değişimi kuralların güvenliği içinde gerçekleştirebilmektedir…
Çünkü güçlü devlet (Siyasi parti de), vatandaşından korkan değil; vatandaşına güven verendir…
Güçlü demokrasi ise sürekli kazananların değil…
Kaybedenlerin de “hukuk beni koruyacaktır” diyebildiği rejimdir...
***
İnancım odur ki bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şey: Burke’in ihtiyatını, Tocqueville’in hukuk güvenini aynı cümlede buluşturabilecek bir ortak devlet ve siyaset aklıdır...
Adalet ve Kalkınma Partisi ile Yeni Parti’nin bu konuda ne düşündüklerini merak ediyorum?..