Kamusal bilgiye erişim kanalları daralırsa, ortaya çıkan bilgi boşluğunu, gazetecilik ilkelerine uymayan spekülatif odaklar doldurur...

Bu durum, medya sektöründe ciddi bir haksız rekabete ve kurumsal haberciliğin zemin kaybetmesine...

Spekülasyonların, yanlış bilginin ve komplo teorilerinin hızla yayılmasına neden olur…

***

Bilgi kirliliği yaratanların cezalandırılması amacıyla çıkarılan ‘dezenformasyon yasası’ belki iyi niyetliydi ama istismar edildi… Çok sayıda gazeteci, ‘kamuoyunu yanlış bilgilendirdiği’ iddiasıyla tutuklandı ya da ev hapsiyle cezalandırıldı…

İlkeli gazeteci finansal ve kitlesel kayba uğrar...

İlkeli gazeteciler bir bilgiyi en az iki bağımsız kaynaktan doğrulatmak, resmî açıklama beklemek ve hukuki sorumluluk almak zorundadır... Bu süreç vakit alır…

Dedikodu odaklı yayıncılar ise ahlaki kurala, teyit mekanizmasına veya yasal sorumluluğa bağlı kalmadan, kulaktan dolma verilerle anında sansasyonel içerik üretir…

Bilgiye aç olan kitle, doğruluğuna bakmaksızın ilk duyduğu iddiaya yönelir…

***

Dijital platformların algoritmaları, içeriğin doğruluğunu değil, etkileşim gücünü ödüllendirir…

Komplo teorileri ve ‘şok edici’ iddialar, doğası gereği korku, merak, öfke barındırdığı için… Hızla yayılır, sahibine büyük izlenme oranları ve reklam geliri kazandırır…

***

İlkeli habercilik yapan, sadece somut gerçekleri aktaran gazeteciler ise ‘sıkıcı’ ve ‘gündemi geriden takip eden’ konumuna düşürülerek finansal ve kitlesel kayba uğrar

Dezenformasyon üretmek nasıl ödüllendirilir?..

Gelişmiş Batı demokrasilerinde liderlerin sağlık durumları, kişisel harcamaları veya rutin dışı program değişiklikleri neredeyse anlık ve en ince detayına kadar raporlanarak basın odaklarıyla paylaşılır…

Bu düzeyde bir şeffaflık, fısıltı gazetesinin ve komplo teorisyenlerinin malzemesini daha doğmadan ellerinden alır... Gazeteciler arasında ‘kim daha iyi komplo üretecek’ yarışı değil, ‘kamusal veriyi kim daha iyi analiz edecek’ rekabeti başlar…

***

Sonuç olarak; şeffaflığın eksik olduğu iklimlerde doğru ve dürüst gazetecilik yapmak ekonomik ve kitlesel bir cezalandırmaya…

Dezenformasyon üretmek ise, ödüllendirilen bir sektöre dönüşmektedir…

Pişman mıyım?..

Geçtiğimiz gece bir canlı yayın sırasında, Erdoğan’ın sağlığı üzerinde başlatılan haberlerin, bana ait ekrana da taşınmasına işte bu gerekçeyle izin vermedim…

Ben reyting kaybederken, doğruluğu kanıtlanmamış ama devlet tarafından da açıklama yapılmamış o haberin üzerinde tepinenler, yüzbinleri aşan sayıda ‘tıklanma’ ve haliyle reklam aldılar…

***

“Pişman mısın?” diye sorarsanız asla pişman değilim ama…

Bu durumlara, şeffaf olmayan Devlet’in sebep olduğunu da görmezden gelemem…