Gözümüz aydın yine büyüdük… TÜİK kürsüye çıktı ve müjdeyi verdi: Türkiye ekonomisi 2026’nın ilk çeyreğinde yıllık yüzde 2.5 büyüdü… Şu kadarcıktık, kocaman olduk.
Milli gelirimiz yıllıklandırılmış bazda 1.6 trilyon doları aşarak tüm zamanların rekorunu kırdı! Küresel şoklara rağmen pozitif ayrıştık. Ayrıca tam 23 çeyrektir kesintisiz büyüyoruz maşallah…
***
İnsan bu açıklamaları dinleyince kendini bir an İsviçre’nin bir dağ köyünde, elinde organik peyniriyle kahve yudumlarken hayal ediyor vallahi…
Durduramıyoruz büyümemizi! Sayılar iyi de ekonomiden biraz anlayan biri bunu yer mi? Peyniri değil, bize söylenen büyümeyi!
***
Yıllık yüzde 2.5’i allayıp pulluyorlar ama asıl bombayı arkada… Bir önceki çeyreğe göre, yani üç ay öncesine göre ne kadar büyüdük? Ben söyleyeyim yüzde 0.1… Yani binde bir!
Bunun sokaktaki anlamı; piyasalar durdu, motor su kaynattı, araba viteste takılı kaldı…. Bunun iktisat dilindeki adı ise durağanlıktır. Bildiğin patinaj çekmektir.
***
Bir ülkenin ekonomisinin sağlamlığı bacası tüten fabrikalarıyla ölçülür. Peki, bu cephede durum ne büyümede? Sanayi sektörü yüzde 0.8 küçüldü. İmalat sanayisi yüzde 1.4 daraldı.
Niye mi? Yüksek faizler belini bükmüş, kredi kanalları tıkanmış, kur baskılanmış, reel sektör nefes alamaz hale gelmiş. Daha ne olsun? Haliyle fabrikalar şalter indiriyor, üretim düşüyor, siparişler bıçak gibi kesiliyor.
Bir dakika… Burada kesip atmayacağım bu konuyu… İnce dokuyacağım bu sefer…
Sanayide çalışanların saatlik çalışma endeksi yüzde 1.7 azaldı. Nedir anlamı? Yani patronlar artık fazla mesai yaptırmıyor, vardiya kısıyor. Yarın bir gün bu fabrikalar işçi çıkarmaya başlayacaklar. Hem de topluca…
***
Sahi sanayi çökerken ekonomi nasıl kağıt üstünde büyüyor?
Dijitalleşme, bilgi-iletişim sektörü yüzde 9.5 ile uçtu. Kısaca üretim yapmayı bol bol telefon faturası ödüyoruz, internet paketi alıyoruz, birbirimize hizmet satıyoruz. Üretmeden, sadece tüketerek büyüyen bir ekonominin geleceğini anlatmama gerek var mı?
***
Büyümenin tek ana lokomotifi yine vatandaşın harcamalar… Oysa vatandaş zenginleştiği için, parayı koyacak yer bulamadığı için harcamıyor.
Vatandaş enflasyon korkusundan harcıyor! Enflasyon beklentisi o kadar bozuldu ki, cebinde üç beş kuruş parası olan, “Paracığım erimesin” diye ihtiyacı olmasa bile gidip mal alıyor. Gelecekteki tüketimini bugüne çekiyor.
***
Mal ve hizmet ihracatı yüzde 12.7 geriledi. Koskoca Türkiye’nin ihracatı çift haneli çakıldı! Neden? Çünkü Türk Lirası’nı yapay olarak değerli tutuluyor. Türkiye dünyayla rekabet edemez hale geldi, malını satamıyor.
Var ya öyle gereksiz satır aralarına bakmasak sevinebilirdik bile aslında… Meğer büyüyen sadece istatistikler, küçülen ise hayatlarmış… Kader, kahpe kader… Ağlarını ördün mü?