Ankara’da da tüm siyasi planlar ana muhalefet partisi üzerine yapılınca, ciddi konulardaki açmazlar daha az gündem oluyor. Sokaktaki vatandaşın bizzat yaşayarak tanık olduğu ekonomik kriz ve Meclis koridorlarında sadece DEM’lilerin konu başlığı yaptığı açılım süreci bunlardan sadece ikisi.

Önümüzdeki ay dönem çalışmaları tamamlaması beklenen TBMM’de, bu iki konuda karar almak ve adım atmak pek mümkün görünmüyor. Bolca demeç ve konuşma dışında beklentiler sanki çok zayıflamış. Bu iki konuda patinaj yapılmasının tek nedeni, AKP’deki tutum. Yukarıdan işaret yoksa, adım da yok!

Muhafazakar mahallenin siyaset dinamiklerini iyi analiz eden isimleri, bu iki konudaki ‘durağanlığı ve isteksizliği’ yorumlarken, açılımla ilgili tüm kararların Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı beklemesinden, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in artık eski etkisinin kalmamasından dem vuruyorlar. Şöyle ki;

***

- Ekonominin bir türlü dikiş tutmaması öncelikli konumuz. Siyasi operasyonlardan sonra Türkiye’yi yakından izleyen yabancı danışmanlık şirketlerinin Ankara ve İstanbul turu attıklarını biliyoruz. Herkes siyasetin öngörülemez halinden şikayetçi. İstikrar ve hukuk güvencesi en çok eleştirdikleri konu.

- Herkes biliyor ki; yabancı sermaye yatırım için değil, üç günlük sürelerde borsada vur-kaç yapmak için girip çıkıyor. Son dönemlerde kaçan kaçana. Türk yatırımcıların Londra başta olmak üzere yurt dışında şirket kurdukları, yanlarına yabancı ortak alarak, kendilerine güvence yarattıkları konuşuluyor.

- Türkiye’de vergisiz yatırım garantilerine rağmen, yabancı yatırımcıların İsviçre gibi yüzde 20 verginin olduğu ülkeleri tercih ettiklerine ilişkin örnekler anlatılıyor. Körfez sermayesinin de çoktan Singapur’un yolunu tuttuğu biliniyor.

***

- Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in varlığı artık ‘faktör’ olmaktan çıkmış! Onun koyacağı kurallar ve verdiği güvenceler artık yatırımcılar için garanti değil, her an değişebilir... Onlara göre Şimşek artık var olan düzeni temsil ediyor.

- Dolayısıyla, Şimşek’in hukuk kurallarında direneceği için seçim döneminde değiştirileceği tezi de çökmüş. Kulislere göre bakan, kendi kuralları ve ekonomi programında ısrar etmekten vazgeçeli çok oldu. Onlara göre Tayyip Erdoğan’ın seçim döneminde yeni bir maliye bakanı araması gerekmeyecek, zaten Şimşek her denileni yapacak!

***

- Terörsüz Türkiye projesine gelirsek; AKP’yi iyi bilen isimlerin iddiasına göre AKP grubunun yarısından fazlası açılım sürecine karşı veya şüpheyle bakıyor. Özellikle MHP lideri Devlet Bahçeli’nin tavrını tam okuyamamaktan şikayetçiler.

- Aynı ruh halinin Cumhurbaşkanı Erdoğan için de geçerli olduğu, destek açıklamaları yapmasına rağmen yol alınmamasında bu güvensizliğin etkili olduğu öne sürülüyor. Açılım yasalarının yeni yasama dönemine kalabileceğini söyleyenlerin sayısı arttı. Zaten bu konudaki endişeler bir ay önce açık edilmişti.

- İktidar partisinin ‘ne içinde ne dışında’ olma halini, seçim döneminde Kürtlere olan ihtiyaca bağlayanlar var. Son ana kadar getiri-götürü hesaplarının yapıldığı iddia ediliyor.

- Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın süreç konusundaki temkinli tavrı ayrı eleştiri konusu. Kendisinin bakanlık görevine geldikten sonra fazla ulusalcı-milliyetçi çizgi sergilediğini düşünenler az değil. Bakan olduktan sonraki kararlarının eski demokrat anlayışıyla çeliştiğini söyleyenler var…