İktidarın seçime dönük planları az-çok belli oldu. CHP’yi konuşturup, memleketin ciddi sorunlarını gölgelemeye çalışsalar da Doruk Madencilik işçileri, çarşı pazar fiyatlarını gören emekliler ve dar gelirliler, miting ve eylemlere katılan on binler gerçek sorunları hatırlatmaya devam ediyor.
CHP Lideri Özgür Özel, hemen her konuşmasının büyük bölümünü ülke sorunlarına ayırsa da bu konu sadece onun sorunu değil. Diğer muhalefet partilerinin bırakın demokratik kayıpları, ülkenin sorunları konusunda benzer aktivite düzenleme sorumluluğu yok mu?
‘İktidar, neleri gündemin gerisine itmeye çalışıyor?’ diye baktığımızda liste uzayıp gidiyor. Bir kez daha anımsatmakta fayda var;
- Türkiye’nin en büyük öncelikli sorunu ekonomi ve hayat pahalılığı. Kamuoyu araştırmalarında halkın yüzde 60’ı en büyük sorun olarak ekonomik sıkıntıları gösteriyor. Ekonomiyi, adalet sistemi, işsizlik ve demokrasi-insan hakları alanındaki gerileme izliyor.
- Gerçek enflasyon rakamları yüzde 54 seviyesinde. TÜİK’in gölgelendirilmiş rakamları bile yüzde 35’e dayandı. Dört kişilik bir ailenin insani yaşam şartlarını karşılayan yoksulluk sınırı 115 bin lira. Resmi işsizlik rakamları 3 milyon civarında. Gençlerin oranı ise yüzde 15. Kadınların iş gücüne katılma oranı ise sadece yüzde 35.
- Uzmanlara göre ekonomide rasyonel zemin yerine uzun süre uygulanan “faiz sebep, enflasyon sonuç” politikaları, yapısal bir ekonomik bunalım yarattı. Yanlış para politikaları sonucunda enflasyon ve hayat pahalılığı kontrol altına alınamadı, tarihin en uzun krizinin yaşanmasına neden oldu.
- Batık krediler ve iflaslar her gün haber oluyor. Artan yaşam maliyetleri nedeniyle vatandaşların kredi ve kredi kartı borçları arttı. Batık kredi miktarı tarihi seviyelere ulaştı. Ekonomik kriz orta sınıfı yok ederken, servet dar bir kesimin elinde toplandı.
- Hukukun Üstünlüğü Endeksine göre Türkiye, 143 ülke arasında 118’inci sırada yer alıyor. Bölgesel gerileme açısından bakıldığında Doğu Avrupa ve Orta Asya bölgesindeki 15 ülke arasında sondan ikinci sırada. Ve daha trajik, vatandaşların yüzde 71’i adalet ve yargı sistemine güvenmiyor.
- Freedom House’a göre Türkiye “Özgür Olmayan Ülke” kategorisinde. Türkiye’nin toplam özgürlük skoru 100 üzerinden 32 puana geriledi. Son 10 yılda dünyada özgürlüklerin en çok gerilediği ilk 10 ülke arasında.
- Uluslararası raporlarda Türkiye, yargının siyasallaşması nedeniyle adil yargılanma ve hukuki süreç haklarında en düşük puanları alan ülkelerden biri. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile birlikte güçler ayrılığı ilkesinin zedelenmesi, yargı mekanizmasını iktidarın en çok eleştirilen alanlarından biri haline getirdi.
- Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) üzerindeki siyasi etki, mahkemelerin hukuka göre değil siyasi iklim ve talimatlara göre karar verdiği algısını güçlendirdi. Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının yerel mahkemelerce uygulanmaması hukuk güvenliğini ortadan kaldırdı.
- Hukukçulara göre muhalif sesler, gazeteciler ve siyasetçiler tutukluluk süreçleriyle cezalandırılırken, kamu vicdanını yaralayan adi suçlarda faillerin hızla serbest kalması “cezasızlık kültürü” yarattı.
- Eğitimcilere göre eğitim politikalarının bilimsel ve pedagojik esaslar yerine ideolojik önceliklere göre sürekli değiştirilmesi ciddi sorun. Okul yöneticiliklerinden mülakat sistemlerine kadar liyakat yerine sadakatin ön plana alınması, eğitim kadrolarında nitelik kaybına yol açtı.
- Kadın cinayetleri ve şiddet artı. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasının kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetleriyle ilgili ciddi sonuçları oldu. Ruhsatsız silah edinmenin kolaylaştırılması, denetimlerin yetersizliği çeteleşmeyi artırdı. Doktorlara, öğretmenlere ve kamu görevlilerine yönelik fiziki saldırılar rutin hale geldi.
- Dış politikadaki tutarsızlık ayrı bir yazı konusu olur. Uzmanlara göre dış politikanın “şahsi ve ideolojik” kararlarla yürütülmesinin ciddi sonuçları oldu. Ani diplomatik geri adımlar atılması Türkiye’yi güvenilir bir aktör olmaktan çıkardı.
- Göçmen krizi, S-400 krizi, F-35 projesinden çıkarılma, AB üyelik sürecinin dondurulması gibi ciddi krizler arasında, tüm bu sorunlara çözmek yerine iktidarın ömrünü uzatmaya yönelik faydacı ilişkiler kuruldu.
Sonuçta, bu aile albümündeki fotoğraflar ortada dururken, CHP’nin içini karıştırmak gibi yapay konularla gündem tutuldu...