Instagram’da son günlerde neredeyse herkes 1980’lere dönüyor: Kabarık saçlar, vatkalı ceketler, eski fotoğrafçı dekorları, soluk renkler…
İnsanlar bugünkü yüzlerini yapay zekaya veriyor, kendilerini hiç yaşamadıkları ya da çoktan geride bıraktıkları bir dönemin içine yerleştiriyor…
Buna “eğlence” deyip geçmek kolay ama mesele bundan ibaret değil. Sosyal medyada yapılan, sadece eski bir saç modelini denemek ya da geçmişe gülümsemek değil... Geçmişin, Instagram tarafından bir kostüme dönüştürülmesi ile karşı karşıyayız.
Bir tarihsel dönem yaşandığı siyasal çatışmalardan, ekonomik dönüşümlerden, toplumsal acılardan, gündelik hayatın gerçekliğinden koparılıyor. Geriye birkaç kolay tanınan görüntü bırakılıyor: Saç, ceket, gözlük, fon, renk…
Böylece, 1980’ler artık anlaşılacak tarih olmaktan çıkıyor, seyirlik nostaljiye dönüşüyor…
Maalesef daha tuhafı; insanlar kendilerine özgü bir geçmiş görüntüsü yaratmak için aynı uygulamaya giriyor, aynı estetik kodlardan geçiyor, birbirine benzeyen yüzlerle geri dönüyor. Bireysellik vaadi, sonunda toplu bir benzerlik üretiyor.
Bu yüzden mesele bir Instagram oyunu değil. Mesele, geçmişle kurduğumuz ilişkinin değişmesi...
Bu kültürel dönüşümü anlatan bir düşünüre ihtiyacımız var: Fredric Jameson…
Kültürel robotlar
Fredric Jameson, kültür ile kapitalizmin geçirdiği dönüşüm arasındaki ilişkiyi inceleyen Amerikalı Marksist düşünür...
“Postmodernizm ya da Geç Kapitalizmin Kültürel Mantığı” araştırmasında geçmişle kurduğumuz ilişkinin değiştiğini/değiştirilmek istendiğini yazdı.
Ona göre geçmiş artık kendi siyasal çatışmaları, sınıfsal mücadeleleri ve tarihsel koşullarıyla değil, giderek tanınabilir görüntüleri, modaları ve üslupları ile tüketiliyor… Saç modeli kalıyor, otomobil kalıyor, müzik kalıyor, kıyafet kalıyor fakat bunların arkasındaki ekonomik düzen, çıkar kavgası, toplumsal çatışmalar unutturuluyor.
Jameson’a göre geçmişin görüntüleri bugün yeniden üretiliyor fakat onlara anlam veren tarihsel bağ kopuyor...
İşte… Instagram’daki 1980’ler akımının bu açıyla kavranması lazım. Platform size sürekli “kendini ifade et” diyor. Fakat görünür olabilmek için aynı akıma katılmanızı, başkalarının yaptığına benzer fotoğraf üretmenizi ve dolaşımdaki kalıpları yeniden paylaşmanızı teşvik ediyor! İnsanlar aslında aynı biçime sokuluyor, benzerlik ödüllendiriyor…
Sonuçta öne çıkan, farklı olan değil çoğunluğa benzeyen.
Keza: Bunun ekonomik karşılığı da var: Instagram’ın asıl kazancı nostaljiden değil, dikkatinizden geliyor; ekranda kaldığınız her dakika, ürettiğiniz her veri platform için paraya dönüşüyor…
Yani, geçmiş hatırlanacak tarih olmaktan çıkıp etkileşim üreten malzemeye dönüşüyor! 1980’leri hatırlamıyoruz 1980’lere benzeyen görüntüler tüketiyoruz...
Jameson’un tarif ettiği kültürel mantığı, bugün yapay zeka seri üretime dönüştürüyor. Salt fotoğraflarımızı dönüştürmüyor, hafızanızı sıradanlaştırıyor, farklılıkları törpülüyor, sizi aynı geçmişi tüketen kültürel robotlara çeviriyor…
1980’lerin gerçek fotoğrafı
Instagram modasının Eylül’de başlaması da enteresan, yarın 12 Eylül darbesinin yıl dönümü…
Ve bizim hafızamızda başka 1980’ler fotoğrafları var. Mesela:
Mamak Cezaevi’nde tek kişilik hücre ranzasının kenarında oturan Erdal Eren fotoğrafı var: Üzerinde arkadaşından ödünç aldığı yakası kürklü kabanı. Elleri dizlerinde. Arkasında kirli lavabo, bir bidon, bir kova...
İnsan bunların hiçbirini fark etmiyor, sadece o bakışı insanın içine işliyor… İdamından birkaç saat uzakta duran 17 yaşındaki gencin ağır, sessiz, insanın içine yerleşen bakışı var o fotoğrafta: “Son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda...”
Bizim hafızamızda1980’ler fotoğraflarımızda unutulmaz son bakışlar var:
650 bin insan gözaltına alındı.
171 kişi işkenceyle katledildi.
16 kişi “kaçarken vuruldu”, 95 kişi “çatışmada öldü”...
517 kişiye idam cezası verildi, 50 insan asıldı.
30 bin kişi işinden atıldı.
14 bin kişi vatandaşlıktan çıkarıldı.
Sadece insan bedenleri ezilmedi. Siyasi partiler kapatıldı, sendikaları dağıtıldı, grevler susturuldu, üniversite yeniden biçimlendirildi, kitaplar, gazeteler, filmler yasaklandı…
Aynı dönem 24 Ocak kararlarının neoliberal ekonomik düzeni hayata geçirildi. Örgütlü emek susturuldu, grev hakkı budandı, ücretler baskılandı...
Muhalefet kör orakla biçilince, üretenden çok sermayeyi koruyan, halk yararından çok vahşi piyasayı büyüten yeni ekonomik düzene geçildi.
Instagram, 1980’ler hafızasını makyajla örtüyor.
Platformun ihtiyacı tarih değil, etkileşim. Acısından, çatışmasından ve siyasetinden arındırılmış 1980’ler daha kolay paylaşılır, daha kolay beğenilir, daha kolay tüketilir çünkü…
Böylece: Bir tarafta ranzasında idamı bekleyen 17 yaşındaki Erdal Eren’in gözleri kalıyor… Diğer tarafta vatkalı, kabarık saçlı, gülümseyen yapay zeka portreleri…
Geçmiş, kostüme dönüştürüldüğünde ilk kaybettiğiniz hakikat olur…