Dünkü yazımda Kaşif Kozinoğlu dosyasını 2011’den değil, Sovyetler Birliği’nin dağıldığı 1991’den başlatmak gerektiğini yazdım. Kozinoğlu’nun neden hedef olduğunu anlamak için Orta Asya’daki FETÖ-CIA-MİT kavgasına bakmak gerekiyor.

Bugün dosyayı 2011’e getiriyorum. İşe -iki yıl hapis yattığım- Odatv kumpasının kilit belgesiyle başlıyorum: Koz.doc

FETÖ savcıları, birkaç satırlık bu Word belgesinden Kaşif Kozinoğlu ile Odatv arasında ilişki çıkardı!

Sözde dosyada, Rusya ve Özbekistan’daki cemaat faaliyetlerine ilişkin “Kozinoğlu’ndan gelen belgelerin” değerlendirilmesi isteniyordu.

Odatv’de kimse Kozinoğlu ile tanışmıyordu.

Peki, bu dosyayı kim yazdı? Yıllar sonra bilirkişiler Koz.doc’un Odatv bilgisayarında oluşturulmadığını saptadı.

-Bilgisayar kullanıcısı tarafından açıldığına ilişkin iz yoktu.

-Hatta dosya bilgisayarın silinmiş bölümünde bulundu.

-Bilişim raporları Koz.doc dahil suçlayıcı tüm dosyaların uzaktan, virüs yazılım kullanılarak Odatv bilgisayarına yerleştirildiği sonucuna vardı.

Bilgisayara dışarıdan konulan birkaç cümle, savcıların elinde Kozinoğlu-Odatv bağlantısına dönüştürüldü!

Koz.doc ile dosyanın içine artık MİT girmişti...

Ara hedef: Hakan Fidan

Kaşif Kozinoğlu yurt dışında görevdeydi.

Odatv soruşturması nedeniyle çağrıldı; 9 Mart 2011’de görev yaptığı Afganistan’dan Türkiye’ye geldi, ertesi gün tutuklandı.

Bir MİT görevlisinin Odatv dosyasına nasıl sokulduğunu önceki bölümde anlattım.

Kozinoğlu 10 Mart’ta tutuklandı. Altı ay sonra başka bir gelişme oldu: 13 Eylül 2011…

MİT ile PKK temsilcileri arasında Oslo’da yapılan görüşmelerin ses kayıtları internete sızdırıldı.

Görüşmeler devletin bilgisi dahilinde yürütülüyordu. MİT müsteşarı Hakan Fidan Başbakan Erdoğan adına masadaydı.

Kayıtların servis edilmesi, Oslo’nun siyasi anlamını tersine çevirdi. Devletin gizli yürüttüğü görüşme açığa çıkarıldı: MİT’in çözüm süreci başlangıcında PKK ile görüşmesi, “MİT-PKK ilişkisi” görüntüsüne çevrildi! Yetmedi.

13 Ocak 2012’de Diyarbakır’daki DTP binasında yapılan aramada Oslo görüşmelerine ait kayıtların bulunduğu ileri sürülen harddisk ele geçirildi… Yıllar sonra harddiskin oraya FETÖ mensuplarınca yerleştirildiği tespit edildi.

Tanıdık geliyor mu bunlar?

-Odatv’de bilgisayara dışarıdan yerleştirilen Koz.doc

-Diyarbakır’da bulunduğu ileri sürülen Oslo harddiski

-Ve, 7 Şubat 2012’de FETÖ savcısı, MİT Müsteşarı Hakan Fidan, eski Müsteşar Emre Taner, eski Müsteşar Yardımcısı Afet Güneş ve iki MİT görevlisini şüpheli sıfatıyla ifadeye çağırdı…

Bakınız:

Kozinoğlu’nun Odatv kumpasına sokulması başka dosya, 7 Şubat MİT operasyonu başka dosya gibi anlatıldı. Oysa sormanız gereken asıl soru şu:

FETÖ, MİT’e 7 Şubat 2012’de mi yöneldi? Yoksa MİT’e giden yol, bir yıl önce Kozinoğlu’nun Odatv kumpasına sokulmasıyla mı açıldı?

Koz.doc’un hedefindeki kurum belliydi:

Ana hedef: Erdoğan

“FETÖ MİT’i ele geçirmek istiyordu” demek yetmiyor. O gün devletin içinde neler oluyordu?

Ergenekon… Balyoz… Poyrazköy… Askeri Casusluk…

FETÖ kumpası olduğu ortaya çıkan bu operasyonlarda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin çok sayıda subayı tutuklandı, tasfiye edildi, Genelkurmay’ın kozmik odasına bile girildi...

FETÖ’nün emniyet ve yargıdaki gücü artık soruşturma açabilecek, dijital delil üretebilecek, insanları yıllarca cezaevinde tutabilecek noktadaydı...

Ve şimdi hedefte MİT vardı...

FETÖ için bu teşkilatı denetim altına almak hayatiydi.

Birincisi: Oslo’da devlet, PKK ile silahların susmasını sağlayacak yol arıyordu. 7 Şubat davasının gerekçeli kararı operasyonun amaçlarından birini tanımladı: Çözüm sürecini durdurmak...

Hakan Fidan tutuklanacak, MİT “PKK ile birlikte hareket eden kurum” görüntüsüne sokulacak ve buradan görüşmeleri yaptıran Erdoğan’a gidilecekti… Duruşmalarda “Rusya-Çin-İran’a yakınlaşan Erdoğan düşürülecek” dedik ama dinletemedik…

İkincisi: MİT, FETÖ yapılanmasını izleyen devlet kurumuydu. -Örneğin, FETÖ’nün Kozinoğlu’nun hazırladığını iddia ettiği- MİT 2004’te “Fethullah Gülen Grubu’nun Yurt Dışı Faaliyetleri” başlıklı rapor hazırladı.

7 Şubat davasının gerekçeli kararındaki tespit önemli: Hakan Fidan, Emre Taner ve Afet Güneş’in hedef alınma nedenlerinden biri, FETÖ’nün MİT’e sızmasına karşı gösterdikleri direnç...

FETÖ’nün 2011 tablosunu hatırlayın:

-TSK’da rakip gördüğünüz kadroları tasfiye ediyorsunuz...

-Emniyet ve yargıda büyük güç kazanmışsınız…

-Medyayı kontrolünüze almışsınız…

Ancak sizi izleyen, yurtdışı bağlantılarınızı raporlayan ve doğrudan hükümete bilgi veren MİT henüz denetiminizde değildi...

O halde:

Kozinoğlu dosyasına salt “öldü mü, öldürüldü mü” diye bakmak konuyu darlaştırır: Asıl hedef MİT idi.

FETÖ kumpaslarının ortak yöntemi buydu: Önce dijital delil üretiliyor, sonra o delilden ilişki çıkarılıyor ardından hedef alınan kişi ve kurum soruşturmanın içine çekiliyordu...