Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral…
Hemen her konuda görüşlerini paylaşan, özellikle muhalif cenah söz konusu olduğunda “taşı gediğine koymak” konusunda mahir, paylaşımları her daim önemli bir mesaj içeren mümtaz bir şahsiyettir…
Saral bu kez de günlerdir gündemden düşmeyen komedyen Deniz Göktaş’ı konu edindi. Biliyorsunuz Deniz, “Ölü Deniz” adını verdiği gösterisinden sonra 185 kişi tarafından CİMER’e şikâyet edilmiş, bunun üzerine savcılık “resen” yani kendiliğinden harekete geçmiş, Deniz hakkında “Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” suçlaması ile soruşturma başlatmıştı.
Tam bu sırada Komedyen Deniz, yurtdışındaydı. Soruşturma açıldığını öğrendiğinde yaptığı açıklamada döneceğini söyledi. Bir takım çevreler “yok canım, kuş uçtu” gibi değerlendirmeler yaptıysa da Deniz iki gün sonra, 2 Temmuz 2026’da ülkeye döndü ve tabii gözaltına alındı…
Havaalanında bir polis eşliğinde götürülürken fotoğrafı çekildi. Bir polis memuru eşliğinde yürürken sırt çantası ve şortuyla çekilmiş fotoğrafta enteresan bir durum yoktu… Ancak Vatan Emniyet Binasına girerken pozisyon değişmişti; fotoğrafta komedyen, iki polis arasında ters kelepçelenmiş halde görülüyordu!
Bir gece emniyette misafir edildikten sonra, ertesi gün savcının karşısına çıkarıldı. Bu arada kendisine atfedilen suçlamaya ufak bir ekleme daha yapılmıştı; “bir kesimin benimsediği dini değerleri alenen aşağılamak” suçlamasına şu da ilave edilmişti:
-Cumhurbaşkanına hakaret!
“Kuyu” cezaevine uzanan yol!
Komedyen Deniz Göktaş, savcılıkta iddiaları reddetti…
Kimseyi aşağılamak, hiç kimseye hakaret etmek gibi bir niyet içinde olmadığını, mizah yaptığını söyledi. Savcı, tutuklanması istemiyle hakimliğe sevk etti ve komedyen yargıç tarafından “kaçma şüphesiyle” tutuklandı. Halbuki Deniz bırakın kaçmayı, kendi ayaklarıyla “tıpış tıpış” ülkesine dönmüştü. Adalet Bakanlığı ise bunu kamuoyuna şöyle duyurmuştu:
-Hakkında soruşturma bulunan komedyen Deniz Göktaş yakalandı!
Böylece komedyenimiz, önce Metris Cezaevine, oradan da “Kuyu” tabir edilen Çorlu’daki yüksek güvenlikli cezaevine sevk edildi…
Haa, unutmadan Deniz’in avukatı Metin Sinan Aslan’ın verdiği şu bilgiyi de paylaşayım:
-Ters kelepçe dört beş kez çekilmiş bir prodüksiyon!
Neden derseniz, Deniz’in yüzündeki gülümsemeyi bir türlü silememişler herhalde! Neyse sonuçta Deniz, Çorlu’daki tek kişilik hücresine yerleştirildi…
Bu durum tepkilere neden oldu. “Neşemizi çalamazsınız” sözcükleri bir anda miting gibi toplantıların sloganı oluverdi… Deniz’in içeriden ilk mesajıysa şu olacaktı:
-Tahminimden daha iyiyim…
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı kızmış haliyle!
Anladığım kadarıyla bu gelişmeler Başdanışmanı biraz öfkelendirmiş…
Haliyle, böylesine kızınca almış klavyeyi eline, düşünce ve hislerini paylaşmış. Bakın öncelikle ne demiş:
-Kıytırık bir sözde komedyenin günlerce bu ülkenin gündemini işgal etmesi Türkiye adına zuldür…
Sözünü ettiği kişi, yıllar içinde yüzbinlerce kişiye gösteri yapmış, son gösterisi Youtube’da 10 milyon izlenmeyi aşmış bir “sözde komedyen!”
Devamı da var tabii; aslında ne konuşmamız gerektiğini anlatan:
-Bu milletin konuşacağı mesele; üç beş provokatif söz değil, Türkiye’nin yükselen vizyonu, bölgesel liderliği ve uluslararası arenadaki güçlü konumudur!
Sonra da yazımın başında belirttiğim gibi taşı gediğine yerleştirivermiş:
-Büyük devletler, kıytırık figürlerin değil; büyük hedeflerin peşinden yürür…
İşte bu kadar! Anladınız mı eyy işçiler, memurlar, asgari ücretliler, asgariye bile ulaşamayan emekliler, aklı havada gençler… İyi okuyun, ders çıkarın, tamam mı!