Herkes, özellikle de doğası gereği kadınlar, zamana meydan okumak; her daim genç ve güzel görünmek istiyor.
Gayet normal bir durum bana kalırsa…
Bunun için de kliniklerin, güzellik merkezlerinin, estetisyenlerin kapısı çalınıyor.
Bazen de o kapıdan çeke çeke içeri sokanlar oluyor.
Yeni değil, yıllardır merkezi noktalarda ellerinde broşürle yaklaşan kişileri görüyorsunuz.
Yani sokakta yürürken önünüz kesiliyor.
“Ücretsiz cilt analizi…”
“Bugün son gün…”
“İlk seans bizden…”
Sonrası hiç de hayal edildiği gibi olmayabiliyor.
Ya da bir sosyal medya hesabında tıklanan reklam sonrası bakım paketleri satın alınıyor.
Ve son dönemde, güzellik vaadiyle başlayan süreç, icra dosyasıyla kapanıyor.
Güzellik Mahkemeye Taşındı
Tüketici derneklerine, hakem heyetlerine şikâyet yağıyor.
“Her gün şikâyet var. İcra dosyaları arttı. En çok gelen şikâyetlerden biri de şu mesela; müşteri gidiyor, 2 seans işin uzmanı hizmet veriyor. Bir daha gidiyor, daha önce çay servisi yapan abla cildime işlem yaptı diyorlar. Öyle şikâyetler var ki lazerle yaktılar herkesi.”
Cümlenin sahibi TÜDER Genel Başkanı Levent Küçük.
Derneğe her yaştan kadın; cayma hakkını kullanamadığı, sağlığından olduğu, sözleşme imzalanırken söylenmeyen, fark etmediği maddeler nedeniyle başvuruda bulunuyor.
İşi mahkemeye taşıyan çok.
Milyonluk icra ödemesi yapmak zorunda kalanlar bile oldu.
Tam da bu nedenle Küçük uyarıyor.
“Ellerinde kâğıtlarla zorla o merkeze davet ediyorlar. Bakırköy’de bizzat yaşadım, kadın adım atarken önünü kesiyorlar. Oysa Ekim 2025 yılında İstanbul Valiliği hanutçulukla ilgili bir karar yayımladı.Bir kişiye ticari amaçla 50 metreden daha çok yaklaşamazlar. Buna rağmen yapıyorlar.”
İkna edebildiklerine:
“Adeta yeniden yaratma vaat ediyorlar. Ve fiyat piyasaya göre 2 ya da 3 kat fazla oluyor. İçeriği tam okunmayan, cezai şartları tam olarak anlatılmayan bir sözleşme, senet imzalatmaya çalışıyorlar hemen.”
“Hediye” Oyununa Dikkat!
Asıl kıskaca alınma noktası bir adım ötesi oluyor.
TÜDER Genel Başkanı Levent Küçük:
“Buraya kadar gelmişken 1 seans hizmetten ücretsiz yararlanın, ‘hediye’ diyorlar. Kişi cayma hakkında imza attım ama hizmetten yararlanmadım, fesih istiyorum deyince de hayır efendim, 1 seans hizmet aldınız diyorlar.”
Yani müşteri, hukuken yasal anlamda zor duruma düşüyor.
TÜDER Genel Başkanı Küçük:
“Kişi sonra işletmeye telefon açılıyor, ‘vazgeçtim’ diyor. Bu yetmez. Çünkü; buraya gelin, imzalar atılacak diyorlar. Kimse genelde gitmiyor, ihmal ediyor. O sözleşme de aynen devam ediyor.”
Yani işletmeye iptal ya da cayma bilgisi muhakkak yazılı verilmeli.
“Merkezlerin Anlaşmalı Avukatları Var”
Ardından devreye avukatlık bürosu giriyor.
Levent Küçük:
“Bunların anlaşmalı olduğu avukatlar var. Bu işlere bakanlar hep aynı bürolar.”
Yani, bir anlamda dolandırıcılık çarkı kurulu.
Ve o çark sistematik işliyor…
Levent Küçük:
“İcra takiplerinde bir ilamlı, bir de ilamsız takip var. İlamsız icrada belgeye dayanmazsın, takip başlatılır, itiraz edince müşteri 7 gün içerisinde icra durur. Ama sözleşme varsa iş ilamlı takibe döner. İtiraz için mahkemeye gidilecek, dava açılacak, borca itiraz davası…”
Yani hem zaman, hem bütçe hem de sabır gereken bir süreç başlıyor.
“Tam da bu yüzden çoğu kişi sözleşmedeki parayı ödeyip dava açmıyor. Ve avukatlar da ücret talep ediyor. Parayı hem merkeze hem de anlaşmalı avukata kaptırıyor tüketici.”
TÜDER artan icra takipleri ve sokak tacizleri için adım da attı.
Levent Küçük:
“Kaymakamlığa, emniyet müdürlüğüne hatta belediye ile şikâyetleri ilettik, emniyet ve zabıta denetimleri yaptırdık. Bir süre ortadan kayboldular ama yine çıkıyorlar. Sokakları emniyet ve belediyeler, zabıtalar denetlemeli, online’da da Ticaret Bakanlığı müdahale etmelidir. Ayrıca merkezleri de yine Sağlık Bakanlığı uygun ve yeterli malzeme kullanılıyor mu, uzmanlar yeterli mi takip etmelidir.”
Şikâyet Ve Cayma Talebi Yazılı Verilmeli
Bu noktada tüketicinin haklarını hatırlayalım.
Öncelikle ayıplı mal ya da satış için cayma hakkı var.
Almak istemedikleri hizmet için de sözleşmeyi feshedebilirler.
Ancak, yukarıda okudunuz her şey usule uygun olmalı.
Önce, hizmet alınan klinik, merkez, muayenehaneye cayma/iptal yazısı verilmeli.
Eğer ayıplı hizmet varsa, bunu kanıtlamak da zorunlu. (Yazışma, sözleşme, fotoğraf ve gerekirse doktor raporuyla…)
Ardından da Tüketici Hakem Heyeti’ne başvuru yapılmalı.
İş bu aşamaya gelmeden de bilinmesi gerekenler şöyle:
“Tüketici öncelikle birden fazla işletmeden fiyat alsın, asla sözleşmenin içeriğini okumadan imzalamasın, ayrıca taksitler halinde ödeme söz konusu ise 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun gereğince her bir taksit için ayrı senet düzenlemeleri gerekir. Bunlar toplu tek senet düzenliyor. Yasal değil, tüketici bunu bilsin.”
Gerçekten de her güzelliğin bir bedeli oluyor.
Kimileri bu bedeli ağır ödüyor.
Üstelik hizmet almadan, mahkemeler de uğraşarak…
Koca bir sektörü zan altında bırakamayız elbette.
Bugün bir güzellik merkezinin kapısından içeri giren herkes mağdur olmuyor.
İşini doğru yapan, etik çalışan, mevzuata uygun hizmet veren çok sayıda işletme de var.
Önemli olan doğruyu bulabilmek…