Rakip 2,8 milyon nüfuslu Litvanya, Baltıkların küçük ülkesi olmasına rağmen basketbolu adeta bir milli din ve toplumsal kimlik bileşeni olarak yaşayan dünya basketbolunun önemli ülkelerinden birisi. Litvanya basketbolunu anlayabilmek ve tanımak için öncelikle basketbolun onlar için ne ifade ettiğini bilmemiz gerek.
Öncelikle Litvanya’nın bağımsızlık mücadelesinde basketbol çok önemli bir yer tutar. Şöyle ki; 1988 Seul Olimpiyatları’nda ABD’yi devirip altın madalya alan Sovyet kadrosunun 4’ü Litvanyalıydı.
Grupta oynadığı 6 maçın tamamını kazanarak büyük bir avantaj sağlayan milli takımımız ise maça çok iyi başlarken, Litvanya ilk 5 dakikada sadece bir basket atabildi. Hal böyle olunca güçlü olan takımımız özgüveni de yükselerek adeta bir antrenman maçı tadında bir gün geçirerek kazandı.
Ana kadrosunun hemen hepsinden yoksun olmasına rağmen bir ekol takımı olan Litvanya’ya karşı maçın tamamında, hücum ve savunmada kurduğumuz üstünlük önemliydi. Kaptan Cedi Osman’ın başrolde olduğu, Malachi Flynn ve Furkan Korkmaz’ın savunmadaki rolleri, Adem Bona’nın hızlı ayakları, atletizmi ve sıçrama yeteneği ile Ömer Faruk ve Sertaç Şanlı’nın pota altı dominasyonları ve hücumdaki ikili oyunları, özetle kısa rotasyonumuzun temposu ile uzunlarımızın pota altı fiziksel üstünlüğü birleşince Litvanya’nın direnci kırıldı ve oyun baştan sona bizim üstünlüğümüzde geçti.