Atalarımız bazen bir cümlede birkaç ciltlik kitapların anlatamadığını anlatır…

Bugün, CHP’nin içinde bulunduğu tabloyu izlerken aklıma durmadan:

“Bir deli kuyuya taş atmış, kırk akıllı çıkaramamış…” atasözü geliyor…

Çünkü siyaset kimi zaman sorun çözme sanatı olmaktan çıkar; sorunun kendisi haline gelir...

Birileri bir taşı kuyuya atar...

Sonra herkes o taşı konuşmaya başlar…

Taşı kimin attığı unutulur…

Neden attığı unutulur…

Hatta kuyunun suyu bile unutulur…

Herkes yalnızca taşa odaklanır…

***

Bugün CHP’de yaşananlar biraz buna benziyor.

Partinin kuruluş felsefesi, Türkiye’nin geleceği, ekonomi, demokrasi, hukuk devleti, gençlerin umutsuzluğu, emeklilerin geçim sıkıntısı...

Hepsi bir kenara bırakılmış… Herkes kuyudaki taşa bakıyor...

Kimi taşı çıkarma peşinde... Kimi taşın aslında taş olmadığını anlatmaya çalışıyor...

Kimi de kuyunun başına çıkıp diğerlerini suçluyor... Fakat geçen her gün kuyunun etrafındaki kalabalık büyürken, kuyunun dışındaki hayat akmaya devam ediyor…

İşin ilginç tarafı...

Bu tür krizlerde çoğu zaman ilk hatayı yapanlar değil, o hatayı büyütenler belirleyici olur…

Çünkü bazen bir yanlış kararın maliyeti sınırlıdır…

Ama o yanlışın etrafında oluşturulan inat, öfke ve kutuplaşma çok daha büyük zararlar verir…

Siyaset kurumunun görevi kuyunun başında nöbet tutmak değil, taşı çıkarıp yoluna devam etmektir…

Eğer ortada hukuki bir ihtilaf varsa hukuk konuşur…

Eğer ortada siyasi bir meşruiyet tartışması varsa delegeler konuşur…

Eğer ortada bir güven sorunu varsa üyeler ve seçmen konuşur…

Demokrasilerde bunun adı kurultaydır, kongredir, seçimdir, sandıktır…

Çünkü sandık, kuyudaki taşı günlerce seyretmekten daha akıllıca bir yöntemdir…

***

Bugün CHP’nin önündeki temel mesele de budur…

Parti, enerjisini taşın etrafında dönmeye mi harcayacak?..

Yoksa taşı çıkarıp yeniden memleket meselelerine mi dönecek?..

Aslında milyonlarca seçmenin beklediği cevap budur…

Çünkü seçmenler siyasetçilerin birbirleriyle mücadelesini değil, ülkenin sorunlarına çözüm üretmesini görmek ister…

En başta yazdığım atasözünün üzücü tarafı

Bir delinin kuyuya attığı taşı çıkaramayan kırk akıllının hikayesinin de en az…

O kadar ibret verici oluşudur…

Belki de gerçek akıl, taşı kimin attığını tartışmak değil; onu mümkün olan en kısa sürede çıkarıp yola devam etmektir…

Çünkü siyaset, kuyuların başında bekleme sanatı değil, memleketi geleceğe taşıma sanatıdır…