Ekonomi konuşulunca benim aklına artık; üretim, yatırım ya da refah değil “paket” geliyor…
Sanki ülke ekonomisi değil de kargo şirketi yönetiliyor...
Her birkaç ayda bir yeni bir paket açılıyor...
İçinden umut çıkması bekleniyor ama nedense hep aynı şey çıkıyor:
Biraz zam… Biraz af… Biraz destek… Bol miktarda sabır…. Ve hepsi için de “kader…”
***
Meclis tatile girmeden önce yine sahne hazır… Emekliye enflasyon oranı kadar artış…
Turizmciye destek… Sinema filmciliği ve sinemacılığa katkı… Öğrenci affı…
Liste uzuyor… İster istemez soruyorum: Bu kadar müjde açıklanan bir ülkede vatandaş neden hâlâ ayın sonunu takvimle değil, kredi kartının limitiyle hesaplıyor?..
***
En düşük emekli aylığı artırılacakmış... Harika!.. Açlık sınırı asansörle çıkarken, emekli maaşı merdivenleri ağır ağır tırmanıyor… Sonra da “bakın, aradaki mesafeyi kapatıyoruz” deniliyor...
Oysa asansörle yarışan merdiven şimdiye kadar hiç kazanmadı…
Desteklenecek şanslı kişi ve sektörler
Sinemaya destek var… İsabet olur çünkü… Vatandaşın hayatı artık gişe rekortmeni bir yapımı andırıyor:
Dram var, gerilim var, kara mizah var... Eksik olan tek şey: Mutlu son...
Öğrenci affı konuşuluyor…
Oysa, gençler af değil, diplomalarının işsizliğe mahkûm edilmediği bir ülke istiyor…
Çünkü birçok genç, mezuniyet cübbesini çıkarır çıkarmaz geçim derdinin üniformasını giyiyor…
***
Turizme de destek geliyor... Elbette gelsin... Belki o destekle enflasyon da tatil yapar…
Zira… Hiç ara nefesi almadan sürekli yükseliyor...
Vatandaş ise yazın deniz kenarında değil, market raflarının önünde güneş çarpmasına yakalanıyor…
Oteller doluyor ama buzdolapları aynı başarıyı gösteremiyor…
***
Belli ki iktidar, ekonomiyi rakamlarla değil başlıklarla düzeltmeye çalışıyor…
Manşetler büyüyor, paketler çoğalıyor, sloganlar güzelleşiyor fakat…
Pazar filesi bütün propaganda metinlerinden daha inatçı... O, gerçeği saklamıyor...
Geçim derdinin yüzümüzde bıraktığı en acı çizgi...
Canlarım be, asıl mesele maaşlarda birkaç yüz ya da birkaç bin liralık artış değil…
Asıl mesele, maaşların, enflasyon canavarı karşısında kaç gün yaşayabildiği...
Asıl mesele af çıkarmak da değil; insanların affa ihtiyaç duymayacağı bir düzen kurmak...
Asıl mesele destek vermek değil; vatandaşın desteğe muhtaç kalmadığı bir ekonomi inşa etmek…
***
Saraydan bakınca ekonomi dosyalarda büyüyor…
Ve fakat mutfaktan bakınca, tencerede küçülüyor…
Ve ne acıdır ki iktidar, “iyileşiyoruz” dedikçe…
Vatandaş cebine bakıp “demek ki iyileşen ben değilmişim” diye gülümsemeye çalışıyor…
İşte bu tebessüm, mizah değil; geçim derdinin yüzümüzde bıraktığı en acı çizgidir…