Bazen büyük manşetler değil, küçük ama anlamı çok büyük ayrıntılar insanı mutlu ediyor…

Geçtiğimiz günlerde yayımlanan iki haber, benim için tam da böyleydi…

İlki, Bodrum’da, kızlarının hazırladığı Babalar Günü kutlamasında eski medya patronu Aydın Doğan’ın elinde NEFES gazetesiyle görüntülenmesi…

İkincisi ise, Hürriyet’in efsanevi genel yayın yönetmenlerinden Ertuğrul Özkök’ün köşesinde, NEFES yazarı Ümit Zileli’den alıntı yapmasıydı...

***

Bu iki gelişme, ilk bakışta sıradan ayrıntılar gibi görülebilir…

Oysa gazetecilik açısından (Benim için) çok daha derin bir anlam taşıyor...

Çünkü bunlar, yıllarca Türk basınının merkezinde yer almış iki önemli ismin, bugün de gündemi dikkatle takip ettiğini ve NEFES’i ciddiyetle okuduğunu gösteriyor…

Bu büyük emeğin küçük bir parçası olmaktan gurur duyuyorum

Gazetecilikte en değerli ödüllerden biri, meslektaşların takdiridir… Hele ki bu takdir, medya tarihine damga vurmuş isimlerden geliyorsa, değeri daha da artar...

Bu nedenle Aydın Doğan’ın tercihi de Ertuğrul Özkök’ün yaptığı atıf da yalnızca bir ayrıntı değil; merkez gazeteciliğin hâlâ yaşadığını gösteren anlamlı işaretlerdir…

***

Ben de bu büyük emeğin küçük bir parçası olmaktan gurur duyuyor, aynı çatı altında görev yaptığım arkadaşlarımı, yazarlarımızı ve emeği geçen herkesi yürekten kutluyorum...

Demek ki doğru habercilik, sakin ama kararlı bir dille yoluna devam ettiğinde, en deneyimli gözlerde bile karşılığını bulabiliyor...

İşte bu yüzden, bu iki küçük haber bana yalnızca mutluluk vermedi; mesleğime olan inancımı da bir kez daha güçlendirdi…

Neden yakın geleceğe dair umutluyum

Sosyal medyanın baş döndürücü hızında herkes kendi mahallesine seslenirken, toplumun ortak gerçeklik zemini giderek daralıyor… Bu daralma ise medyanın en büyük sorunu olan güven kaybını yaratıyor…

Slogan değil, doğrulanabilir bilgi arayan okur ve izleyici, sadece iktidara ya da yalnız muhalefete yakın yayıncılık yapan medyaya uzak duruyor...

***

Ekonomik gerçekler, dijital rekabet ve toplumun artan haber okuryazarlığı:

Medyayı yeniden merkeze çekmeye başladı canlarım…

Siyasi kamplaşmadan beslenen yayıncılık bir süre daha varlığını sürdürecektir elbette ancak…

Uzun vadede ayakta kalacak olanlar, güvenilirliklerini koruyabilen merkez medya olacaktır

İyi ki varsın NEFES…

Merkez medya, herkesi memnun eden değil; herkese eşit mesafede duran medyadır…

Gazetecinin görevi taraf olmak değil, gerçeğin tarafında durmaktır...

Türkiye’nin de en çok ihtiyaç duyduğu şey budur...

Çünkü kutuplaşmanın değil, ortak aklın kazandığı bir ülkede hem demokrasi hem de gazetecilik yeniden NEFES alacaktır…