Trump Türkiye’ye gelsin de biraz moral bulsun adamcık. Geçen sene, ülkemizde her şeyi bilen uzmanlar ‘Trump iki dönem kuralı falan takmaz. Gümbür gümbür yine aday olur. Öyle eser böyle coşar’ edebiyatı parçalıyorlardı. ABD anayasasının değişmesi çok zor diye açıklamaya çalışanlara da köyün safı muamelesi yapılıyordu.
Daha 2028’deki başkanlık seçimine 2 sene var ama Trump kendi partisindekilerle saç saça baş başa girmiş durumda. Trump, ABD siyasetinde senatoyu kilitleme denen ‘filibuster’ yöntemini kaldırtmak istiyor. Acil çıkarmak istediği bir yasa var. Cumhuriyetçi senatörler, Trump’a ‘Sen gideceksin biz kalacağız. Yarın öbür gün demokratlar burada çoğunluk olunca biz istemediğimiz yasaları nasıl engelleyeceğiz’ diye kafa tutuyor. Dört Cumhuriyetçi senatör, Kongre yetkisi olmadan yürütülen İran çatışmalarından Amerikan güçlerinin çekilmesini öngören ve Demokratlar tarafından sunulan Savaş Yetkileri Kararı lehine oy verdi. Trump küplere bindi. Cumhuriyetçi senatörlerden Bill Cassidy ile bağrış çağrış kavgası gazetelere düştü. Cumhuriyetçi Parti tam hız Trump sonrası moduna girmiş durumda.
***
İçeride bulamadığı huzuru Trump dışarda buluyor. ‘Erdoğan olmasa gelmezdim’ diyor ama Ankara’daki NATO Zirvesini iple çekmesi lazım. NATO Genel Sekreteri Rutte geçen sene Lahey’deki NATO zirvesinde Trump’a “daddy” (babacık) diye seslenmişti. Beyaz Saray bunun üzerine “daddy” yazılı tişörtler yaptırmıştı. Rutte gibi figürler, Avrupa’nın güvenlik zaafları olduğu bu nedenle 2028’e kadar Trump’ı hoş tutarak, Amerikan siyasetindeki bu dönemi kırmadan dökmeden tamamlamayı, işini gördürmeyi amaçlıyor. Buna kızanlar da var. Avrupa Parlamentosunun genişlemeden sorumlu üyesi Nacho Sanchez Amor, Trump ve Rutte için X’te şöyle bir paylaşım yaptı mesela:
“Rutte de Trump’ın bir başka kuklası. Tom Barrack tarzı tepeden bakan bir patron taslağı. Beyaz Anglo-Sakson Hristiyan kalıbının dışındaki her şeye tepeden bakıyorlar. Tüm Orta Doğu’yu (Türkiye dahil) sadece “yardımsever monarşileri” hak eden eğitimsiz bir sürü olarak görüyorlar. İşte sonuçlar bunlar.”
***
Türkiye Rutte’yi böyle mi okuyor bilemem ama işini gördürme konusunda Rutte tarzını benimsemiş durumda: Hazır Trump buradayken alacağımızı alalım sonrasına bakarız.
Amerikan iç siyasetindeki ayrışmalardan Trump sonrası hem Cumhuriyetçi Parti’nin hem de siyasetin bambaşka yerlere savrulması olası. Türkiye “Elimize fırsat geçmişken, övgü mövgü ne lazımsa yapalım, işimize bakalım” kafasında. Trump gelecek diye Ankara muma döndü.
***
Ankaralılar hayretler içerisinde. “Demek ki istenince Ankara da böyle oluyormuş” diyorlar. Kaldırımlar boyanmış, yolların aralarına çiçekler ekilmiş. Sokaklar mis gibi temizlenmiş. En çok da mazgalları ağırıma gitti. Malum bizde mazgallar asla yolla aynı hizada olmaz. Ya tepecik gibi bir yükselti ya da hafif çukur gibi yol hizasının aşağısında olur. Arabayla üstünden geçerken ya bir hafif zıplarsın ya da hafif bir arabanın altını vurursun. Açıkçası bugüne kadar mazgalların ancak böyle yapılabildiğini düşünüyordum. Meğer jilet gibi yolla aynı hizada mazgal da yapılabiliyormuş. İnsan sormadan edemiyor: Yahu kardeşim madem yapabiliyordunuz da neden yapmadınız? Vatandaşın başı kel mi? İlla sarı seyrek saçlı ve turuncu renkli mi olmamız gerekiyor?